<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İ.Ü SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ ÖZERK FORUMU / İnternetteki Eviniz - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.siyasalforum.org/</link>
		<description><![CDATA[İ.Ü SİYASAL BİLGİLER FAKÜLTESİ ÖZERK FORUMU / İnternetteki Eviniz - http://www.siyasalforum.org]]></description>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 20:09:21 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun ]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3189</link>
			<pubDate>Sat, 19 May 2012 09:16:19 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3189</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.trtspor.com.tr/Gallery/Images/Manset/Resized/19-MAYIS-GEN%C3%87L%C4%B0K-VE-SPOR-BAYRAMI.jpg" border="0" alt="[Resim: 19-MAYIS-GEN%C3%87L%C4%B0K-VE-SPOR-BAYRAMI.jpg]" /><br />
<br />
Ulu Önderrimiz Atatürk’ün tüm gençliğe ve ulusumuza armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.trtspor.com.tr/Gallery/Images/Manset/Resized/19-MAYIS-GEN%C3%87L%C4%B0K-VE-SPOR-BAYRAMI.jpg" border="0" alt="[Resim: 19-MAYIS-GEN%C3%87L%C4%B0K-VE-SPOR-BAYRAMI.jpg]" /><br />
<br />
Ulu Önderrimiz Atatürk’ün tüm gençliğe ve ulusumuza armağan ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Enginar Dolması ]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3188</link>
			<pubDate>Fri, 18 May 2012 23:25:27 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3188</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Enginar Dolması </span></span></span><br />
<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash2/s320x320/72837_10150901914359551_529359550_9520933_1768174473_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 72837_10150901914359551_529359550_952093...4473_n.jpg]" /><br />
<img src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQEuejL_CXcDTe2nGy3Qx1iT6TtBNaqMXak_GFvxhgP9SHgD10F8Q" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcQEuejL_CXcDTe2nGy3Qx1...9SHgD10F8Q]" /><br />
<br />
Çay bardağı pirinç<br />
50 gram kıyma<br />
1 adet domates<br />
1 adet orta boy soğan<br />
1 yemek kaşığı tereyağı<br />
1 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
1 tatlı kaşığı domates salçası<br />
1 tatlı kaşığı biber salçası<br />
1 tatlı kaşığı nane<br />
1 demet maydonoz<br />
1 tatlı kaşığı reyhan<br />
Karabiber, pulbiber, tuz, zencefil<br />
<br />
<span style="color: #32CD32;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Enginar Dolmasının yapılışı</span></span></span><br />
Enginarların sap kısımlarını keserek işe başlayalım. Daha sonra bolca suda yaprak araları dikkatlice yıkayıp  üstünü kapatacak şekilde su ilave edip 1tane limonla 1 yemek kaşığı tuz atıp 10 dakika haşlayalım  enginarları alıp soğuk suya tutup  içindeki  mısır püskülü gibi olan kısmını iyice temizleyelim enginarlarımız doldurulmaya hazır içlerini doldurmak üzere bir kenarda bekletelim.<br />
<br />
Şimdi geldik yemek yapmanın en keyifli kısmına  ben yemek yaparken çok mutlu oluyorum özelikle yemekler pişikten sonra servise hazırlarken ben çok keyifleniyorum .<br />
İç malzeme için soğan ve domatesi ince maydonuzu, naneyi, reyhanı doğrayalım.<br />
yıkanan pirince tüm malzemeleri ekleyip karıştıralım.<br />
<br />
Enginar yapraklarının arası alt yaprakları’dan başlayarak dolduralım. Enginarları sığdırabileceğimiz genişçe bir tencereye enginarları koyalım. Üzerine biraz zeytinyağı gezdirelim. Yarısına gelene kadar enginarları haşladığımız suyu koyup tuz ilave edelim.<br />
Önce açık ateşte kaynayınca kısık ateşte 45-50 dakika pişirelim,Sıcak servis yapalım.<br />
 Enginar dolmaları pişerken de ara ara suyundan bir kaşıkla suyundan üzerine döküyorum ki suyundaki lezzeti  içine de sinsin tabi ki bu benim kendi düşüncem.<br />
<br />
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Sindirim sistemi dostu: Enginar<br />
Umarım sizlerde seversiniz bu yemeği ben severek yedim.<br />
Sizlere şimdiden afiyet olsun<br />
<br />
<span style="color: #FF6347;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Emine Dönüş Özatar</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ENGİNAR BİTKİSİ VE YAPRAĞININ FAYDALARI</span> <br />
<br />
Papatyagiller familyasından olan enginarın, Latince İsmi, Cynara scolymus’dur.Mavi-mor renkli çiçekler açan, 50-150 cm boyunda çok senelik otsu bir bitkidir. Güney Avrupa ve<br />
Akdeniz çevresinde yetişir. Taze sebzesinden yemek yapılarak tüketilebildiği gibi yapraklarından çay hazırlanıp içilerekte kullanılabilir. Enginar faydaları nelerdir, enginar neye iyi gelir, enginar nasıl tüketilmeli, enginar kürü, enginar çayı nasıl yapılır, enginar hakkında bilgi:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Enginarın Faydaları:</span><br />
Enginar genel anlamda barsak boşaltıcı ve idrar söktürücü etkilere sahiptir.<br />
Enginar karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlar. Ayrıca vücuttaki amonyak ve kolestrolü azaltır.<br />
Bol A ve B vitamini içerdiğinden atardamar kireçlenmesini önlemekte ve safra kesesi rahatsızlıklarını gidermektedir. Bunun dışında cinsel gücü artırıcı, ateş düşürücü, vücudu kuvvetlendirici ve iştah açıcıdır. Romatizma, ishal, sarılık hastalıklarına ve sinirlere iyi gelir.<br />
Enginar kolesterol ve trigliserid düşürücüdür. Bu nedenle enginar damar sertliğine karşı önemli bir bitkidir.<br />
<br />
Enginarın çok önemli bir etkiside rahim ağzı kanserini önlemesidir.<br />
Enginar aynı zamanda diyabetliler için kan şekerini düşürücü etkiye sahiptir Bu etkiyi enginardaki insülin maddesi sağlar.<br />
<br />
Enginar hazmı kolaylaştırır ve vücuda alınan daha kolay parçalanmasını sağladığı için kilo verme diyetlerinde kullanılabilir.<br />
<br />
Ayrıca enginar safra kesesi ve safra kanallarının daha rahat çalışmasını sağlar.<br />
Enginarın diğer bir önemli özelliği de kabızlığı önleyici etkisinin olmasıdır.<br />
Enginar ayrıca safra kesesinde taş oluşumunu önler.<br />
<br />
Enginar ihtiva ettiği maddeler nedeniyle kalbin ve kalp damarlarının en yakın dostudur Kalp damarlarının rahat çalışmasını sağlayarak kalp krizi risklerini önler.<br />
<br />
Enginar Çayı Hazırlanışı ve Kullanımı:<br />
<br />
Enginar yaprağından iki tatlı kaşığı demliğe konur ve üzerine yarım litre kaynar su ilave edilir ve 10 dakika kaynatılır. 5 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Enginar Çayının Faydaları ;</span><br />
<br />
Karaciğer ve böbrek yetmezliğinde faydalıdır. Sarılık ve hepatit hastalıklarında, aşırı şişmanlıklarda, kurdeşende, romatizma ve egzamada, kan dolaşımını düzenlemede faydalıdır. Kolesterolün sebep olduğu damar sertliğinde, kalp sancıları, enfarktüs, beyin kanamaları gibi rahatsızlıkları önleyicidir. <br />
<br />
Kalbin en iyi dostudur. Kan temizleyici, vücuttaki zehirli maddeleri atmada, vücuda dinçlik vermede, kalp adalelerinin kuvvetlenmesinde, üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağlar. Mideyi dezenfekte ederek rahat çalışmasını sağlar. Toksinlerin atılmasında yardımcı olur.  <br />
<br />
ENGİNAR BİTKİSİNİN FAYDALARI KAYNAĞI.<br />
<a href="http://www.kadinlariz.com/saglik/sifali-bitkiler-saglik/enginar-faydalari.html" target="_blank">http://www.kadinlariz.com/saglik/sifali-...alari.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Enginar Dolması </span></span></span><br />
<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash2/s320x320/72837_10150901914359551_529359550_9520933_1768174473_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 72837_10150901914359551_529359550_952093...4473_n.jpg]" /><br />
<img src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQEuejL_CXcDTe2nGy3Qx1iT6TtBNaqMXak_GFvxhgP9SHgD10F8Q" border="0" alt="[Resim: images?q=tbn:ANd9GcQEuejL_CXcDTe2nGy3Qx1...9SHgD10F8Q]" /><br />
<br />
Çay bardağı pirinç<br />
50 gram kıyma<br />
1 adet domates<br />
1 adet orta boy soğan<br />
1 yemek kaşığı tereyağı<br />
1 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
1 tatlı kaşığı domates salçası<br />
1 tatlı kaşığı biber salçası<br />
1 tatlı kaşığı nane<br />
1 demet maydonoz<br />
1 tatlı kaşığı reyhan<br />
Karabiber, pulbiber, tuz, zencefil<br />
<br />
<span style="color: #32CD32;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Enginar Dolmasının yapılışı</span></span></span><br />
Enginarların sap kısımlarını keserek işe başlayalım. Daha sonra bolca suda yaprak araları dikkatlice yıkayıp  üstünü kapatacak şekilde su ilave edip 1tane limonla 1 yemek kaşığı tuz atıp 10 dakika haşlayalım  enginarları alıp soğuk suya tutup  içindeki  mısır püskülü gibi olan kısmını iyice temizleyelim enginarlarımız doldurulmaya hazır içlerini doldurmak üzere bir kenarda bekletelim.<br />
<br />
Şimdi geldik yemek yapmanın en keyifli kısmına  ben yemek yaparken çok mutlu oluyorum özelikle yemekler pişikten sonra servise hazırlarken ben çok keyifleniyorum .<br />
İç malzeme için soğan ve domatesi ince maydonuzu, naneyi, reyhanı doğrayalım.<br />
yıkanan pirince tüm malzemeleri ekleyip karıştıralım.<br />
<br />
Enginar yapraklarının arası alt yaprakları’dan başlayarak dolduralım. Enginarları sığdırabileceğimiz genişçe bir tencereye enginarları koyalım. Üzerine biraz zeytinyağı gezdirelim. Yarısına gelene kadar enginarları haşladığımız suyu koyup tuz ilave edelim.<br />
Önce açık ateşte kaynayınca kısık ateşte 45-50 dakika pişirelim,Sıcak servis yapalım.<br />
 Enginar dolmaları pişerken de ara ara suyundan bir kaşıkla suyundan üzerine döküyorum ki suyundaki lezzeti  içine de sinsin tabi ki bu benim kendi düşüncem.<br />
<br />
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Sindirim sistemi dostu: Enginar<br />
Umarım sizlerde seversiniz bu yemeği ben severek yedim.<br />
Sizlere şimdiden afiyet olsun<br />
<br />
<span style="color: #FF6347;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Emine Dönüş Özatar</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ENGİNAR BİTKİSİ VE YAPRAĞININ FAYDALARI</span> <br />
<br />
Papatyagiller familyasından olan enginarın, Latince İsmi, Cynara scolymus’dur.Mavi-mor renkli çiçekler açan, 50-150 cm boyunda çok senelik otsu bir bitkidir. Güney Avrupa ve<br />
Akdeniz çevresinde yetişir. Taze sebzesinden yemek yapılarak tüketilebildiği gibi yapraklarından çay hazırlanıp içilerekte kullanılabilir. Enginar faydaları nelerdir, enginar neye iyi gelir, enginar nasıl tüketilmeli, enginar kürü, enginar çayı nasıl yapılır, enginar hakkında bilgi:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Enginarın Faydaları:</span><br />
Enginar genel anlamda barsak boşaltıcı ve idrar söktürücü etkilere sahiptir.<br />
Enginar karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlar. Ayrıca vücuttaki amonyak ve kolestrolü azaltır.<br />
Bol A ve B vitamini içerdiğinden atardamar kireçlenmesini önlemekte ve safra kesesi rahatsızlıklarını gidermektedir. Bunun dışında cinsel gücü artırıcı, ateş düşürücü, vücudu kuvvetlendirici ve iştah açıcıdır. Romatizma, ishal, sarılık hastalıklarına ve sinirlere iyi gelir.<br />
Enginar kolesterol ve trigliserid düşürücüdür. Bu nedenle enginar damar sertliğine karşı önemli bir bitkidir.<br />
<br />
Enginarın çok önemli bir etkiside rahim ağzı kanserini önlemesidir.<br />
Enginar aynı zamanda diyabetliler için kan şekerini düşürücü etkiye sahiptir Bu etkiyi enginardaki insülin maddesi sağlar.<br />
<br />
Enginar hazmı kolaylaştırır ve vücuda alınan daha kolay parçalanmasını sağladığı için kilo verme diyetlerinde kullanılabilir.<br />
<br />
Ayrıca enginar safra kesesi ve safra kanallarının daha rahat çalışmasını sağlar.<br />
Enginarın diğer bir önemli özelliği de kabızlığı önleyici etkisinin olmasıdır.<br />
Enginar ayrıca safra kesesinde taş oluşumunu önler.<br />
<br />
Enginar ihtiva ettiği maddeler nedeniyle kalbin ve kalp damarlarının en yakın dostudur Kalp damarlarının rahat çalışmasını sağlayarak kalp krizi risklerini önler.<br />
<br />
Enginar Çayı Hazırlanışı ve Kullanımı:<br />
<br />
Enginar yaprağından iki tatlı kaşığı demliğe konur ve üzerine yarım litre kaynar su ilave edilir ve 10 dakika kaynatılır. 5 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Enginar Çayının Faydaları ;</span><br />
<br />
Karaciğer ve böbrek yetmezliğinde faydalıdır. Sarılık ve hepatit hastalıklarında, aşırı şişmanlıklarda, kurdeşende, romatizma ve egzamada, kan dolaşımını düzenlemede faydalıdır. Kolesterolün sebep olduğu damar sertliğinde, kalp sancıları, enfarktüs, beyin kanamaları gibi rahatsızlıkları önleyicidir. <br />
<br />
Kalbin en iyi dostudur. Kan temizleyici, vücuttaki zehirli maddeleri atmada, vücuda dinçlik vermede, kalp adalelerinin kuvvetlenmesinde, üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağlar. Mideyi dezenfekte ederek rahat çalışmasını sağlar. Toksinlerin atılmasında yardımcı olur.  <br />
<br />
ENGİNAR BİTKİSİNİN FAYDALARI KAYNAĞI.<br />
<a href="http://www.kadinlariz.com/saglik/sifali-bitkiler-saglik/enginar-faydalari.html" target="_blank">http://www.kadinlariz.com/saglik/sifali-...alari.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ Mısırlı Kırmızı Pancar Salatası]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3187</link>
			<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:35:03 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3187</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-snc6/s320x320/181887_10150900121059551_529359550_9516889_1350679756_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 181887_10150900121059551_529359550_95168...9756_n.jpg]" /><br />
Mısırlı Kırmızı Pancar Salatası<br />
<br />
Malzemeler :<br />
4-5 orta boy kırmızı pancar<br />
1 yemek kaşığı sirke ( tercihen elma sirkesi )<br />
1-2 diş sarımsak<br />
1 limon<br />
1 çay baydağı haşlanmış mısır<br />
Yarim demet dereotu, madonoz<br />
2 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
Tuz<br />
Hazırlanışı :<br />
<br />
Pancarların yapraklarını ayırıp, yumrularını güzelce yıkayın.<br />
Bir tencereye aldığınız pancarların üzerini geçecek kadar su ilave edin.<br />
Pancarlar yumuşayıncaya kadar orta hararetli ocakta haşlayın.<br />
Soğutmadan dış kabuklarını güzelce soyun.<br />
Zevkinize göre yarım ay şeklinde yahut kesme şekerden daha irice küp küp doğrayın.<br />
Dereotunu da temizleyip ince imce doğrayalım<br />
Doğranmış pancarlarınızı bir servis tabağına alın.<br />
Üzerine bir yemek kaşığı elma sirkesi, 1 limonu sıkıp , dövülmüş sarımsak ve bir parça tuz, zeytinyağını bir çukur kasede iyice karıştırın.<br />
Bunların hepsini birlikte karıştıralım<br />
Arzuya göre havuç,turp ve marul yatağı ortasında servise alın<br />
Mısırla süsleyelim<br />
<br />
pekmezi, tuşusu ve saltasıyla yöre mutfağında doğrudan yer bulan bir sebzedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-snc6/s320x320/181887_10150900121059551_529359550_9516889_1350679756_n.jpg" border="0" alt="[Resim: 181887_10150900121059551_529359550_95168...9756_n.jpg]" /><br />
Mısırlı Kırmızı Pancar Salatası<br />
<br />
Malzemeler :<br />
4-5 orta boy kırmızı pancar<br />
1 yemek kaşığı sirke ( tercihen elma sirkesi )<br />
1-2 diş sarımsak<br />
1 limon<br />
1 çay baydağı haşlanmış mısır<br />
Yarim demet dereotu, madonoz<br />
2 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
Tuz<br />
Hazırlanışı :<br />
<br />
Pancarların yapraklarını ayırıp, yumrularını güzelce yıkayın.<br />
Bir tencereye aldığınız pancarların üzerini geçecek kadar su ilave edin.<br />
Pancarlar yumuşayıncaya kadar orta hararetli ocakta haşlayın.<br />
Soğutmadan dış kabuklarını güzelce soyun.<br />
Zevkinize göre yarım ay şeklinde yahut kesme şekerden daha irice küp küp doğrayın.<br />
Dereotunu da temizleyip ince imce doğrayalım<br />
Doğranmış pancarlarınızı bir servis tabağına alın.<br />
Üzerine bir yemek kaşığı elma sirkesi, 1 limonu sıkıp , dövülmüş sarımsak ve bir parça tuz, zeytinyağını bir çukur kasede iyice karıştırın.<br />
Bunların hepsini birlikte karıştıralım<br />
Arzuya göre havuç,turp ve marul yatağı ortasında servise alın<br />
Mısırla süsleyelim<br />
<br />
pekmezi, tuşusu ve saltasıyla yöre mutfağında doğrudan yer bulan bir sebzedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sebzeli sulu Köfte]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3186</link>
			<pubDate>Thu, 17 May 2012 22:35:17 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3186</guid>
			<description><![CDATA[[quote author=emine-dönüş link=topic=16441.msg44054#msg44054 date=1278062969]<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/2009/10/aşure-015-1024x768.jpg" border="0" alt="[Resim: aşure-015-1024x768.jpg]" /><br />
<br />
Sebzeli sulu Köfte<br />
<br />
Hazırlanışı: 15-20 dakika<br />
<br />
Pişirme süresi: 30-35 dakika<br />
<br />
MALZEMELER<br />
<br />
400 gr yağsız kıyma <br />
<br />
1 yumurta<br />
<br />
1 su bardağı köftelik bulgur <br />
<br />
1/2 demet maydanoz 2, diş sarımsak<br />
<br />
1 büyük boy patates, 3. sivri biber<br />
<br />
2 büyük boy havuç<br />
<br />
 Birer çay kaşığı karabiber, kimyon,  Tuz<br />
<br />
1 yemek kaşığı biber salçası, 1 yemek kaşığı domates salçası<br />
<br />
2 tane limon<br />
<br />
Yarım çay bardağı zeytinyağı<br />
<br />
YAPILIŞI<br />
<br />
Bir kabın içine kıymayı, bulguru, yumurtayı, maydanozu, tuzu ve baharatları ilave edelim. Soğanı rendeleyip  Köfte harcım iyice yoğurarak hazırlayalım köfteleri ceviz büyüklüğünde yuvarlayarak hazırlayalım bir kenara bırakalım. <br />
<br />
Patatesi havucu küp küp doğrayalım  Biberlerin saplanın keselim onuda ince halkalar şeklinde doğrayalım, Bir tencereye yağını koyalım biraz ısınınca İçine biber salçasını, domates salçasını, tuzunu ilave edip sote edelim onun İçinede havuç, patates, biberi ilave edelim onlarına sote edelim  3 su bardağı suyu ilave edip pişmeye birakalım.<br />
<br />
sebzeler pişmeye yakın Köfteleride ilave edelim pişmeye birakalım limon suyunuda ilave edlim  dövülmüş sanmsaklarıda  pişen yemeği ocaktan indirelim bir çukur servis tabağına alanım uzerinide nane yaprakları ile süzleyelim. Yemeğimiz servise hazır AFİYET OLSUN <br />
<br />
Not ben genelde zeytiyağını tercih ederim daha sağlılklı ve daha lezettli oluyor tercih sizindir. <br />
Tamamen kendi tarifimdir.<br />
Emine Dönüş ÖZATAR<br />
[/quote]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[quote author=emine-dönüş link=topic=16441.msg44054#msg44054 date=1278062969]<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/2009/10/aşure-015-1024x768.jpg" border="0" alt="[Resim: aşure-015-1024x768.jpg]" /><br />
<br />
Sebzeli sulu Köfte<br />
<br />
Hazırlanışı: 15-20 dakika<br />
<br />
Pişirme süresi: 30-35 dakika<br />
<br />
MALZEMELER<br />
<br />
400 gr yağsız kıyma <br />
<br />
1 yumurta<br />
<br />
1 su bardağı köftelik bulgur <br />
<br />
1/2 demet maydanoz 2, diş sarımsak<br />
<br />
1 büyük boy patates, 3. sivri biber<br />
<br />
2 büyük boy havuç<br />
<br />
 Birer çay kaşığı karabiber, kimyon,  Tuz<br />
<br />
1 yemek kaşığı biber salçası, 1 yemek kaşığı domates salçası<br />
<br />
2 tane limon<br />
<br />
Yarım çay bardağı zeytinyağı<br />
<br />
YAPILIŞI<br />
<br />
Bir kabın içine kıymayı, bulguru, yumurtayı, maydanozu, tuzu ve baharatları ilave edelim. Soğanı rendeleyip  Köfte harcım iyice yoğurarak hazırlayalım köfteleri ceviz büyüklüğünde yuvarlayarak hazırlayalım bir kenara bırakalım. <br />
<br />
Patatesi havucu küp küp doğrayalım  Biberlerin saplanın keselim onuda ince halkalar şeklinde doğrayalım, Bir tencereye yağını koyalım biraz ısınınca İçine biber salçasını, domates salçasını, tuzunu ilave edip sote edelim onun İçinede havuç, patates, biberi ilave edelim onlarına sote edelim  3 su bardağı suyu ilave edip pişmeye birakalım.<br />
<br />
sebzeler pişmeye yakın Köfteleride ilave edelim pişmeye birakalım limon suyunuda ilave edlim  dövülmüş sanmsaklarıda  pişen yemeği ocaktan indirelim bir çukur servis tabağına alanım uzerinide nane yaprakları ile süzleyelim. Yemeğimiz servise hazır AFİYET OLSUN <br />
<br />
Not ben genelde zeytiyağını tercih ederim daha sağlılklı ve daha lezettli oluyor tercih sizindir. <br />
Tamamen kendi tarifimdir.<br />
Emine Dönüş ÖZATAR<br />
[/quote]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[OR-Gİ Havaalanı İçin Fizibilite Etüdünün Önemi]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3182</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 20:20:35 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3182</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">OR-Gİ Havaalanı İçin Fizibilite Etüdünün Önemi</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">11 Mayıs 2012</span></span></span><br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/orgi-havalimani-bilgiagi-net(2).jpg" border="0" alt="[Resim: orgi-havalimani-bilgiagi-net(2).jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">Ordu-Giresun "havalı" Havalimanı</span></span><br />
<br />
Gülyalı ve Piraziz kıyı paralelindeki deniz üzerinde kurulması planlanan ve dolgu inşaatının yaklaşık yüzde 10 luk kısmının tamamlandığı OR-Gİ havaalanı bittiğinde Dünyanın ikinci, Türkiye'nin birinci genel anlamda Türkiye'nin 52. havalimanı olacaktır. Bu açıdan Havaalanı ve hava limanı sahiden "liman" sıfatını mecazda da gerçekte de üzerinde taşımış olacaktır. Zira havaalanı müştemilatında yat limanı da bulunmaktadır.<br />
<br />
2014 yılında tamamlanması planlanan havalimanı için şifreli şekilde 528 iş günü hedeflemesinde bulunulmuştur. Bu rakamın ilk iki rakamı Ordu'nun son iki rakamı ise Giresun'un plakası olması iller arasındaki gelşime ivmesinde rekabetin yerini iş birliğine bırakması açısından son derece manidar veya kaydadeğerdir. Bu haliyle çılgın proje kapsamında değerlendirilebilecek projeyi "havalı bir proje" olarak değerlendirebiliriz.<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;">“528” Kodlaması ve İsim Komedisi: </span><br />
<br />
1970 li yıllarda bölgeye bir havaalanı yapılacağı vaat edilmiş, aradan geçen 41 yılda 3 cumhurbaşkanı, 11 başbakan ve 30 bakan değişmiştir. Buna rağmen projenin yapımı, bu günlere kısmet olmuştur. 528 iş gününde havaalanının altyapısının bitmesi planlanmakta. Ordu ve Giresun'un plakası da böylece hem havalimanı inşaat süresine hem de havalimanının koduna yansımış olacaktır.<br />
<br />
Havalimanı için Ordulular “Ordu”, Giresunlular da “Giresun” ismini isteyince, Ulaştırma Bakanlığı ortak isim olarak, iki kentin ilk hecelerinden oluşturulan “OR-Gİ” ismini benimsemişti. Nevar ki, bakanlığın bulduğu ismin İngilizce’de <span style="font-weight: bold;">“toplu seks”</span> anlamına gelen “orgy” ile benzerliği ortaya çıkınca bu sorun oldu. Bunun üzerine havaalanının adı, geçen yıldan itibaren resmi yazışmalarda ve tanıtımlarda açıktan yazılarak, <span style="font-weight: bold;">“Ordu-Giresun Havaalanı”</span> olarak kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Havalimanına İlişkin Teknik Bilgiler<br />
<br />
Ordu ile Giresun illerine hizmet verecek Türkiye’nin ilk deniz havalimanının tek benzeri Japonya’nın Osaka Körfezi’nin 5 kilometre açığındaki havaalanı 1994’te inşa edilmişti.</span><br />
<br />
İnşaa sürecinde, iki ila sekiz ton arasındaki kayalarla deniz doldurulacak, ardından 7 bin 435 metre uzunluğunda, ortalama 5.5 metre yüksekliğinde koruyucu mendirek inşa edilecek. Havaalanını Karadeniz’in dalgalarından koruyacak mendirek için 8.5 milyon ton taş kullanılacak.<br />
<br />
Pist inşaatı için denize 190 adet, bin 300 ton çelik boru kazıklar çakılarak zemin oluşturulacağı planlanmaktadır.<br />
<br />
Yılda 2 Milyon kişi yolcu kapasitesi olacağı belirtilen havalimanı projesinin toplam maliyeti yaklaşık 145 milyon TL civarında olacağı belirtilmekte.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ne var ki, 5.5 metre yüksekliğindeki koruyucu mendirek, kanımızca yetersizdir. Zira Karadeniz dalgaları son derece hırçındır. zira Karadeniz bir kuzey denizidir. Karadeniz bir iç deniz olsa da herkes tarafından bilindiği gibi dip ve yüzey akıntıları güçlü bir denizdir. Bu nedenle mendirek yüksekliğinin 10 metre bile olması kaygı vericidir. Kaldı ki bu yükseklik şu an için 5.5 metredir. Bu konu mutlak surette yeniden değerlendirilmelidir.<br />
</span><br />
Henüz bu satırları yazmak için geç kalındı mı bilmiyorum ama, havalimanının makroformunun makul ve/veya manidar bir şekle benzemesi bir başka önemli durumdur. Örneğin Dubai'deki sahil makroformları veya deniz dolgularının incelenmesi bu konuda işi yürütenler ve  fikir edinmek isteyenler için faydalı olacağını düşünüyorum.<br />
<br />
Memleketimiz için aydınlık yarınlar temennisiyle esen kalınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">OR-Gİ Havaalanı İçin Fizibilite Etüdünün Önemi</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">11 Mayıs 2012</span></span></span><br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/orgi-havalimani-bilgiagi-net(2).jpg" border="0" alt="[Resim: orgi-havalimani-bilgiagi-net(2).jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">Ordu-Giresun "havalı" Havalimanı</span></span><br />
<br />
Gülyalı ve Piraziz kıyı paralelindeki deniz üzerinde kurulması planlanan ve dolgu inşaatının yaklaşık yüzde 10 luk kısmının tamamlandığı OR-Gİ havaalanı bittiğinde Dünyanın ikinci, Türkiye'nin birinci genel anlamda Türkiye'nin 52. havalimanı olacaktır. Bu açıdan Havaalanı ve hava limanı sahiden "liman" sıfatını mecazda da gerçekte de üzerinde taşımış olacaktır. Zira havaalanı müştemilatında yat limanı da bulunmaktadır.<br />
<br />
2014 yılında tamamlanması planlanan havalimanı için şifreli şekilde 528 iş günü hedeflemesinde bulunulmuştur. Bu rakamın ilk iki rakamı Ordu'nun son iki rakamı ise Giresun'un plakası olması iller arasındaki gelşime ivmesinde rekabetin yerini iş birliğine bırakması açısından son derece manidar veya kaydadeğerdir. Bu haliyle çılgın proje kapsamında değerlendirilebilecek projeyi "havalı bir proje" olarak değerlendirebiliriz.<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;">“528” Kodlaması ve İsim Komedisi: </span><br />
<br />
1970 li yıllarda bölgeye bir havaalanı yapılacağı vaat edilmiş, aradan geçen 41 yılda 3 cumhurbaşkanı, 11 başbakan ve 30 bakan değişmiştir. Buna rağmen projenin yapımı, bu günlere kısmet olmuştur. 528 iş gününde havaalanının altyapısının bitmesi planlanmakta. Ordu ve Giresun'un plakası da böylece hem havalimanı inşaat süresine hem de havalimanının koduna yansımış olacaktır.<br />
<br />
Havalimanı için Ordulular “Ordu”, Giresunlular da “Giresun” ismini isteyince, Ulaştırma Bakanlığı ortak isim olarak, iki kentin ilk hecelerinden oluşturulan “OR-Gİ” ismini benimsemişti. Nevar ki, bakanlığın bulduğu ismin İngilizce’de <span style="font-weight: bold;">“toplu seks”</span> anlamına gelen “orgy” ile benzerliği ortaya çıkınca bu sorun oldu. Bunun üzerine havaalanının adı, geçen yıldan itibaren resmi yazışmalarda ve tanıtımlarda açıktan yazılarak, <span style="font-weight: bold;">“Ordu-Giresun Havaalanı”</span> olarak kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Havalimanına İlişkin Teknik Bilgiler<br />
<br />
Ordu ile Giresun illerine hizmet verecek Türkiye’nin ilk deniz havalimanının tek benzeri Japonya’nın Osaka Körfezi’nin 5 kilometre açığındaki havaalanı 1994’te inşa edilmişti.</span><br />
<br />
İnşaa sürecinde, iki ila sekiz ton arasındaki kayalarla deniz doldurulacak, ardından 7 bin 435 metre uzunluğunda, ortalama 5.5 metre yüksekliğinde koruyucu mendirek inşa edilecek. Havaalanını Karadeniz’in dalgalarından koruyacak mendirek için 8.5 milyon ton taş kullanılacak.<br />
<br />
Pist inşaatı için denize 190 adet, bin 300 ton çelik boru kazıklar çakılarak zemin oluşturulacağı planlanmaktadır.<br />
<br />
Yılda 2 Milyon kişi yolcu kapasitesi olacağı belirtilen havalimanı projesinin toplam maliyeti yaklaşık 145 milyon TL civarında olacağı belirtilmekte.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ne var ki, 5.5 metre yüksekliğindeki koruyucu mendirek, kanımızca yetersizdir. Zira Karadeniz dalgaları son derece hırçındır. zira Karadeniz bir kuzey denizidir. Karadeniz bir iç deniz olsa da herkes tarafından bilindiği gibi dip ve yüzey akıntıları güçlü bir denizdir. Bu nedenle mendirek yüksekliğinin 10 metre bile olması kaygı vericidir. Kaldı ki bu yükseklik şu an için 5.5 metredir. Bu konu mutlak surette yeniden değerlendirilmelidir.<br />
</span><br />
Henüz bu satırları yazmak için geç kalındı mı bilmiyorum ama, havalimanının makroformunun makul ve/veya manidar bir şekle benzemesi bir başka önemli durumdur. Örneğin Dubai'deki sahil makroformları veya deniz dolgularının incelenmesi bu konuda işi yürütenler ve  fikir edinmek isteyenler için faydalı olacağını düşünüyorum.<br />
<br />
Memleketimiz için aydınlık yarınlar temennisiyle esen kalınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Müzmin Regl Psikozu / Sendromu]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3180</link>
			<pubDate>Sat, 05 May 2012 23:57:26 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3180</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar/ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Müzmin Regl Psikozu / Sendromu</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">06 Mayıs 2012</span></span><br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/muzmin-regller-muzmin-regl-psikozu.jpg" border="0" alt="[Resim: muzmin-regller-muzmin-regl-psikozu.jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
Müzmin Regl Psikozu veya Regl Sendromu</span></span><br />
<br />
Regl sendromu, olgunlaşmış dişi homosapienslerin yumurtlama dönemlerinde salgılanan progesteron hormonuna metabolizmanın, vücudun ve beynin koordineli olarak uyum sağlayamamasından dolayı ortaya çıkan ve çoğu dişi yaratıklarda görülen kronik depresif reaksiyonlardır.Bu dönemde, vücutta bir taraftan kan kaybı olmakta, bir taraftan progesteron hormonu salgılanmakta, bir taraftan vücut bu hormona adapte olmaya uğraşırken bir taraftan da kan kaybının verdiği zahmet ve sıkıntı söz konusu dişileri fazlasıyla etkilemektedir. Bu dönemde özellikle hissedilen çaresizlik ve psikolojik güçsüzlük iç çöküntü, çevreye ani ataklar fiili veya sözlü saldırılar olarak yansıyabilmektedir.<br />
<br />
Ancak erkeksi bayanlarda, atletik tiplerde özellikle de A tipi karakter türlerinde bu dönem diğer tip ve türlere göre daha hafif geçirilir. Bunda fiziksel açıdan güçlülük psikolojisinin de etkisi bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu psikozu yaşamakta olan aklı başında bir dişiden beklenen, çevresindeki hemcinslerine veya karşıcinslerine <span style="font-weight: bold;">"mazeretim var, (fazlasıyla) asabiyim!))"</span> uyarısında bulunup kendisine mümkün olduğunca ilişilmemesi gerektiği konusunda bilgilendirme yapmalarıdır. Bu uyarı yapılırsa eğer, psikozun etkisiyle ortaya çıkacak, önce psikolojik sonra da (olası) sosyolojik reaksiyonların ve dahi eksi dışsallıkların çapı büyümeden önlenmiş olabilecektir.<br />
<br />
Dönem içinde salgılanan progesteron hormonunu vücut özellikle cenin için / fetus için üretir. vücudu hamileliğe hazırlamak amacıyla yola çıkar, yani salgılanır))) ne var ki, ortada ne cenin, ne de fetüs vardır. Bu duruma sinirlenen hormon metabolizmayı kendine göre etkiler, dişi yaratığın psikolojisini alt üst eder. Bu mendebur hormon)) idrarla dışarıya atılarak ondan kurtulunmuş olunur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Regl'in En Çok Neyi Sevilir?))</span><br />
<br />
Yahya KEMAL'e, Ankara'nın en çok neyini seviyorsun demişler, o da <span style="font-weight: bold;">"İstanbul'a dönüşünü seviyorum"</span> demiş. Şairin bu sözü gibi, çoğu dişi homosapiensler de regl için aynı şeyi söylerler. <span style="font-weight: bold;">Regl sendromunun en güzel yönü, bu dönemin geçici olmasıdır. </span>Zira olgun bir dişi homosapiens yaratığın olağan regl dönemi 3-7 gün, ortalama ise, 5 gün civarındadır. Bu sürenin on günü bulması anomali olarak kabul edilebilir ve hekime ve/veya psikoloğa danışılması gereken bir durumdur.<br />
<br />
Regl psikozunun en güzel yönü geçici olmasıdır ama, yazımıza da konu ettiğimiz bu dönemin müzmin olmasına ne dersiniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Müzmin Regl Psikozu veya Sendromu:</span><br />
<br />
Müzmin, Arapça kaynaklı bir kelime olup, "zaman" kökünden ism-i mef'ulle türetilmiş ebedi veya kronik anlamlarına gelen bir sözcüktür. Başlangıcı belli olup ta sonunu kimsenin kestiremediği durumlar için kullanılır. Bu sözcüğü regl psikozuna adapte ettiğimizde ortaya önce psikolojik olarak başlayan ama esas olarak sosyolojik sonuçlar veya felaketler doğur(abile)n bir vak'a çıkar. Zira regl psikozu sadece ve <span style="font-weight: bold;">sadece üç ila yedi gün arasında seyreden ve üstelik sadece dişi homosapienslerde görülen bir durum iken, müzmin regl psikozu, ilelebed devam ede(bile)n üstüne üstlük, erkek yaratıklarda da görülen bir sendromdur.<br />
<br />
Erkeklerde ve Bayanlarda Müzmin Regl Sendromu</span><br />
<br />
Bu tür kişilerin davranşsal anlamda özgeçmişlerine indiğimizde, çocukluğuna kadar gitmeye bile gerek olmaksızın bir şekilde bir yerlerde anomalik yıkımların olduğu ortaya çıkacaktır. Erkek veya bayan bu tür kişi/liklerin kendilerine verdiği zarardan daha elim ve vahim olarak çevrelerine vere(bile)cecekleri zararlar daha önemlidir.<br />
<br />
Bu tür kişilikler sürekli olarak negatif eğilimli olup, davranışsal psikolojilerinin varsayılan ayarı "hayır" a odaklıdır. Bardağın dolu tarafını değil de boş tarafını görmekten özellikle haz duyarlar. Binaenaleyh, bu kişiler tecrit halini özellikle tercih ederler. Tecritte yaşadıklarından dolayı da daşırada olup bitenlere karşı ya tamamen kayıtsız kalırlar ya da hiç kimsenin dikkat etmediği veya ilgilenmediği konularla aşırı derecede ilgilenirler. Bu durum, onların içinde (psikolojilerinde) müzmin olarak var olan progesteron hormonundan kaynaklanmatadır.<br />
<br />
Dişilerdeki müzmin regl sendromu, bir de olağan regl sendromuyla birleştiğinde bu tür yaratıklara mutlak olarak yaklaşılması hayati tehlikeler doğurabilecektir. Bu nedenle yakınlarına özenle dikkatli olmaları önerilir. Müzmin regl sendromuyla birleşen olağan regl dönemini geçiren dişiler, yer yer şizofrenik davranışlar bile gösterebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Teşhisi ve Tedavisi:</span><br />
<br />
Sendromun teşhisi, hastaların çevresine karşı dengesiz ilgisizliği veya aşırı ilgisi, kimsenin rahatsız olmayacağı şeylere karşı aşırı derecede rahatsızlıkları, sürekli tekrar ettikleri refleksler, sözcükler, kendi içlerinde büyüttükleri hatta devleştirdikleri süper egoları ve bu nedenle ortaya çıkan AŞIRI İSYANKARLIKLARI ve bunun farkında bile olamamalarının aklı selim kişiler tarafından anlaşılması ile ortaya çıkar.<br />
<br />
Bu tür yaratıkların öncelikli olarak düzenli bir psikolog tedavisi almaları gerekmektedir. Psikolog tedavisi tekliflerine karşı kesin olarak karşı çıkma ihtimallerine karşın, ilgililere psikolog sıfatıyla değil de rasgele tanışılan bir tanıdık olarak diyalog kurulması daha iyi sonuç verecektir.<br />
<br />
Eh bu pazar yazısını da absürt tarzda dile getirdiğim bir anomaliye ayırdım. Bu gün yemyeşil baharın içinde börtü böcekli pespembe bir yazı sunamadım sizlere. Gusura galmayın artık.))<br />
<br />
Yine de pazar keyfiniz muhteşem, kahveniz köpüklü, çevreniz kuşlarla cıs cıvıltılı, gününüz bahar güneşiyle dopdolu geçsin. Sağlıcakla kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar/ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Müzmin Regl Psikozu / Sendromu</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">06 Mayıs 2012</span></span><br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/muzmin-regller-muzmin-regl-psikozu.jpg" border="0" alt="[Resim: muzmin-regller-muzmin-regl-psikozu.jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
Müzmin Regl Psikozu veya Regl Sendromu</span></span><br />
<br />
Regl sendromu, olgunlaşmış dişi homosapienslerin yumurtlama dönemlerinde salgılanan progesteron hormonuna metabolizmanın, vücudun ve beynin koordineli olarak uyum sağlayamamasından dolayı ortaya çıkan ve çoğu dişi yaratıklarda görülen kronik depresif reaksiyonlardır.Bu dönemde, vücutta bir taraftan kan kaybı olmakta, bir taraftan progesteron hormonu salgılanmakta, bir taraftan vücut bu hormona adapte olmaya uğraşırken bir taraftan da kan kaybının verdiği zahmet ve sıkıntı söz konusu dişileri fazlasıyla etkilemektedir. Bu dönemde özellikle hissedilen çaresizlik ve psikolojik güçsüzlük iç çöküntü, çevreye ani ataklar fiili veya sözlü saldırılar olarak yansıyabilmektedir.<br />
<br />
Ancak erkeksi bayanlarda, atletik tiplerde özellikle de A tipi karakter türlerinde bu dönem diğer tip ve türlere göre daha hafif geçirilir. Bunda fiziksel açıdan güçlülük psikolojisinin de etkisi bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu psikozu yaşamakta olan aklı başında bir dişiden beklenen, çevresindeki hemcinslerine veya karşıcinslerine <span style="font-weight: bold;">"mazeretim var, (fazlasıyla) asabiyim!))"</span> uyarısında bulunup kendisine mümkün olduğunca ilişilmemesi gerektiği konusunda bilgilendirme yapmalarıdır. Bu uyarı yapılırsa eğer, psikozun etkisiyle ortaya çıkacak, önce psikolojik sonra da (olası) sosyolojik reaksiyonların ve dahi eksi dışsallıkların çapı büyümeden önlenmiş olabilecektir.<br />
<br />
Dönem içinde salgılanan progesteron hormonunu vücut özellikle cenin için / fetus için üretir. vücudu hamileliğe hazırlamak amacıyla yola çıkar, yani salgılanır))) ne var ki, ortada ne cenin, ne de fetüs vardır. Bu duruma sinirlenen hormon metabolizmayı kendine göre etkiler, dişi yaratığın psikolojisini alt üst eder. Bu mendebur hormon)) idrarla dışarıya atılarak ondan kurtulunmuş olunur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Regl'in En Çok Neyi Sevilir?))</span><br />
<br />
Yahya KEMAL'e, Ankara'nın en çok neyini seviyorsun demişler, o da <span style="font-weight: bold;">"İstanbul'a dönüşünü seviyorum"</span> demiş. Şairin bu sözü gibi, çoğu dişi homosapiensler de regl için aynı şeyi söylerler. <span style="font-weight: bold;">Regl sendromunun en güzel yönü, bu dönemin geçici olmasıdır. </span>Zira olgun bir dişi homosapiens yaratığın olağan regl dönemi 3-7 gün, ortalama ise, 5 gün civarındadır. Bu sürenin on günü bulması anomali olarak kabul edilebilir ve hekime ve/veya psikoloğa danışılması gereken bir durumdur.<br />
<br />
Regl psikozunun en güzel yönü geçici olmasıdır ama, yazımıza da konu ettiğimiz bu dönemin müzmin olmasına ne dersiniz?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Müzmin Regl Psikozu veya Sendromu:</span><br />
<br />
Müzmin, Arapça kaynaklı bir kelime olup, "zaman" kökünden ism-i mef'ulle türetilmiş ebedi veya kronik anlamlarına gelen bir sözcüktür. Başlangıcı belli olup ta sonunu kimsenin kestiremediği durumlar için kullanılır. Bu sözcüğü regl psikozuna adapte ettiğimizde ortaya önce psikolojik olarak başlayan ama esas olarak sosyolojik sonuçlar veya felaketler doğur(abile)n bir vak'a çıkar. Zira regl psikozu sadece ve <span style="font-weight: bold;">sadece üç ila yedi gün arasında seyreden ve üstelik sadece dişi homosapienslerde görülen bir durum iken, müzmin regl psikozu, ilelebed devam ede(bile)n üstüne üstlük, erkek yaratıklarda da görülen bir sendromdur.<br />
<br />
Erkeklerde ve Bayanlarda Müzmin Regl Sendromu</span><br />
<br />
Bu tür kişilerin davranşsal anlamda özgeçmişlerine indiğimizde, çocukluğuna kadar gitmeye bile gerek olmaksızın bir şekilde bir yerlerde anomalik yıkımların olduğu ortaya çıkacaktır. Erkek veya bayan bu tür kişi/liklerin kendilerine verdiği zarardan daha elim ve vahim olarak çevrelerine vere(bile)cecekleri zararlar daha önemlidir.<br />
<br />
Bu tür kişilikler sürekli olarak negatif eğilimli olup, davranışsal psikolojilerinin varsayılan ayarı "hayır" a odaklıdır. Bardağın dolu tarafını değil de boş tarafını görmekten özellikle haz duyarlar. Binaenaleyh, bu kişiler tecrit halini özellikle tercih ederler. Tecritte yaşadıklarından dolayı da daşırada olup bitenlere karşı ya tamamen kayıtsız kalırlar ya da hiç kimsenin dikkat etmediği veya ilgilenmediği konularla aşırı derecede ilgilenirler. Bu durum, onların içinde (psikolojilerinde) müzmin olarak var olan progesteron hormonundan kaynaklanmatadır.<br />
<br />
Dişilerdeki müzmin regl sendromu, bir de olağan regl sendromuyla birleştiğinde bu tür yaratıklara mutlak olarak yaklaşılması hayati tehlikeler doğurabilecektir. Bu nedenle yakınlarına özenle dikkatli olmaları önerilir. Müzmin regl sendromuyla birleşen olağan regl dönemini geçiren dişiler, yer yer şizofrenik davranışlar bile gösterebilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Teşhisi ve Tedavisi:</span><br />
<br />
Sendromun teşhisi, hastaların çevresine karşı dengesiz ilgisizliği veya aşırı ilgisi, kimsenin rahatsız olmayacağı şeylere karşı aşırı derecede rahatsızlıkları, sürekli tekrar ettikleri refleksler, sözcükler, kendi içlerinde büyüttükleri hatta devleştirdikleri süper egoları ve bu nedenle ortaya çıkan AŞIRI İSYANKARLIKLARI ve bunun farkında bile olamamalarının aklı selim kişiler tarafından anlaşılması ile ortaya çıkar.<br />
<br />
Bu tür yaratıkların öncelikli olarak düzenli bir psikolog tedavisi almaları gerekmektedir. Psikolog tedavisi tekliflerine karşı kesin olarak karşı çıkma ihtimallerine karşın, ilgililere psikolog sıfatıyla değil de rasgele tanışılan bir tanıdık olarak diyalog kurulması daha iyi sonuç verecektir.<br />
<br />
Eh bu pazar yazısını da absürt tarzda dile getirdiğim bir anomaliye ayırdım. Bu gün yemyeşil baharın içinde börtü böcekli pespembe bir yazı sunamadım sizlere. Gusura galmayın artık.))<br />
<br />
Yine de pazar keyfiniz muhteşem, kahveniz köpüklü, çevreniz kuşlarla cıs cıvıltılı, gününüz bahar güneşiyle dopdolu geçsin. Sağlıcakla kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kııymalı Hünkar Beğendi]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3179</link>
			<pubDate>Tue, 01 May 2012 23:16:04 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3179</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Kııymalı Hünkar Beğendi</span></span></span><br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/2012/05/IMG_2183-150x112.jpg" border="0" alt="[Resim: IMG_2183-150x112.jpg]" /><br />
Malzemeler <br />
<br />
500 gr Koyun veya dana Eti <br />
2 Çorba Kaşığı Tereyağı<br />
2 Adet Domates<br />
5 Adet Patlıcan<br />
2.5 Su Bardağı Sıcak Su<br />
1.5 Çorba Kaşığı Un<br />
1.5 Su Bardağı Süt<br />
1 Yemek kaşığı biber salçası<br />
2 Çorba Kaşığı rendelenmiş Kaşar Peyniri<br />
2 Dal maydanoz<br />
Yarım limon suyu<br />
Tuz, karabiber, pul biber<br />
<br />
Yapılışı<br />
Tencereye etleri alıp, etler bıraktığı suyu çekene dek kavurun. Ardından tereyağını, rendelenmiş domatesleri, karabiberi, biber salçasını, pul biberi ilave eldim sıcak suyu ve en son tuzu ekleyerek, etler yumuşayana dek pişirin. <br />
Gelelim şimdi yemek yapmanın eylenceli kısmına  yemek yaparken ben çok mutlu oluyorum, yemek yapmaya 12 yaşında başladım yaptığım ilk yemek şehriye çorbasıydı ama çorbam çorba değildi adeta şehriye pilavuydu <br />
Patlıcanları ateşte közleyin. Kabuklarını soyduktan sonra limonlu suda 5 dakika bekletin. Suyunu iyice süzün. Keskin bir bıçak yardımıyle çok ince kıyın. <br />
<br />
Tereyağını bir tavada eritin. 1. 5 çorba kaşığı unu ekleyin. Sararana dek kavurun. Sürekli karıştırarak soğuk sütü ilave edin. Karışım koyulaştığında ateşten alın. İnce kıyılmış patlıcanları, tuzu, rendelenmiş kaşar peynirini ekleyin.<br />
Hızla karıştırıp, servis tabağına alın. <br />
Üzerine eti koyarak, servis yapın. <br />
Maydanozla süsleyerek servise hazırlayalım.<br />
Ben kıymalı yapmayı tercih ettim ama parça etle de yapıyorum<br />
İsteğinize bağlı tavukla da yapılabilir o sizin damak zevkinize bağlı.<br />
Sizlere şimdiden afiyetler olsun.<br />
<span style="color: #FFA500;"><span style="color: #1E90FF;">Emine</span></span> Dönüş <span style="color: #FF0000;">Özatar</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Kııymalı Hünkar Beğendi</span></span></span><br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/2012/05/IMG_2183-150x112.jpg" border="0" alt="[Resim: IMG_2183-150x112.jpg]" /><br />
Malzemeler <br />
<br />
500 gr Koyun veya dana Eti <br />
2 Çorba Kaşığı Tereyağı<br />
2 Adet Domates<br />
5 Adet Patlıcan<br />
2.5 Su Bardağı Sıcak Su<br />
1.5 Çorba Kaşığı Un<br />
1.5 Su Bardağı Süt<br />
1 Yemek kaşığı biber salçası<br />
2 Çorba Kaşığı rendelenmiş Kaşar Peyniri<br />
2 Dal maydanoz<br />
Yarım limon suyu<br />
Tuz, karabiber, pul biber<br />
<br />
Yapılışı<br />
Tencereye etleri alıp, etler bıraktığı suyu çekene dek kavurun. Ardından tereyağını, rendelenmiş domatesleri, karabiberi, biber salçasını, pul biberi ilave eldim sıcak suyu ve en son tuzu ekleyerek, etler yumuşayana dek pişirin. <br />
Gelelim şimdi yemek yapmanın eylenceli kısmına  yemek yaparken ben çok mutlu oluyorum, yemek yapmaya 12 yaşında başladım yaptığım ilk yemek şehriye çorbasıydı ama çorbam çorba değildi adeta şehriye pilavuydu <br />
Patlıcanları ateşte közleyin. Kabuklarını soyduktan sonra limonlu suda 5 dakika bekletin. Suyunu iyice süzün. Keskin bir bıçak yardımıyle çok ince kıyın. <br />
<br />
Tereyağını bir tavada eritin. 1. 5 çorba kaşığı unu ekleyin. Sararana dek kavurun. Sürekli karıştırarak soğuk sütü ilave edin. Karışım koyulaştığında ateşten alın. İnce kıyılmış patlıcanları, tuzu, rendelenmiş kaşar peynirini ekleyin.<br />
Hızla karıştırıp, servis tabağına alın. <br />
Üzerine eti koyarak, servis yapın. <br />
Maydanozla süsleyerek servise hazırlayalım.<br />
Ben kıymalı yapmayı tercih ettim ama parça etle de yapıyorum<br />
İsteğinize bağlı tavukla da yapılabilir o sizin damak zevkinize bağlı.<br />
Sizlere şimdiden afiyetler olsun.<br />
<span style="color: #FFA500;"><span style="color: #1E90FF;">Emine</span></span> Dönüş <span style="color: #FF0000;">Özatar</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Devletin Tiyatrodan Çekilmesi Geç Kalmış Bir Uygulama!]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3178</link>
			<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 00:34:28 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3178</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Devletin Tiyatrodan Çekilmesi Geç Kalmış Bir Uygulama!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">30 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.haberhakki.com/wp-content/uploads/2011/11/Erdoğan-göze-hayata-gözlerini-yumdu-300x190.jpg" border="0" alt="[Resim: Erdoğan-göze-hayata-gözlerini-yumdu-300x190.jpg]" /><br />
<br />
Kamulaştırma ve devlet girişimleri, özel sektörün gelişmediği dönemlerde ve sektörlerde son derece hayati önem taşıyan bir yöntemdir. Gerek Cumhuriyetin ilk yıllarında gerekse geliştirilmesi önem taşıyan bazı sektörlerde ve/veya alanlarda bu politikalar uygulanmış<br />
<br />
ve son derece önemli kazanımlar elde edilmiştir. Hatta bu dönemde bu sürecin ayakları yere basması için, <span style="font-weight: bold;">"devletçilik" </span>Cumhuriyet sonrası Atatürk tarafından 6 ilkeden biri haline gelmiştir. Ne var ki o dönemde M. Kemal o ilkeleri ortaya koyarken, kendisinden sonra bu ilkelere tapılacağını aklından bile geçirmemiştir. Zamanla bu ilkelere tapınılma öyle boyutlara varmıştır ki, tartışılması bile "abesle meşgale" olarak görülmüştür.<br />
<br />
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında her alanda olduğu gibi tiyatro ve san'at-ı bedia (güzel sanatlar) da yok denecek derecede zayıftı. Bu alandaki ilerlemelere ilk ivme olması açısından Devlet Tiyatroları, Devlet Sanatçılığı, Cumhuriyet Senfoni Orkestraları, Opera ve Bale kurumları oluşturulmuş ve bu kurumlar ve/veya kuruluşlar, o dönemden bu günlere önemli hizmetlerde bulunmuş ve DEVLETİN KONTROLÜNDE VE ELİNDE OLMASI YÖNÜYLE (bu açıdan) miadını doldurmuştur.<br />
<br />
Bu gün için bu tür bütün faaliyetlerin ve kurumların özel sektör çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir. Bu dönüm noktası kanımca geç kalmış bir dönüm noktasıdır. Ne var ki, bu durum daha da geç kalınmış olmaktan evlâdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Sanat Ruhu ve Devlet Müdahaleciliği:</span><br />
<br />
Dünyada da bir çok ülke ve imparatorluk, güzel sanatlarla, sinema ve tiyatro ile müzik ile, uzun süren ideolojilerini yürütmüşler, bu tür ideolojilerini ve sistematiklerini sürdürmek için tam anlamıyla kullanmışlardır. Bu açıdan sanat (kapital destekli) egemen meşru gücün oyuncağı olmuştur. Türkiye'de de kim ne derse desin uzun bir dönem bu devam etmiştir.<br />
<br />
Dün için, devletin sanatla müteşebbis olarak ilgilenmesi ne kadar gerekli ise, bu gün için o kadar anlamsızdır. Zira nüfus artmış, burjuvazi ortaya çıkmış, toplum plural (çoğulcu) bir yapıya bürünmüş, iletim/iletişim organları ve teknolojileri almış başını gitmiş, ülkeler dünyanın küçük birer köyü haline gelmiştir. Yani bu şartlarda devletin GİRİŞİMCİ OLARAK sanat ile ilgilenmesi garabet haline gelmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yanılsamaya Dikkat!<br />
<br />
1. Devletin tiyatrodan sanattan MÜTEŞEBBİS OLARAK çekilmesi demek, devletin bu alanlardan uzaklaşmasını gerektirmez. Tam tersine daha seçici davranabilmesi için önü açılmış olacaktır. Müteşebbis olarak sanatsal faaliyet yürütürken TARAF olan devlet, bu alanı özel sektöre bırakarak, tarafsız bir konuma girecektir. Bu haliyle de kurumlar üstü davranarak, sanatsal alanda teşvik ve politikaların belirlenmesi konusunda daha yerinde ve verimli çalışmaların üretilmesini sağlayacaktır.</span><br />
<br />
2. Devlet halktan kopuk, halk nezdinde talep görmeyen sanatsal faaliyetleri kurumsal görev kamburundan kurtularak yürütmek zorunda kalmayacaktır. Sadece Tiyatro değil Devlet Opera ve Balesi vs. de bu kapsamdaki açılımlardır.<br />
<br />
3. Hemen hemen çoğumuz, devletin bu alanda üretici olmasını değil, yol gösterici, koordine edici, politika belirleyici bir suje olmasını ister. Bu politik değişim veya değişim hamlesi bunları sağlayacaktır.<br />
<br />
Bu gün Devletin Tiyatrolardan çekilmesine karşı direnen kesim tam anlamıyla SİYASAL BİR DİRENÇ göstermektedirler. Bu gün devletin tiyatrodan çekilmesini protesto eden psikoz ile İBRAHİM MÜTEFERRİKA'NIN MATBAASINA KARŞI ÇIKAN psikoz MALESEF aynı psikozdur. Bunları "müzmin regl psikozu" olarak adlandırıyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">"Müzmin Regl Psikozu"</span> nu da bu (önümüzdeki) Pazar yazımızda detaylandırmış oluruz.<br />
<br />
Ülkemiz için aydınlık yarınlar temennisi ile esen kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Devletin Tiyatrodan Çekilmesi Geç Kalmış Bir Uygulama!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">30 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.haberhakki.com/wp-content/uploads/2011/11/Erdoğan-göze-hayata-gözlerini-yumdu-300x190.jpg" border="0" alt="[Resim: Erdoğan-göze-hayata-gözlerini-yumdu-300x190.jpg]" /><br />
<br />
Kamulaştırma ve devlet girişimleri, özel sektörün gelişmediği dönemlerde ve sektörlerde son derece hayati önem taşıyan bir yöntemdir. Gerek Cumhuriyetin ilk yıllarında gerekse geliştirilmesi önem taşıyan bazı sektörlerde ve/veya alanlarda bu politikalar uygulanmış<br />
<br />
ve son derece önemli kazanımlar elde edilmiştir. Hatta bu dönemde bu sürecin ayakları yere basması için, <span style="font-weight: bold;">"devletçilik" </span>Cumhuriyet sonrası Atatürk tarafından 6 ilkeden biri haline gelmiştir. Ne var ki o dönemde M. Kemal o ilkeleri ortaya koyarken, kendisinden sonra bu ilkelere tapılacağını aklından bile geçirmemiştir. Zamanla bu ilkelere tapınılma öyle boyutlara varmıştır ki, tartışılması bile "abesle meşgale" olarak görülmüştür.<br />
<br />
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında her alanda olduğu gibi tiyatro ve san'at-ı bedia (güzel sanatlar) da yok denecek derecede zayıftı. Bu alandaki ilerlemelere ilk ivme olması açısından Devlet Tiyatroları, Devlet Sanatçılığı, Cumhuriyet Senfoni Orkestraları, Opera ve Bale kurumları oluşturulmuş ve bu kurumlar ve/veya kuruluşlar, o dönemden bu günlere önemli hizmetlerde bulunmuş ve DEVLETİN KONTROLÜNDE VE ELİNDE OLMASI YÖNÜYLE (bu açıdan) miadını doldurmuştur.<br />
<br />
Bu gün için bu tür bütün faaliyetlerin ve kurumların özel sektör çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir. Bu dönüm noktası kanımca geç kalmış bir dönüm noktasıdır. Ne var ki, bu durum daha da geç kalınmış olmaktan evlâdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Sanat Ruhu ve Devlet Müdahaleciliği:</span><br />
<br />
Dünyada da bir çok ülke ve imparatorluk, güzel sanatlarla, sinema ve tiyatro ile müzik ile, uzun süren ideolojilerini yürütmüşler, bu tür ideolojilerini ve sistematiklerini sürdürmek için tam anlamıyla kullanmışlardır. Bu açıdan sanat (kapital destekli) egemen meşru gücün oyuncağı olmuştur. Türkiye'de de kim ne derse desin uzun bir dönem bu devam etmiştir.<br />
<br />
Dün için, devletin sanatla müteşebbis olarak ilgilenmesi ne kadar gerekli ise, bu gün için o kadar anlamsızdır. Zira nüfus artmış, burjuvazi ortaya çıkmış, toplum plural (çoğulcu) bir yapıya bürünmüş, iletim/iletişim organları ve teknolojileri almış başını gitmiş, ülkeler dünyanın küçük birer köyü haline gelmiştir. Yani bu şartlarda devletin GİRİŞİMCİ OLARAK sanat ile ilgilenmesi garabet haline gelmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yanılsamaya Dikkat!<br />
<br />
1. Devletin tiyatrodan sanattan MÜTEŞEBBİS OLARAK çekilmesi demek, devletin bu alanlardan uzaklaşmasını gerektirmez. Tam tersine daha seçici davranabilmesi için önü açılmış olacaktır. Müteşebbis olarak sanatsal faaliyet yürütürken TARAF olan devlet, bu alanı özel sektöre bırakarak, tarafsız bir konuma girecektir. Bu haliyle de kurumlar üstü davranarak, sanatsal alanda teşvik ve politikaların belirlenmesi konusunda daha yerinde ve verimli çalışmaların üretilmesini sağlayacaktır.</span><br />
<br />
2. Devlet halktan kopuk, halk nezdinde talep görmeyen sanatsal faaliyetleri kurumsal görev kamburundan kurtularak yürütmek zorunda kalmayacaktır. Sadece Tiyatro değil Devlet Opera ve Balesi vs. de bu kapsamdaki açılımlardır.<br />
<br />
3. Hemen hemen çoğumuz, devletin bu alanda üretici olmasını değil, yol gösterici, koordine edici, politika belirleyici bir suje olmasını ister. Bu politik değişim veya değişim hamlesi bunları sağlayacaktır.<br />
<br />
Bu gün Devletin Tiyatrolardan çekilmesine karşı direnen kesim tam anlamıyla SİYASAL BİR DİRENÇ göstermektedirler. Bu gün devletin tiyatrodan çekilmesini protesto eden psikoz ile İBRAHİM MÜTEFERRİKA'NIN MATBAASINA KARŞI ÇIKAN psikoz MALESEF aynı psikozdur. Bunları "müzmin regl psikozu" olarak adlandırıyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">"Müzmin Regl Psikozu"</span> nu da bu (önümüzdeki) Pazar yazımızda detaylandırmış oluruz.<br />
<br />
Ülkemiz için aydınlık yarınlar temennisi ile esen kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Turizmde Yeni Trend!, Karadeniz'in Eko-Butik Evleri!]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3177</link>
			<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 00:02:09 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3177</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Turizmde Yeni Trend!, Karadeniz'in Eko-Butik Evleri!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">28 Nisan</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/2012/04/karadenizin-eko-butik-evleri.jpg" border="0" alt="[Resim: karadenizin-eko-butik-evleri.jpg]" /><br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Değişim üzerine maval okumaksızın doğrudan konuya girmek istiyorum.</span></span><br />
<br />
Her hangi bir konuda<span style="font-weight: bold;"> “bu yeni trend”</span> tabiri kullanılır. Hoş ciks / cilalı ve cafcaflı bir tabir olsa da hala bu tabire ısınamadım. Trend kelimesi de bunlardan biri. Trend kelimesini eğilim kelimesiyle ifade ettiğimizde o kadar can alıcı olmamakta. Biz de yazımız okunsun, insanlar bilinçlensin diye hala eğreti baktığım <span style="font-weight: bold;">“trend” </span>kelimesini kullandım. Ayrıca, değişim, gelişim ve yeniliğin en öncü sektörleri bilişim ve eğlence sektörleridir. Bu nedenle de bu sözcüğü seçtim.<br />
<br />
Evet, başlıkta belirttiğimiz gibi, turizm sektörü toplumu diğer sektörlere göre, daha önde takip etmektedir. Aslında turizmde bir çok açıdan yeni trendler/ eğilimler bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Zira insanlar her yıl aynı şeyi yapmaktan sıkılmakta ve sıra dışı egzotik uğraşlar ve eğlenceler aramaya başlamaktadırlar. Bunun yolu da on yıldır plaj, havuz ve deniz şablonundan kurtulmaktan geçmektedir. Dolayısıyla, artık SALT deniz, plaj veya havuz konseptli turizm sıradan olmaya başlamıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Nedir Bu Trendler/Eğilimler:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">- Coğrafi Trendler/Eğilimler</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">- Eğlence Trendleri/Eğilimleri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">- Konaklama Yapıları Trendleri ve İşletmecilik Trendleri</span><br />
<br />
Bunları teker teker ele almak istiyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1. Coğrafi Trendler: Karadeniz’e Eğilim, İç Bölgelere Eğilim</span><br />
<br />
Küresel olarak baktığımızda, dünyadaki yeni turizm eğilimleri, ekvatoral bölgelerden tropikal bölgelere doğrudur. Tatil ve deniz turizminden gezi ve outdoor turizmine doğrudur. Bu günün tropikal bölgelerine olan turizm hareketi, yarın için (gelecek yarım yüzyıl için, kutup bölgelerine doğru yönelecektir.<br />
<br />
Ulusal olarak baktığımızda, <span style="font-weight: bold;">batı ve güney bölgelerimizden, kuzey bölgelerimize/ Karadeniz Bölgesine, sahil boylarından dağlık bölgelere doğru bir turizm eğilimi başlamıştır.</span> Bu eğilimde son on yılda Türkiye’de yol altyapısına yapılan yatırımın da rolü büyüktür. Ne var ki insanların eğilim hızı ile Türkiye’nin iç kesimlerinin özellikle Karadeniz Bölgemizin iç kesimlere doğru yol altyapısı birbiriyle örtüşmemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yerel ve merkezi yöneticiler, iç alanlara/hinterlanda uzanan yolları iyileştirmekte geç kalmamalıdır.</span><br />
<br />
Bu konuda insanların beklentileri ile yol ve turizm altyapısı birbiriyle örtüşmediği takdirde, turizm alışkanlıkları coğrafi bağlamda <span style="font-weight: bold;">başka [b]bölgelere kayacaktır.</span><br />
[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;">2. Eğlence Trendleri</span><br />
<br />
Bu konuyu (bana göre) özel öneminden dolayı bir başka yazıya bırakıyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">3. Konaklama Yapıları İşletmecilik Türleri ve Eko Turizme Yönelik Eğilim</span><br />
<br />
Normal şartlarda konaklama yapıları olarak devasa turizm kompleksleri eğilimi ekonomik olması nedeni ve “her şey dahil sistemi”nin de etkisiyle hala sürmekte olsa bile, <span style="font-weight: bold;">paralı kesimin ya da gelir seviyesi yüksek insanların bu tür kitlesel mekanlardan ya da tatilin ve eğlencenin kitlesel olarak tüketildiği alanlardan sıkıldığını kaçmakta olduklarını gözlemlemekteyiz.</span> Bu nedenle artık devasa turizm yapılarındansa butik otel tarzı eko turizm işletmelerinin artan oranlı olarak tercih edilmekte olduğunu söyleyebiliriz.<br />
<br />
Kitlelerin <span style="font-weight: bold;">azmanlaşmış tüketim dalgalarından ürken orta gelirli seçkin kesim de yine eko turizm tarzı butik otelleri tercih etmektedir.</span> Zira gerek en üst düzey nüfus kitlesi, gerek seçkin içerikli orta gelirli nüfus kitlesi yığınsal tüketim alanlarından gittikçe kaçmakta ve kendi talepleri eğilimleri veya zevklerine göre tatil yapacakları turizm konseptlerini tercih etmektedirler.<br />
<br />
İşte bu eğilim için en uygun çözüm eko turizm kapsamındaki butik otellerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">(Turizm Açısından Bakir olan) Özellikle Karadeniz Bölgemiz için öncelikli olarak;</span><br />
<br />
1. Sahil bandındaki hinterlanda açık/uygun bazı limanlar/iskeleler hızlı bir şekilde büyütülerek bu eğilimlere uygun alt yapıya kavuşturulması için yat ve kruvaziyer gemilere uygun hale getirilmesi gerekmekte, <br />
<br />
2. Sahil bandından iç kesimlere doğru turizme yönelik değer taşıyan mekanlara ulaşım için yol altyapısının bir an önce iyileştirilmesi gerekmekte,<br />
<br />
3. Köy veya Yayla Evlerinin eko turizm konseptine göre  restore edilmesi veya yeni yayla/köy evi tarzı “EKO, BUTİK, EV SALKIMLARI” tarzında olan turizm işletmelerinin artırılması gerekmektedir.<br />
<br />
Bu vesile ile, geçen haftalarda DOKA (Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı) tarafından Acara Tesislerinde gerçekleştirilen <span style="font-weight: bold;">“Yatırım Alanları İçin Ortak Akıl”</span> toplantısında bir bürokrat olarak Ünye Kaymakamı sn. Mustafa Demir’i kutluyorum. Zira bu toplantıda, <span style="font-weight: bold;">“bölgemizde turizm’i geliştirelim, bu konuda gerekirse size resepsiyonist veya kat hizmetleri görevlisi olarak yardım ederim”</span> tabiri bana son derece samimi olarak gelmiştir. Alkışlıyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Terminolojik Bilgilendirme:</span> (Bilmeyenler için) <span style="font-weight: bold;">Butik otel; </span>müşterinin taleplerinin ön planda olduğu, tercihlere veya taleplere veya zevklere göre sunulan küçük ölçekli turizm / konaklama hizmeti türüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Turizmde Yeni Trend!, Karadeniz'in Eko-Butik Evleri!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">28 Nisan</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/2012/04/karadenizin-eko-butik-evleri.jpg" border="0" alt="[Resim: karadenizin-eko-butik-evleri.jpg]" /><br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Değişim üzerine maval okumaksızın doğrudan konuya girmek istiyorum.</span></span><br />
<br />
Her hangi bir konuda<span style="font-weight: bold;"> “bu yeni trend”</span> tabiri kullanılır. Hoş ciks / cilalı ve cafcaflı bir tabir olsa da hala bu tabire ısınamadım. Trend kelimesi de bunlardan biri. Trend kelimesini eğilim kelimesiyle ifade ettiğimizde o kadar can alıcı olmamakta. Biz de yazımız okunsun, insanlar bilinçlensin diye hala eğreti baktığım <span style="font-weight: bold;">“trend” </span>kelimesini kullandım. Ayrıca, değişim, gelişim ve yeniliğin en öncü sektörleri bilişim ve eğlence sektörleridir. Bu nedenle de bu sözcüğü seçtim.<br />
<br />
Evet, başlıkta belirttiğimiz gibi, turizm sektörü toplumu diğer sektörlere göre, daha önde takip etmektedir. Aslında turizmde bir çok açıdan yeni trendler/ eğilimler bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Zira insanlar her yıl aynı şeyi yapmaktan sıkılmakta ve sıra dışı egzotik uğraşlar ve eğlenceler aramaya başlamaktadırlar. Bunun yolu da on yıldır plaj, havuz ve deniz şablonundan kurtulmaktan geçmektedir. Dolayısıyla, artık SALT deniz, plaj veya havuz konseptli turizm sıradan olmaya başlamıştır.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Nedir Bu Trendler/Eğilimler:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">- Coğrafi Trendler/Eğilimler</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">- Eğlence Trendleri/Eğilimleri</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">- Konaklama Yapıları Trendleri ve İşletmecilik Trendleri</span><br />
<br />
Bunları teker teker ele almak istiyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1. Coğrafi Trendler: Karadeniz’e Eğilim, İç Bölgelere Eğilim</span><br />
<br />
Küresel olarak baktığımızda, dünyadaki yeni turizm eğilimleri, ekvatoral bölgelerden tropikal bölgelere doğrudur. Tatil ve deniz turizminden gezi ve outdoor turizmine doğrudur. Bu günün tropikal bölgelerine olan turizm hareketi, yarın için (gelecek yarım yüzyıl için, kutup bölgelerine doğru yönelecektir.<br />
<br />
Ulusal olarak baktığımızda, <span style="font-weight: bold;">batı ve güney bölgelerimizden, kuzey bölgelerimize/ Karadeniz Bölgesine, sahil boylarından dağlık bölgelere doğru bir turizm eğilimi başlamıştır.</span> Bu eğilimde son on yılda Türkiye’de yol altyapısına yapılan yatırımın da rolü büyüktür. Ne var ki insanların eğilim hızı ile Türkiye’nin iç kesimlerinin özellikle Karadeniz Bölgemizin iç kesimlere doğru yol altyapısı birbiriyle örtüşmemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yerel ve merkezi yöneticiler, iç alanlara/hinterlanda uzanan yolları iyileştirmekte geç kalmamalıdır.</span><br />
<br />
Bu konuda insanların beklentileri ile yol ve turizm altyapısı birbiriyle örtüşmediği takdirde, turizm alışkanlıkları coğrafi bağlamda <span style="font-weight: bold;">başka [b]bölgelere kayacaktır.</span><br />
[/b]<br />
<span style="font-weight: bold;">2. Eğlence Trendleri</span><br />
<br />
Bu konuyu (bana göre) özel öneminden dolayı bir başka yazıya bırakıyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">3. Konaklama Yapıları İşletmecilik Türleri ve Eko Turizme Yönelik Eğilim</span><br />
<br />
Normal şartlarda konaklama yapıları olarak devasa turizm kompleksleri eğilimi ekonomik olması nedeni ve “her şey dahil sistemi”nin de etkisiyle hala sürmekte olsa bile, <span style="font-weight: bold;">paralı kesimin ya da gelir seviyesi yüksek insanların bu tür kitlesel mekanlardan ya da tatilin ve eğlencenin kitlesel olarak tüketildiği alanlardan sıkıldığını kaçmakta olduklarını gözlemlemekteyiz.</span> Bu nedenle artık devasa turizm yapılarındansa butik otel tarzı eko turizm işletmelerinin artan oranlı olarak tercih edilmekte olduğunu söyleyebiliriz.<br />
<br />
Kitlelerin <span style="font-weight: bold;">azmanlaşmış tüketim dalgalarından ürken orta gelirli seçkin kesim de yine eko turizm tarzı butik otelleri tercih etmektedir.</span> Zira gerek en üst düzey nüfus kitlesi, gerek seçkin içerikli orta gelirli nüfus kitlesi yığınsal tüketim alanlarından gittikçe kaçmakta ve kendi talepleri eğilimleri veya zevklerine göre tatil yapacakları turizm konseptlerini tercih etmektedirler.<br />
<br />
İşte bu eğilim için en uygun çözüm eko turizm kapsamındaki butik otellerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">(Turizm Açısından Bakir olan) Özellikle Karadeniz Bölgemiz için öncelikli olarak;</span><br />
<br />
1. Sahil bandındaki hinterlanda açık/uygun bazı limanlar/iskeleler hızlı bir şekilde büyütülerek bu eğilimlere uygun alt yapıya kavuşturulması için yat ve kruvaziyer gemilere uygun hale getirilmesi gerekmekte, <br />
<br />
2. Sahil bandından iç kesimlere doğru turizme yönelik değer taşıyan mekanlara ulaşım için yol altyapısının bir an önce iyileştirilmesi gerekmekte,<br />
<br />
3. Köy veya Yayla Evlerinin eko turizm konseptine göre  restore edilmesi veya yeni yayla/köy evi tarzı “EKO, BUTİK, EV SALKIMLARI” tarzında olan turizm işletmelerinin artırılması gerekmektedir.<br />
<br />
Bu vesile ile, geçen haftalarda DOKA (Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı) tarafından Acara Tesislerinde gerçekleştirilen <span style="font-weight: bold;">“Yatırım Alanları İçin Ortak Akıl”</span> toplantısında bir bürokrat olarak Ünye Kaymakamı sn. Mustafa Demir’i kutluyorum. Zira bu toplantıda, <span style="font-weight: bold;">“bölgemizde turizm’i geliştirelim, bu konuda gerekirse size resepsiyonist veya kat hizmetleri görevlisi olarak yardım ederim”</span> tabiri bana son derece samimi olarak gelmiştir. Alkışlıyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Terminolojik Bilgilendirme:</span> (Bilmeyenler için) <span style="font-weight: bold;">Butik otel; </span>müşterinin taleplerinin ön planda olduğu, tercihlere veya taleplere veya zevklere göre sunulan küçük ölçekli turizm / konaklama hizmeti türüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> <a href="http://www.hizmettv.com.tr" target="_blank">http://www.hizmettv.com.tr</a>, <a href="http://www.sinematur.com" target="_blank">http://www.sinematur.com</a>, <a href="http://www.ahmetfidan.com" target="_blank">http://www.ahmetfidan.com</a> ile, Gazete Canik, Unye Kent, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hıyar Ağası!]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3176</link>
			<pubDate>Sun, 29 Apr 2012 23:39:28 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3176</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Hıyar Ağası!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">22 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/hiyar-agasi_bilgiagi-net.jpg" border="0" alt="[Resim: hiyar-agasi_bilgiagi-net.jpg]" /><br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">"Hıyar" veya "Hıyarağası" derse birisi size ona gülümseyerek teşekkür edin. "Yok daha neler diye çıkışmayın hemen!<br />
<br />
Gidin bir hıyar ısırın!</span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
</span></span>Srese Karşı Hıyar Isırma Kampanyası ve Hıyar Terapisi!<br />
<br />
Bu evrende her varlığın şu ya da bu şekilde bir anlamı var. Eğer işe yarama bakımından sıralama ve karşılaştırma yapılsa eminim hıyar, insanların yüzde otuzundan daha üstte yer alır. Yüzde sekseni dersem Aziz Nesin polemiği ortaya çıkar. Bu nedenle makul yazmayı özellikle tercih ettim.<br />
<br />
Soracaksınız şimdi: "Peki niye?<br />
<br />
Niyesi çok. Ben sıralayayım, birer birer. Siz de sıkılmadan okuyun.<br />
<br />
Hıyar Ne İşe Yarar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1. Hıyar, Son Derece Etkin Bir Anti-stresördür.</span><br />
<br />
Genel olarak birisine mi kızdınız veya hiddetlendiniz, dolabı açın ve bir hıyar yıkayın. Yıkarken stresinizin bir kısmı gidecek. Geri kalanı da onu yerken tamamen kaybolacaktır. Zira hıyarı şiddetle<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"> ısırarak </span></span>yerseniz, içinizdeki tepki dişlerinizin arasında yok olacaktır. (Ben sürekli bunu uygularım faydasını görürürüm.)))<br />
Müşteriyle cebelleşen banko personeli, şoförler, doktorlar, hemşireler, öğretmen ve öğrenciler, öğle sonu yoruldunuz mu? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir hıyarı <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">ısırarak</span></span> yiyin. Hemen stresiniz yok olacaktır. B vitamini ve Karbohidratlar kaynağı hıyarı yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.<br />
Günün yoğunluğu sonucu oluşan baş ağrısından kurtulmak isterseniz, yatmadan önce bir hıyarı ısırarak yiyin ve ertesi sabah dipdiri, baş ağrısız kalkın. Salatalık, vücudun kaybetmiş olduğu gerekli besinleri takviye edici yeterli miktarda şeker ve elektrolitleri ihtiva ettiği için sabah nötürleşmiş bir kafayla uyanacaksınız.<br />
Özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler vs. Bir tas kaynar suyun içine bir bütün hıyarı ince dilimler halinde keserek koyun. Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. Salatalıkdaki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu mutlaka deneyin.<br />
<span style="font-weight: bold;">2. Hıyar, iyi bir temizlik, hiyjen ve bakım aracıdır.</span><br />
<br />
Hıyar iyi bir ciladır. Evde ayakkabı boyası kalmadıysa, düz kesilmiş bir hıyar ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.<br />
Nemli ortamlarda aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir hıyar dilimleyin, bir dilimiyle alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de damla izleri yok olacaktır.<br />
Kurtlar, böcekler, haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için bir aluminyum tabağa (ya da aluminyum folyoya) hıyar dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine aluminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız. Hıyardaki kimyasallar aluminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olacaktır.<br />
Bayanlar, sokağa çıkmadan önce veya denize-havuza girmeden önce bir süreliğine selülitlerinizden kurtulmak ister misiniz? Sorunlu bölgelerinizi birkaç dakika süreyle hıyar dilimleriyle ovun. Hıyardaki fitokimyasallar derinizdeki kollajenlerin gerilmesini sağlar, dış tabakayı sıkılaştırarak selülitlerin görüntüsünü azaltır. Aynı şekilde kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarları için).<br />
Lavabo ve mermer zeminleri doğal yoldan temizlemek isterseniz, salatalığı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.<br />
Ağız kokusu yapan yemek yediğinizde bir hıyar dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fitokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">sarmısak</span></span> kokusunu ise kısa süreli olarak giderir. Ancak, uzun süreli etkisi yoktur.))<br />
3. Hıyar, Gıdaların En Masumudur!<br />
<br />
Hıyar, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko içerir. Periyodik cetvelin bir çoğunu vücudunuza yüklemek isterseniz hıyar <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">ısırın</span></span>!))<br />
Bayanlar baylar, diyet mi yapıyorsunuz, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak isterseniz, orta büyüklükte bir hıyar <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">ısırın</span></span> ve onu bitirin.<br />
Hıyar kabuğu da iyi bir pasta renklendiricisidir. Hıyar kabuğunu robotta çektikten sonra kek hamuruna katarsanız, yeşilimsi renkli ve oldukça hoş aromalı bir kek rengi elde edersiniz. Ben bizzat denedim.<br />
Bu sıraladığım faydalarının hemen hemen tamamını bizzat denedim uyguladım ve faydalandım. Denemek sizden.<br />
<br />
Haa, kaybedecek hiç birşeyiniz yoktur. Mevsim bahar, ve yaza doğru ilerliyor. Hıyarın fiyatları da düşmekte. Faydanız olur zararınız olmaz.<br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Yiyiyin yidirin anacııım. Amaaaa, dilimleyerek layt dantellektüeller gibi değil,</span></span> <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">bizzat ısırarak</span></span> <span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">yiyin. Çatır çutur yiyiyn.)))<br />
</span></span><br />
Afiyet şeker olsun, bu yazımız da size "hıyar ağası" diyenlere kapak olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kapak yapmazlarsa da yine dert etmeyin. Çünkü "hıyar" arapça noktasız "h" ise, ( حىار )"hayırlı" noktalı "h" ise, (خىار)"seçilmiş" anlamına gelir. Yani her iki harfle de söylenmiş olsa size iltifat yapılmıştır.</span> <span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Kısaca, üzülmeniz için veya hiddetlenmeniz için HİÇ AMA HİÇ BİR NEDEN YOKTUR!</span></span><br />
<br />
Eviniz hıyarsız, yüreğinizde mutluluğunuz eksik olmasın. Kalın sağlıcakla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Dipnot: </span><br />
<br />
Hıyarın bazı faydalı yönleri konusunda "the newyork times" gazetesinde çıkan haberden yararlanılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> ile, Unye Kent, Gazete Canik, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Hıyar Ağası!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">22 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/hiyar-agasi_bilgiagi-net.jpg" border="0" alt="[Resim: hiyar-agasi_bilgiagi-net.jpg]" /><br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">"Hıyar" veya "Hıyarağası" derse birisi size ona gülümseyerek teşekkür edin. "Yok daha neler diye çıkışmayın hemen!<br />
<br />
Gidin bir hıyar ısırın!</span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
</span></span>Srese Karşı Hıyar Isırma Kampanyası ve Hıyar Terapisi!<br />
<br />
Bu evrende her varlığın şu ya da bu şekilde bir anlamı var. Eğer işe yarama bakımından sıralama ve karşılaştırma yapılsa eminim hıyar, insanların yüzde otuzundan daha üstte yer alır. Yüzde sekseni dersem Aziz Nesin polemiği ortaya çıkar. Bu nedenle makul yazmayı özellikle tercih ettim.<br />
<br />
Soracaksınız şimdi: "Peki niye?<br />
<br />
Niyesi çok. Ben sıralayayım, birer birer. Siz de sıkılmadan okuyun.<br />
<br />
Hıyar Ne İşe Yarar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">1. Hıyar, Son Derece Etkin Bir Anti-stresördür.</span><br />
<br />
Genel olarak birisine mi kızdınız veya hiddetlendiniz, dolabı açın ve bir hıyar yıkayın. Yıkarken stresinizin bir kısmı gidecek. Geri kalanı da onu yerken tamamen kaybolacaktır. Zira hıyarı şiddetle<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"> ısırarak </span></span>yerseniz, içinizdeki tepki dişlerinizin arasında yok olacaktır. (Ben sürekli bunu uygularım faydasını görürürüm.)))<br />
Müşteriyle cebelleşen banko personeli, şoförler, doktorlar, hemşireler, öğretmen ve öğrenciler, öğle sonu yoruldunuz mu? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir hıyarı <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">ısırarak</span></span> yiyin. Hemen stresiniz yok olacaktır. B vitamini ve Karbohidratlar kaynağı hıyarı yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.<br />
Günün yoğunluğu sonucu oluşan baş ağrısından kurtulmak isterseniz, yatmadan önce bir hıyarı ısırarak yiyin ve ertesi sabah dipdiri, baş ağrısız kalkın. Salatalık, vücudun kaybetmiş olduğu gerekli besinleri takviye edici yeterli miktarda şeker ve elektrolitleri ihtiva ettiği için sabah nötürleşmiş bir kafayla uyanacaksınız.<br />
Özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler vs. Bir tas kaynar suyun içine bir bütün hıyarı ince dilimler halinde keserek koyun. Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. Salatalıkdaki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu mutlaka deneyin.<br />
<span style="font-weight: bold;">2. Hıyar, iyi bir temizlik, hiyjen ve bakım aracıdır.</span><br />
<br />
Hıyar iyi bir ciladır. Evde ayakkabı boyası kalmadıysa, düz kesilmiş bir hıyar ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.<br />
Nemli ortamlarda aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir hıyar dilimleyin, bir dilimiyle alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de damla izleri yok olacaktır.<br />
Kurtlar, böcekler, haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için bir aluminyum tabağa (ya da aluminyum folyoya) hıyar dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine aluminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız. Hıyardaki kimyasallar aluminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olacaktır.<br />
Bayanlar, sokağa çıkmadan önce veya denize-havuza girmeden önce bir süreliğine selülitlerinizden kurtulmak ister misiniz? Sorunlu bölgelerinizi birkaç dakika süreyle hıyar dilimleriyle ovun. Hıyardaki fitokimyasallar derinizdeki kollajenlerin gerilmesini sağlar, dış tabakayı sıkılaştırarak selülitlerin görüntüsünü azaltır. Aynı şekilde kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarları için).<br />
Lavabo ve mermer zeminleri doğal yoldan temizlemek isterseniz, salatalığı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.<br />
Ağız kokusu yapan yemek yediğinizde bir hıyar dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fitokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">sarmısak</span></span> kokusunu ise kısa süreli olarak giderir. Ancak, uzun süreli etkisi yoktur.))<br />
3. Hıyar, Gıdaların En Masumudur!<br />
<br />
Hıyar, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko içerir. Periyodik cetvelin bir çoğunu vücudunuza yüklemek isterseniz hıyar <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">ısırın</span></span>!))<br />
Bayanlar baylar, diyet mi yapıyorsunuz, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak isterseniz, orta büyüklükte bir hıyar <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">ısırın</span></span> ve onu bitirin.<br />
Hıyar kabuğu da iyi bir pasta renklendiricisidir. Hıyar kabuğunu robotta çektikten sonra kek hamuruna katarsanız, yeşilimsi renkli ve oldukça hoş aromalı bir kek rengi elde edersiniz. Ben bizzat denedim.<br />
Bu sıraladığım faydalarının hemen hemen tamamını bizzat denedim uyguladım ve faydalandım. Denemek sizden.<br />
<br />
Haa, kaybedecek hiç birşeyiniz yoktur. Mevsim bahar, ve yaza doğru ilerliyor. Hıyarın fiyatları da düşmekte. Faydanız olur zararınız olmaz.<br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Yiyiyin yidirin anacııım. Amaaaa, dilimleyerek layt dantellektüeller gibi değil,</span></span> <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">bizzat ısırarak</span></span> <span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">yiyin. Çatır çutur yiyiyn.)))<br />
</span></span><br />
Afiyet şeker olsun, bu yazımız da size "hıyar ağası" diyenlere kapak olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kapak yapmazlarsa da yine dert etmeyin. Çünkü "hıyar" arapça noktasız "h" ise, ( حىار )"hayırlı" noktalı "h" ise, (خىار)"seçilmiş" anlamına gelir. Yani her iki harfle de söylenmiş olsa size iltifat yapılmıştır.</span> <span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Kısaca, üzülmeniz için veya hiddetlenmeniz için HİÇ AMA HİÇ BİR NEDEN YOKTUR!</span></span><br />
<br />
Eviniz hıyarsız, yüreğinizde mutluluğunuz eksik olmasın. Kalın sağlıcakla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Dipnot: </span><br />
<br />
Hıyarın bazı faydalı yönleri konusunda "the newyork times" gazetesinde çıkan haberden yararlanılmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> ile, Unye Kent, Gazete Canik, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Okullar Hayat Bulsun’a Yeni Açılım!]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3175</link>
			<pubDate>Sun, 29 Apr 2012 23:21:30 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3175</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Okullar Hayat Bulsun’a Yeni Açılım!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">19 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/okullar-hayat-bulsuna-yeni-acilim.jpg" border="0" alt="[Resim: okullar-hayat-bulsuna-yeni-acilim.jpg]" /><br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Lütfen bu yazımı yerel ve ulusal bütün bürokratlar okusun!</span></span><br />
<br />
Okullar hayat bulsun!<br />
<br />
On yılı aşkındır dile getirdiğimiz, yazıp kafa yorduğumuz konu.<br />
<br />
Milli Eğitim’ bağlı ilk ve orta öğretim kurumları son on yıla kadar izbelikten, fakirlikten dökülmekteydi. Son on yıliçinde gözle görülür bir değişim süreci başladı. Bu yeter mi pek tabi ki yetmez. Zira alınması gereken mesafeye göre alınan mesafe sınıfta kalınacak kadar düşük nota tekabül etmekte. İktidarın veya Milli Eğitim Bakanlığı’nın eski yönetimlere göre bir kıyaslama değil de Geleceğe göre kendi dönemlerindeki hizmetlere göre bir kıyaslamayapması gerekmektedir.<br />
<br />
Bu mantıkla olaya bakıldığında, gerek “okullar hayat bulsun” projesi, gerekse “okul müştemilatı fonksiyonelleştirilsin” projesi acilen ülkenin her yöresinde hayata geçirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bu gün için okul müştemilatının fonksiyonelleştirilmesi bir proje değildir. İlk kez bendeniz ortaya attım. Bunlar arasında, ilk akla geleni, okul bahçelerinin/ sahalarının altlarının kapalı otopark olarak yeniden yapılandırılması, (böylece hem yol kenarlarındaki çirkinlik oluşturan parklanmaların kaldırılması hem mahalle aralarındaki trafiğin rahatlatılması, hem de okul yönetimine ya da döner sermayesine ek gelir elde edilmesi sağlanabilir.<br />
<br />
Ayrıca okul bahçelerinin altının otopark alanına dönüştürülmesi, olası deprem durumlarında bu mekanların toplu sığınak alanları olarak kullanılmasına imkan verecektir.</span><br />
<br />
Okul bahçelerinin altlarının otoparka dönüştürülmesi için yapım yöntemi olarak “yap işlet devret” modeli esas alınmalı, altı otopark yapacak firma, eş zamanlı olarak bahçe üstünün tefrişini de üstlenmeli, bunun reklam unsurlarıyla desteklenerek düşük maliyetle yapımı sağlanmalıdır.<br />
<br />
Okul bahçelerinin zemin kaplaması da yumuşak zemin sentetik parke taşlarıyla döşenmesi ve bahçelerin en uygun yerine kameriye/ler yapılması suretiyle okullara iç mekan olarak hayatiyet kazandırılmasının yanında dış mekan olarak ta (müştemilat olarak ta) yeni fonksiyonlar yüklenmesi hem örgün ve yaygın eğitim niteliği / kalitesi hem eğitimin niceliği hem öğrenci moral ve motivasyonu, hem okul yönetimlerinin yeni gelir sağlaması hem de piyasaya yeni hareketlenme alanlarının sağlanması açısından GEREKLİDİR, ZORUNLUDUR.<br />
<br />
Lütfen bu yazımı özellikle yerel ve ulusal bürokratlarla paylaşın. Bahsini ettiğim yerel ve ulusal katma değer bir an önce hayatiyet kazansın.<br />
<br />
Bendeniz de kent bilimci statüsüyle bu konunu bilimsel makale formatına çekerek öngörümün ve açılım hamlesinin kuramsal temellerini oluşturmuş olayım.<br />
<br />
Amaç geleceğimizin iyileştirilmesi, kültürel yapımızın derinleştirilmesi, maddi ve manevi varlıklarımızın ETKİN ve VERİMLİ kullanılmasının sağlanmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ülkemiz için, memleketimiz için aydınlık yarınlar temennilerimle.<br />
</span><br />
Sağlıcakla kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> ile, Unye Kent, Gazete Canik, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Okullar Hayat Bulsun’a Yeni Açılım!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">19 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/okullar-hayat-bulsuna-yeni-acilim.jpg" border="0" alt="[Resim: okullar-hayat-bulsuna-yeni-acilim.jpg]" /><br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Lütfen bu yazımı yerel ve ulusal bütün bürokratlar okusun!</span></span><br />
<br />
Okullar hayat bulsun!<br />
<br />
On yılı aşkındır dile getirdiğimiz, yazıp kafa yorduğumuz konu.<br />
<br />
Milli Eğitim’ bağlı ilk ve orta öğretim kurumları son on yıla kadar izbelikten, fakirlikten dökülmekteydi. Son on yıliçinde gözle görülür bir değişim süreci başladı. Bu yeter mi pek tabi ki yetmez. Zira alınması gereken mesafeye göre alınan mesafe sınıfta kalınacak kadar düşük nota tekabül etmekte. İktidarın veya Milli Eğitim Bakanlığı’nın eski yönetimlere göre bir kıyaslama değil de Geleceğe göre kendi dönemlerindeki hizmetlere göre bir kıyaslamayapması gerekmektedir.<br />
<br />
Bu mantıkla olaya bakıldığında, gerek “okullar hayat bulsun” projesi, gerekse “okul müştemilatı fonksiyonelleştirilsin” projesi acilen ülkenin her yöresinde hayata geçirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bu gün için okul müştemilatının fonksiyonelleştirilmesi bir proje değildir. İlk kez bendeniz ortaya attım. Bunlar arasında, ilk akla geleni, okul bahçelerinin/ sahalarının altlarının kapalı otopark olarak yeniden yapılandırılması, (böylece hem yol kenarlarındaki çirkinlik oluşturan parklanmaların kaldırılması hem mahalle aralarındaki trafiğin rahatlatılması, hem de okul yönetimine ya da döner sermayesine ek gelir elde edilmesi sağlanabilir.<br />
<br />
Ayrıca okul bahçelerinin altının otopark alanına dönüştürülmesi, olası deprem durumlarında bu mekanların toplu sığınak alanları olarak kullanılmasına imkan verecektir.</span><br />
<br />
Okul bahçelerinin altlarının otoparka dönüştürülmesi için yapım yöntemi olarak “yap işlet devret” modeli esas alınmalı, altı otopark yapacak firma, eş zamanlı olarak bahçe üstünün tefrişini de üstlenmeli, bunun reklam unsurlarıyla desteklenerek düşük maliyetle yapımı sağlanmalıdır.<br />
<br />
Okul bahçelerinin zemin kaplaması da yumuşak zemin sentetik parke taşlarıyla döşenmesi ve bahçelerin en uygun yerine kameriye/ler yapılması suretiyle okullara iç mekan olarak hayatiyet kazandırılmasının yanında dış mekan olarak ta (müştemilat olarak ta) yeni fonksiyonlar yüklenmesi hem örgün ve yaygın eğitim niteliği / kalitesi hem eğitimin niceliği hem öğrenci moral ve motivasyonu, hem okul yönetimlerinin yeni gelir sağlaması hem de piyasaya yeni hareketlenme alanlarının sağlanması açısından GEREKLİDİR, ZORUNLUDUR.<br />
<br />
Lütfen bu yazımı özellikle yerel ve ulusal bürokratlarla paylaşın. Bahsini ettiğim yerel ve ulusal katma değer bir an önce hayatiyet kazansın.<br />
<br />
Bendeniz de kent bilimci statüsüyle bu konunu bilimsel makale formatına çekerek öngörümün ve açılım hamlesinin kuramsal temellerini oluşturmuş olayım.<br />
<br />
Amaç geleceğimizin iyileştirilmesi, kültürel yapımızın derinleştirilmesi, maddi ve manevi varlıklarımızın ETKİN ve VERİMLİ kullanılmasının sağlanmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ülkemiz için, memleketimiz için aydınlık yarınlar temennilerimle.<br />
</span><br />
Sağlıcakla kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, <a href="http://www.bolgeselhaber.com" target="_blank">http://www.bolgeselhaber.com</a>, <a href="http://www.unyekent.com" target="_blank">http://www.unyekent.com</a> ile, Unye Kent, Gazete Canik, Gazete Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yoksa Dört Dörtlük mü Olsaydı!]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3174</link>
			<pubDate>Sun, 29 Apr 2012 23:08:22 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3174</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Yoksa Dört Dörtlük mü Olsaydı!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">02 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/2012/04/uc-dortluk-dort-dortluk.png" border="0" alt="[Resim: uc-dortluk-dort-dortluk.png]" /><br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">4+4+4+4 (Dört Dörtlük Eğitim) Yök Kanunu ve Yaygın / Kitle Eğitim Kanunu Üzerine Değiniler:</span></span><br />
<br />
Uzun yorucu ve tartışmalı bir ayı geride bıraktık. En başta belirteyim, lütfen, bu yazımın en azından koyu renkli kısımlarını mutlaka okumalısınız.<br />
<br />
Geçen ay boyunca gündem, üç dörtlük EĞİTİM e kitlenmişti. Geçen hafta bu gündemi de geride bırakmış olduk.<br />
<br />
Şunu baştan belirtmek istiyorum ki, gündemin YARGI veya TERÖR olmasındansa EĞİTİM olması beni mutlu etti doğrusu. Sırada <span style="font-weight: bold;">'gudubet' </span> olarak değerlendirmekte olduğumYÖK yasası bulunmakta. Bunu ayrı bir gündem yazısı şeklinde kaleme alacağım için ayrıntıya girmiyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Üç dörtlük eğitim sistemi bu gün için ihtiyaca göre. Belki on yıl sonra dört dörtlük eğitim sistemine geçeriz. On yıl sonra, dördüncü dört yıllık kısmın en azından açık öğretim sistemiyle yürütülmesi zorunlu tutulabilir.</span> Ben şimdiden gerek siyasilere gerek eğitimcilere kopyasını vermiş olayım. Dördüncü dört yıllık eğitim de zorunlu tutulursa hükumet önemli bir psikolojik baskıdan kurtulacaktır. İşsizlik oranı bu vesile ile % 12 den yüzde 7 ler seviyesine inecektir. Bunu da trajikomik bir durum olarak belirtmiş olalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kesintili Eğitim Gereklilik, Zorunlu Eğitim Çağdaşlık!</span><br />
<br />
28 Şubat öncesi tartışmalarda da dile getirmiştik. Yazılar yazmış makaleler döktürmüştük elbirliğiyle. Ama şükür ki bu günleri gördük. Dayatmacı olmayan, seçenek sunan ama eğitim seviyesi olarak ta 12 yıl olarak zorunlu tutulan bir eğitim düzeni.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Paketin İçindekilerine Dikkat!</span><br />
<br />
Kamuoyu'ndan bu kanun kapsamında geçen <span style="font-weight: bold;">"Tablet Bilgisayarlar" </span>konusunda duyarlılık bekliyoruz. İktidarın veremeyeceği bir hesap olmasa gerek. Sırf tablet bilgisayar ihalesi verildi diye çağdaş bir yaklaşım olan 4+4+4 kesintili eğitim sistemine tukaka diyecek halimiz olmadığı gibi, bu kanun ile usulsüz yöntemlerle ihale yürütülmesini de görmezden gelecek değiliz. Bu konunun takipçisi olacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kanunun İlgili Bağlantıları Acilen Çıkarılmalıdır!</span><br />
<br />
Başta 2547 sayılı YÖK Kanunu, olmak üzere diğer ilgili kanunlar ve mevzuat.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Gönül isterdi ki, emekli sandığı, sosyal sigortalar ve bağkur kanunlarının her birisinin Sosyal Güvenlik Kanunu kapsamında toplandığı ve SGK çatısında birleştiği gibi, eğitim konusunda da çerçeve bir kurum / yasa olsaydı. Buna göre;<br />
<br />
1. KİTAP (BÖLÜM)de,  ilk ve orta öğretime ilişkin düzenlemeler bulunsaydı. (İlk, orta ve liseler)<br />
<br />
2. KİTAP (BÖLÜM)de, Yüksek öğretim Kurumlarına ilişkin düzenlemeler bulunsaydı (Yüksekokullar, Fakülteler ve Lisansüstü Eğitimler)<br />
<br />
3. KİTAP (Bölüm)de Yaygın Eğitim Kurumlarına İlişkin düzenlemeler bulunsaydı ( Halk Bilinçlendirmeleri (eğitimleri) Meslek Edindirme Eğitimleri)<br />
<br />
Bu vesile ile, HALK EĞİTİM MÜDÜRLÜKLERİ acilen isim değiştirmelidir. Halkın eğitimi irite eden bir tabirdir. Onun yerine eski halk eğitim konsepti, iki alt alanda ele alınmalıdır.<br />
<br />
a) Halk bilinçlendirmeleri<br />
<br />
b) Halk Meslek edindirme eğitimleri<br />
<br />
Yine bu vesile ile, Talim Terbiye Kurulu'nun ismi derhal değiştirilmelidir. Talim i anladık ta Terbiye kelimesi çok saçma, komik, anlamsız ve aşağılayıcı bir tabirdir. Ayrıca terbiyeyi mürebbiyeler yapar. Bakanlıkta hiç bir mürebbiye kadrolu personel bulunmamaktadır. Bu nedenle bu kurulun adı Eğitim Öğretim Teknik Kurulu olarak değiştirilmelidir.</span><br />
<br />
Değerli okurlarım, beni tanır ve bilirsiniz. Ben ömrüm boyunca ağlamak, yakınmak, sürekli olarak şikayet edip eleştirmek yerine varsa eleştirim, peşine çözüm önerilerimi de sunarım. Bu yaklaşımımı insanlık görevim olarak görürürüm. Umarım ve dilerim ki, bu dile getirdiğim konular eğitimle ilgili siyasilerin dikkatini çeker ve gerekli değişikliklere gidilir.<br />
<br />
* * * * * <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yeşilçam'ın Ekrem Borası da Yeşil Elbiseyi Giydi ve Yeşil Çamların Altına Uğurlandı!</span><br />
<br />
Yeşilçam'ın yaprakları birer birer dökülürken içimiz de her seferinde bir başka burkulmakta... Allah taksiratını affetsin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Yoksa Dört Dörtlük mü Olsaydı!</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">02 Nisan 2012</span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/2012/04/uc-dortluk-dort-dortluk.png" border="0" alt="[Resim: uc-dortluk-dort-dortluk.png]" /><br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">4+4+4+4 (Dört Dörtlük Eğitim) Yök Kanunu ve Yaygın / Kitle Eğitim Kanunu Üzerine Değiniler:</span></span><br />
<br />
Uzun yorucu ve tartışmalı bir ayı geride bıraktık. En başta belirteyim, lütfen, bu yazımın en azından koyu renkli kısımlarını mutlaka okumalısınız.<br />
<br />
Geçen ay boyunca gündem, üç dörtlük EĞİTİM e kitlenmişti. Geçen hafta bu gündemi de geride bırakmış olduk.<br />
<br />
Şunu baştan belirtmek istiyorum ki, gündemin YARGI veya TERÖR olmasındansa EĞİTİM olması beni mutlu etti doğrusu. Sırada <span style="font-weight: bold;">'gudubet' </span> olarak değerlendirmekte olduğumYÖK yasası bulunmakta. Bunu ayrı bir gündem yazısı şeklinde kaleme alacağım için ayrıntıya girmiyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Üç dörtlük eğitim sistemi bu gün için ihtiyaca göre. Belki on yıl sonra dört dörtlük eğitim sistemine geçeriz. On yıl sonra, dördüncü dört yıllık kısmın en azından açık öğretim sistemiyle yürütülmesi zorunlu tutulabilir.</span> Ben şimdiden gerek siyasilere gerek eğitimcilere kopyasını vermiş olayım. Dördüncü dört yıllık eğitim de zorunlu tutulursa hükumet önemli bir psikolojik baskıdan kurtulacaktır. İşsizlik oranı bu vesile ile % 12 den yüzde 7 ler seviyesine inecektir. Bunu da trajikomik bir durum olarak belirtmiş olalım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kesintili Eğitim Gereklilik, Zorunlu Eğitim Çağdaşlık!</span><br />
<br />
28 Şubat öncesi tartışmalarda da dile getirmiştik. Yazılar yazmış makaleler döktürmüştük elbirliğiyle. Ama şükür ki bu günleri gördük. Dayatmacı olmayan, seçenek sunan ama eğitim seviyesi olarak ta 12 yıl olarak zorunlu tutulan bir eğitim düzeni.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Paketin İçindekilerine Dikkat!</span><br />
<br />
Kamuoyu'ndan bu kanun kapsamında geçen <span style="font-weight: bold;">"Tablet Bilgisayarlar" </span>konusunda duyarlılık bekliyoruz. İktidarın veremeyeceği bir hesap olmasa gerek. Sırf tablet bilgisayar ihalesi verildi diye çağdaş bir yaklaşım olan 4+4+4 kesintili eğitim sistemine tukaka diyecek halimiz olmadığı gibi, bu kanun ile usulsüz yöntemlerle ihale yürütülmesini de görmezden gelecek değiliz. Bu konunun takipçisi olacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kanunun İlgili Bağlantıları Acilen Çıkarılmalıdır!</span><br />
<br />
Başta 2547 sayılı YÖK Kanunu, olmak üzere diğer ilgili kanunlar ve mevzuat.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Gönül isterdi ki, emekli sandığı, sosyal sigortalar ve bağkur kanunlarının her birisinin Sosyal Güvenlik Kanunu kapsamında toplandığı ve SGK çatısında birleştiği gibi, eğitim konusunda da çerçeve bir kurum / yasa olsaydı. Buna göre;<br />
<br />
1. KİTAP (BÖLÜM)de,  ilk ve orta öğretime ilişkin düzenlemeler bulunsaydı. (İlk, orta ve liseler)<br />
<br />
2. KİTAP (BÖLÜM)de, Yüksek öğretim Kurumlarına ilişkin düzenlemeler bulunsaydı (Yüksekokullar, Fakülteler ve Lisansüstü Eğitimler)<br />
<br />
3. KİTAP (Bölüm)de Yaygın Eğitim Kurumlarına İlişkin düzenlemeler bulunsaydı ( Halk Bilinçlendirmeleri (eğitimleri) Meslek Edindirme Eğitimleri)<br />
<br />
Bu vesile ile, HALK EĞİTİM MÜDÜRLÜKLERİ acilen isim değiştirmelidir. Halkın eğitimi irite eden bir tabirdir. Onun yerine eski halk eğitim konsepti, iki alt alanda ele alınmalıdır.<br />
<br />
a) Halk bilinçlendirmeleri<br />
<br />
b) Halk Meslek edindirme eğitimleri<br />
<br />
Yine bu vesile ile, Talim Terbiye Kurulu'nun ismi derhal değiştirilmelidir. Talim i anladık ta Terbiye kelimesi çok saçma, komik, anlamsız ve aşağılayıcı bir tabirdir. Ayrıca terbiyeyi mürebbiyeler yapar. Bakanlıkta hiç bir mürebbiye kadrolu personel bulunmamaktadır. Bu nedenle bu kurulun adı Eğitim Öğretim Teknik Kurulu olarak değiştirilmelidir.</span><br />
<br />
Değerli okurlarım, beni tanır ve bilirsiniz. Ben ömrüm boyunca ağlamak, yakınmak, sürekli olarak şikayet edip eleştirmek yerine varsa eleştirim, peşine çözüm önerilerimi de sunarım. Bu yaklaşımımı insanlık görevim olarak görürürüm. Umarım ve dilerim ki, bu dile getirdiğim konular eğitimle ilgili siyasilerin dikkatini çeker ve gerekli değişikliklere gidilir.<br />
<br />
* * * * * <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yeşilçam'ın Ekrem Borası da Yeşil Elbiseyi Giydi ve Yeşil Çamların Altına Uğurlandı!</span><br />
<br />
Yeşilçam'ın yaprakları birer birer dökülürken içimiz de her seferinde bir başka burkulmakta... Allah taksiratını affetsin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Siyonist İsrail, Güney Sudan'ı silahlandırıyor !...]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3172</link>
			<pubDate>Mon, 09 Apr 2012 06:23:48 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3172</guid>
			<description><![CDATA[Siyonist İsrail, Güney Sudan'ı silahlandırıyor !...<br />
<br />
<br />
Haber kaynakları işgalci siyonist İsrail rejiminin Güney Sudan'ı silahlandırmakta olduğunu bildirdiler.<br />
<br />
Filistin enformasyon merkezinin bildirdiğine göre işgal rejimi yetkilileri güney Sudan ordusu güçlerine gerekli eğitim vererek bu orduyu silahlandırmaktadırlar.<br />
<br />
Öte yandan İsrail el-Yevm gazetesi de İsrail savaş uçaklarının her gün Güney Sudan'a iniş yaptıklarını ve kendi silahlarını bölgeye aktardıklarını bildirdi. Sudan'da yayınlanan en-İntibahe gazetesi de bu konuyla ilgili verdiği bir haberinde içinde bulunduğumuz hafta başından beri İsrail'in Güney Sudan'la düzenli bir hava koridoru oluşturarak bölgeye yoğun biçimde silah ve askeri teçhizat aktardığını yazdı.<br />
<br />
Kaynak Haber Sitesi <a href="http://www.yenimanset.com/" target="_blank">http://www.yenimanset.com/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Siyonist İsrail, Güney Sudan'ı silahlandırıyor !...<br />
<br />
<br />
Haber kaynakları işgalci siyonist İsrail rejiminin Güney Sudan'ı silahlandırmakta olduğunu bildirdiler.<br />
<br />
Filistin enformasyon merkezinin bildirdiğine göre işgal rejimi yetkilileri güney Sudan ordusu güçlerine gerekli eğitim vererek bu orduyu silahlandırmaktadırlar.<br />
<br />
Öte yandan İsrail el-Yevm gazetesi de İsrail savaş uçaklarının her gün Güney Sudan'a iniş yaptıklarını ve kendi silahlarını bölgeye aktardıklarını bildirdi. Sudan'da yayınlanan en-İntibahe gazetesi de bu konuyla ilgili verdiği bir haberinde içinde bulunduğumuz hafta başından beri İsrail'in Güney Sudan'la düzenli bir hava koridoru oluşturarak bölgeye yoğun biçimde silah ve askeri teçhizat aktardığını yazdı.<br />
<br />
Kaynak Haber Sitesi <a href="http://www.yenimanset.com/" target="_blank">http://www.yenimanset.com/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aynı Mana Farklı His!]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3171</link>
			<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 07:29:13 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3171</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Aynı Mana Farklı His!</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">25 Mart 2012</span></span></span><br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/2012/03/ayni-mana-farkli-his.jpg" border="0" alt="[Resim: ayni-mana-farkli-his.jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Değneğin İki Ucu B.klanmadan Hayata Dair Düşülmüş Dipnotlar:</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;">Sevgili dostlar;</span><br />
Geçmişi anlatan eğer Emin Oktay veya Niyazi AKŞİT’in tarih kitabı ise, okurken sıkılırız.<br />
Geleceği anlatan Teknoloji bakanı ise dinlerken sıkılırız,<br />
Hayata dair en can alıcı öğüdü babamız veriyorsa sıkılırız,<br />
Yanağımıza öpücük konduran, yüzümüzü okşayan dedemiz veya ninemizse sıkılırız,<br />
Namazı niyazı anlatan din görevlisiyse sıkılırız,<br />
Havuzlu dubleks, sahil kenarındaki yalımız eğer on yıldır içinde yaşıyor olduğumuz bir yerse sıkılırız,<br />
En orijinal en coşkulu en şamata geçen konuşma eğer okulda bir derste yapılıyorsa sıkılırız,<br />
* * * * *<br />
Sıkılınca ne olur peki;<br />
Ne olacak, verilmek istenen alınmaz, alınamaz, alınmak istenmez.<br />
Çünkü insan beyni kendini rutine karşı tekrara karşı negatif koşullanmaya ayarlar.<br />
Negatif koşullanmanın tekrarı ise, yılgınlık ve bıkkınlık verir. Bu süreçte ise, LEZZET TİKSİNTİYE, MUTLULUK ÜZÜNTÜYE, FAYDALANMA İŞKENCEYE, ÖĞRENME REDDE, KABULLENME İSYANA dönüşür.<br />
Gerek çocuk eğitimlerinde, gerek ikili ilişkilerde, gerek beslenmede, gerekse bir mal veya hizmet üretiminde bu hassas dengeyi iyi korumalı.<br />
En başta belirttiğimiz cümlelere dönecek olursak,<br />
Tarihi, Emin Oktay’ın veya Niyazi Akşit’in tarih kitabından değil de Ekmek Teknesi’nin Herodot Cevdet’inden veya benzeri bir kişiden dinlemeyi,<br />
Teknolojik bir yeniliği, bir siyasetçiden değil de, bir ilkokul 5. sınıfa giden parlak gözlü zeki bir öğrenciden dinlemeyi,<br />
Öğüdü, babamızdan değil de, daha önce hiç tanımadığımız bir balıkçıdan, veya ayakkabı boyacısından veya mahallenin herkesin yüz çevirdiği delisinden dinlemeyi,<br />
Öpücüğü veya okşamayı, dedemizden veya ninemizden değil de, uzun zamandır görmediğimiz EN SEVDİĞİMİZDEN almayı,<br />
<br />
Dini, imamdan değil de, berduştan dinlemeye çalışmak gerek böylesi rutinleri kırabilmek için arada bir de olsa.<br />
<br />
Göreceksiniz ki, ilkinin anlatmak için harcadığı bir ton laftan, bir yığın zamandan, ikincisinin tek kelimesi veya belki bir dakikası bile çok daha fazla kalıcı ve/veya anlamlı olacaktır.<br />
Turgut Özal’ın tabiriyle, belki sözcükler, belki ifadeler aynı manaya gelecek fakat kalıcılık bakımından farklı hisler oluşturacaktır.<br />
* * * * *<br />
<span style="font-weight: bold;">Sevgili dostlar;</span><br />
Hayat bize her yönüyle çoğu zaman mutluluk vermek için fısıldamakta.<br />
Yeter ki, hayatın o fısıldama sesinin desibelini duymaya çalışalım.<br />
* * * * *<br />
    Unutmamalı ki, kanunlar, ahlaki-dini değerler, gelenekler vb. sosyal kalıplar yaramazlar veya sapkınlar için var olsa da, o kalıplara koşa koşa ve coşkuyla yaramazlar veya sapkınlar değil yine en uslu en mazbut ve en düzgün insanlar girer yerleşirler. Bu da yaşamın bir başka paradoksu.    <br />
<br />
Sevgili pazarcı dostlar;<br />
Aslında bu Pazar çok başka şeyler yazacaktım, bahardan börtü böcekten yazacaktım. Ama elimden bunlar dökülüverdi tuşlara. Deleteye basmak yerine koyverdim gitti satırları. Bu haftalık böyle olsun. Sevgiyle kalın, baharın coşkusu yüreğinizi açsın, bütün bir yıl sizi enerjiyle donatsın, sevdiklerinizle enerjilerinizi birleştirip sinerji çıkartsın. Esenlikler efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Aynı Mana Farklı His!</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">25 Mart 2012</span></span></span><br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/2012/03/ayni-mana-farkli-his.jpg" border="0" alt="[Resim: ayni-mana-farkli-his.jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Değneğin İki Ucu B.klanmadan Hayata Dair Düşülmüş Dipnotlar:</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;">Sevgili dostlar;</span><br />
Geçmişi anlatan eğer Emin Oktay veya Niyazi AKŞİT’in tarih kitabı ise, okurken sıkılırız.<br />
Geleceği anlatan Teknoloji bakanı ise dinlerken sıkılırız,<br />
Hayata dair en can alıcı öğüdü babamız veriyorsa sıkılırız,<br />
Yanağımıza öpücük konduran, yüzümüzü okşayan dedemiz veya ninemizse sıkılırız,<br />
Namazı niyazı anlatan din görevlisiyse sıkılırız,<br />
Havuzlu dubleks, sahil kenarındaki yalımız eğer on yıldır içinde yaşıyor olduğumuz bir yerse sıkılırız,<br />
En orijinal en coşkulu en şamata geçen konuşma eğer okulda bir derste yapılıyorsa sıkılırız,<br />
* * * * *<br />
Sıkılınca ne olur peki;<br />
Ne olacak, verilmek istenen alınmaz, alınamaz, alınmak istenmez.<br />
Çünkü insan beyni kendini rutine karşı tekrara karşı negatif koşullanmaya ayarlar.<br />
Negatif koşullanmanın tekrarı ise, yılgınlık ve bıkkınlık verir. Bu süreçte ise, LEZZET TİKSİNTİYE, MUTLULUK ÜZÜNTÜYE, FAYDALANMA İŞKENCEYE, ÖĞRENME REDDE, KABULLENME İSYANA dönüşür.<br />
Gerek çocuk eğitimlerinde, gerek ikili ilişkilerde, gerek beslenmede, gerekse bir mal veya hizmet üretiminde bu hassas dengeyi iyi korumalı.<br />
En başta belirttiğimiz cümlelere dönecek olursak,<br />
Tarihi, Emin Oktay’ın veya Niyazi Akşit’in tarih kitabından değil de Ekmek Teknesi’nin Herodot Cevdet’inden veya benzeri bir kişiden dinlemeyi,<br />
Teknolojik bir yeniliği, bir siyasetçiden değil de, bir ilkokul 5. sınıfa giden parlak gözlü zeki bir öğrenciden dinlemeyi,<br />
Öğüdü, babamızdan değil de, daha önce hiç tanımadığımız bir balıkçıdan, veya ayakkabı boyacısından veya mahallenin herkesin yüz çevirdiği delisinden dinlemeyi,<br />
Öpücüğü veya okşamayı, dedemizden veya ninemizden değil de, uzun zamandır görmediğimiz EN SEVDİĞİMİZDEN almayı,<br />
<br />
Dini, imamdan değil de, berduştan dinlemeye çalışmak gerek böylesi rutinleri kırabilmek için arada bir de olsa.<br />
<br />
Göreceksiniz ki, ilkinin anlatmak için harcadığı bir ton laftan, bir yığın zamandan, ikincisinin tek kelimesi veya belki bir dakikası bile çok daha fazla kalıcı ve/veya anlamlı olacaktır.<br />
Turgut Özal’ın tabiriyle, belki sözcükler, belki ifadeler aynı manaya gelecek fakat kalıcılık bakımından farklı hisler oluşturacaktır.<br />
* * * * *<br />
<span style="font-weight: bold;">Sevgili dostlar;</span><br />
Hayat bize her yönüyle çoğu zaman mutluluk vermek için fısıldamakta.<br />
Yeter ki, hayatın o fısıldama sesinin desibelini duymaya çalışalım.<br />
* * * * *<br />
    Unutmamalı ki, kanunlar, ahlaki-dini değerler, gelenekler vb. sosyal kalıplar yaramazlar veya sapkınlar için var olsa da, o kalıplara koşa koşa ve coşkuyla yaramazlar veya sapkınlar değil yine en uslu en mazbut ve en düzgün insanlar girer yerleşirler. Bu da yaşamın bir başka paradoksu.    <br />
<br />
Sevgili pazarcı dostlar;<br />
Aslında bu Pazar çok başka şeyler yazacaktım, bahardan börtü böcekten yazacaktım. Ama elimden bunlar dökülüverdi tuşlara. Deleteye basmak yerine koyverdim gitti satırları. Bu haftalık böyle olsun. Sevgiyle kalın, baharın coşkusu yüreğinizi açsın, bütün bir yıl sizi enerjiyle donatsın, sevdiklerinizle enerjilerinizi birleştirip sinerji çıkartsın. Esenlikler efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Google Amca Değil, Google Dede!]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3170</link>
			<pubDate>Thu, 22 Mar 2012 22:52:01 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3170</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar/dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Google Amca Değil, Google Dede!</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;"> 21 Mart 2012</span></span></span><br />
<br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/google-amcanin-torunui.jpg" border="0" alt="[Resim: google-amcanin-torunui.jpg]" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Dünyanın 1985 yılında ilk kurulan web sitesi olan<span style="color: #0000CD;"> csymbolics.com</span></span> un ardından henüz sadece on yıl geçmişti.<br />
<br />
1996 yılının Ocak ayında, Stanford Üniversitesi'nde bir doktora araştırma projesi hazırlanmaktaydı. Bu projeyi hazırlayan,<span style="font-weight: bold;">Larry Page ve Sergey Brin</span> hazırlamakta oldukları doktora projesinin dünyanın en büyük ve karlı bir şirketi haline gelebileceğini o anlarda hayal etmeleri bile mümkün değildi.<br />
<br />
Beş yılı geçmeyen çok kısa bir zaman aralığında, Google'un bu ani yükseliş trendi, tıpkı insanlık aleminin teknik ve teknolojideki ilerlemesinin yüzyıllar içinde son yüzyıldaki ilerleme hızı gibiydi. Zaman kronolojisinin, aritmetik artışı karşısında ilerleme süreci geometrik olarak artmaktaydı.<br />
<br />
Gençlerin, (Page ve Brin'in) tek amaçları, dünyadaki bilgiyi organize etmek ve bunu evrensel olarak erişilebilir ve/veya kullanılabilir hale getirmekti.<br />
<br />
Bu gün google'da her gün için 24 petabaytlık veri oluşturulmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Petabayt nedir?</span> Dijital bilginin hacim/ölçü birimlerini sıralayacak olursak, petabaytı daha iyi algılarız. bit, bayt, kilobayt, megabayt, gigabayt, terabayt, petabayt, eksabayt, zettabayt, yottabayt tır.<br />
<br />
Google'ın ortaya çıkmasından bu güne,<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;"> Dünya çapında yapılan internet aramalarında Google’ın payı % 60 a varmış, <br />
<br />
- Şu anki pazar değeri, 157 milyar Dolar ı bulmuş,<br />
<br />
- Online reklam pazarında Google’ın payı %40 ı geçmiş,<br />
<br />
- Konuştuğu dil sayısı; da, 112  yi geçmişti. (bunlardan biri de Türkçe…)</span><br />
<br />
Peki,  Google almış başını gitmişse bunun bizi ilgilendiren boyutu ne;<br />
<br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">Bizim yapmamız gereken, google toolbarı yükleyip, google'ın internet tarayıcısının kapsamı içine girmek. Böylece, Türk internet sitelerinin tıklanma sayılarının google indekslerine girmesini sağlamak ve böylece ulusal sitelerimizin dünya çapındaki başarısının yükseltilmesin sağlanmasıdır.</span></span><br />
<br />
Daha düne kadar internet hiç yokken, yani google diye bir sihirbaz yokken, bilgiye ulaşmak hem mekansal, hem zamansal hem de teknik anlamda çok zordu. O dönemin araştırmaları oldukça zahmetli ama bir o kadar da sağlam temelli veya tabanlı idi. <span style="font-weight: bold;">Bütün bunların yanında her bilginin her gün her saniye "bilgi çuvalının içine atılması demek, belli bir zaman aralığında dijitale atılan her ilave bilginin artık bilgiye erişimin imkansızlaşmasının bir sebebi olduğunun işaretiydi. İşte böylesi riskleri de düşünen google, yeni sürümünde, akıllı tarama yöntemiyle dijital ortamdaki çöpleri bile kullanabilecek derecede gelişmiş bir veri tabanı ve navigasyonu hazırlıyordu. Yani artık, arama kutucuğuna, tek kelime değil de tam olarak ne arayacaksanız onu yazarak aradığını bulacaktınız. Ve artık GOOGLE, bu kolaylığı da yavaş yavaş hizmetimize sunmaya başladı.</span><br />
<br />
Öte yandan, google dünyaya merhaba derken doğmuş olan bir bebek, bu gün için 16 yaşındaydı. 15 yaşında bir genç kızın (dünya ortalamasına) göre çocuğu olabileceğine göre, artık yeni jenerasyon, google'ın yokluğunu bile bilmiyordu. Ve yine <span style="font-weight: bold;">artık düne kadar "amca" diye hitap edilen google'a önümüzdeki yıllardan itibaren "google dede" denilecekti.</span><br />
<br />
Google Dede jenerasyonunu bakalım daha ne gibi yenilikler bekleyecek, hep birlikte göreceğiz. Aydınlık yarınlar dileğiyle esen kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar/dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-satirbasi.www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">Google Amca Değil, Google Dede!</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;"> 21 Mart 2012</span></span></span><br />
<br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/google-amcanin-torunui.jpg" border="0" alt="[Resim: google-amcanin-torunui.jpg]" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Dünyanın 1985 yılında ilk kurulan web sitesi olan<span style="color: #0000CD;"> csymbolics.com</span></span> un ardından henüz sadece on yıl geçmişti.<br />
<br />
1996 yılının Ocak ayında, Stanford Üniversitesi'nde bir doktora araştırma projesi hazırlanmaktaydı. Bu projeyi hazırlayan,<span style="font-weight: bold;">Larry Page ve Sergey Brin</span> hazırlamakta oldukları doktora projesinin dünyanın en büyük ve karlı bir şirketi haline gelebileceğini o anlarda hayal etmeleri bile mümkün değildi.<br />
<br />
Beş yılı geçmeyen çok kısa bir zaman aralığında, Google'un bu ani yükseliş trendi, tıpkı insanlık aleminin teknik ve teknolojideki ilerlemesinin yüzyıllar içinde son yüzyıldaki ilerleme hızı gibiydi. Zaman kronolojisinin, aritmetik artışı karşısında ilerleme süreci geometrik olarak artmaktaydı.<br />
<br />
Gençlerin, (Page ve Brin'in) tek amaçları, dünyadaki bilgiyi organize etmek ve bunu evrensel olarak erişilebilir ve/veya kullanılabilir hale getirmekti.<br />
<br />
Bu gün google'da her gün için 24 petabaytlık veri oluşturulmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Petabayt nedir?</span> Dijital bilginin hacim/ölçü birimlerini sıralayacak olursak, petabaytı daha iyi algılarız. bit, bayt, kilobayt, megabayt, gigabayt, terabayt, petabayt, eksabayt, zettabayt, yottabayt tır.<br />
<br />
Google'ın ortaya çıkmasından bu güne,<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;"> Dünya çapında yapılan internet aramalarında Google’ın payı % 60 a varmış, <br />
<br />
- Şu anki pazar değeri, 157 milyar Dolar ı bulmuş,<br />
<br />
- Online reklam pazarında Google’ın payı %40 ı geçmiş,<br />
<br />
- Konuştuğu dil sayısı; da, 112  yi geçmişti. (bunlardan biri de Türkçe…)</span><br />
<br />
Peki,  Google almış başını gitmişse bunun bizi ilgilendiren boyutu ne;<br />
<br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">Bizim yapmamız gereken, google toolbarı yükleyip, google'ın internet tarayıcısının kapsamı içine girmek. Böylece, Türk internet sitelerinin tıklanma sayılarının google indekslerine girmesini sağlamak ve böylece ulusal sitelerimizin dünya çapındaki başarısının yükseltilmesin sağlanmasıdır.</span></span><br />
<br />
Daha düne kadar internet hiç yokken, yani google diye bir sihirbaz yokken, bilgiye ulaşmak hem mekansal, hem zamansal hem de teknik anlamda çok zordu. O dönemin araştırmaları oldukça zahmetli ama bir o kadar da sağlam temelli veya tabanlı idi. <span style="font-weight: bold;">Bütün bunların yanında her bilginin her gün her saniye "bilgi çuvalının içine atılması demek, belli bir zaman aralığında dijitale atılan her ilave bilginin artık bilgiye erişimin imkansızlaşmasının bir sebebi olduğunun işaretiydi. İşte böylesi riskleri de düşünen google, yeni sürümünde, akıllı tarama yöntemiyle dijital ortamdaki çöpleri bile kullanabilecek derecede gelişmiş bir veri tabanı ve navigasyonu hazırlıyordu. Yani artık, arama kutucuğuna, tek kelime değil de tam olarak ne arayacaksanız onu yazarak aradığını bulacaktınız. Ve artık GOOGLE, bu kolaylığı da yavaş yavaş hizmetimize sunmaya başladı.</span><br />
<br />
Öte yandan, google dünyaya merhaba derken doğmuş olan bir bebek, bu gün için 16 yaşındaydı. 15 yaşında bir genç kızın (dünya ortalamasına) göre çocuğu olabileceğine göre, artık yeni jenerasyon, google'ın yokluğunu bile bilmiyordu. Ve yine <span style="font-weight: bold;">artık düne kadar "amca" diye hitap edilen google'a önümüzdeki yıllardan itibaren "google dede" denilecekti.</span><br />
<br />
Google Dede jenerasyonunu bakalım daha ne gibi yenilikler bekleyecek, hep birlikte göreceğiz. Aydınlık yarınlar dileğiyle esen kalınız efendim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kekremsi Bir Hayat Diliminden Yaşama Dair İzdüşümler]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3169</link>
			<pubDate>Mon, 19 Mar 2012 20:41:08 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3169</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Yatağın Soğuk Tarafı yalnızlığın albümü<br />
<br />
Kekremsi Bir Hayat Dilimindeyiz. <br />
<br />
Bakır tadında Geçip Gidiyor gün gün ömür.</span></span><br />
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında insan bunalıp kalıyor hayata, soluk almak, tebessüm etmek güzeldir ama güçleştiğinde, yüreğin susup duruyor öylece, mantığın sürüklemeye başlıyor seni; dağlara dönüyor yüzünü insan ister istemez. <br />
<br />
Yeni hayaller kurmamalı insan, yeni yollar seçmeli kendine yüreğini ferahlatacak..<br />
<br />
Yeni arkadaşlarla tanışmalı, yeni maceralar yaşamalı…<br />
<br />
Hep hayaller dipte kalmamalı bir gün yaparım diye ertelediğimiz ne varsa gerçekleştirmeyi denemeliyiz yaşamın son perdesine gelmeden.<br />
<br />
Her geçen gün, her geçen saat her dakika bizi  ölüme bir gün daha yaklaştırıyor ve zamanın değerli olduğunu hiç bilmiyoruz, Zaman bir nehir, akmakta bütün cömertliğiyle… Ömürse cömertçe akan sudaki bir bardak su gibi az ve kıymetli…<br />
<br />
Belki de, küçücük şeylerle başlamalıyız hayatımıza yön vermeye, örneğin bir kaç durak önce inip otobüsten, yürümeliyiz gideceğimiz yere kadar…  <br />
<br />
Ağlayan birini görünce sebebini sormalı önce, <span style="font-weight: bold;">“ama ağlama, gül” </span>den<span style="font-weight: bold;">memeli</span>. Önce birlikte ağlamalı, sonra yavaş yavaş bardağın dolu tarafını düşünerek her düşüşün kendine özgü fırsatlarını konuşup yine birlikte gülmeli.<br />
<br />
Dikeneleri yüzünden  güle hesap sormamalı, derin bir soluk alıp gülün kokusunu içine hapsetmeli içine tıpkı yüreğindeki yaşama duyduğun aşk gibi…<br />
<br />
Güneşin doğuşunu beklemeli her sabah erkenden uyanıp… Bilmeli ki, her geçen gün yarının bir eksiği olacaktır ömürden kalan… Güneşin enerjisiyle yarınların yaşamına enerji dolmalı.<br />
<br />
Arada bir esen seher yeli tenini okşamalı, saçlarını okşamalı sevgilinin dokunuşları gibi… Sahiplenceksen eğer Can Yücel dediği gibi, taşları, yıldızları rüzgarın dokunuşlarını sahipleneceksin. Bileceksin ki, onlar sen istediğin kadar senin…<br />
<br />
Bir çocuğun ilk adımlarıyla umuda yürüdüğü,<br />
<br />
Bir gencin düşüncelerinde geleceği hayal ettiği,<br />
<br />
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli insan…<br />
<br />
Çalışmadan başarıya, sevgi olmadan sevgiliye,<br />
<br />
Mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli insan…<br />
<br />
Haketmeli insan, önce kendini hak etmeli,<br />
<br />
Harcamakta olduğu ömür sermayesinden.<br />
<br />
Hiç çaresiz kalmamışsan eğer, dermanı olamazsın kimsenin dertlerine..!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ağlamayı bilmiyorsan eğer;<br />
<br />
gözyaşlarını boşluğa akıtırsın,<br />
<br />
Gülmeyi bilmiyorsan eğer;<br />
<br />
gülersin belki ama kuru kuru,<br />
<br />
neşesizdir kahkahaların..!<br />
<br />
(e.d.özatar)</span><br />
<br />
insan bilmeli; hayatın değerli ve kısalığını, “<span style="font-weight: bold;">carpediem”</span> diyebilmeli çoğu kez.<br />
<br />
Hep vermek yada hep almak için..! Sadece anlatacak bir şeyleri olduğunda değil; söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli insan dostlarını ve sevgilisini..!<br />
<br />
soruları olmalı insanın, yanıtlarını bulabilmek için çabalamaktan zevk almalı..!<br />
<br />
insanın dostları, sevgilisi olmalı ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak..!<br />
<br />
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi insanın…<br />
<br />
Yaşam ve yaşamı bahşeden O YÜCE VARLIK tan aldığı kadar… <br />
<br />
Emine Dönüş Özatar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">Yatağın Soğuk Tarafı yalnızlığın albümü<br />
<br />
Kekremsi Bir Hayat Dilimindeyiz. <br />
<br />
Bakır tadında Geçip Gidiyor gün gün ömür.</span></span><br />
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında insan bunalıp kalıyor hayata, soluk almak, tebessüm etmek güzeldir ama güçleştiğinde, yüreğin susup duruyor öylece, mantığın sürüklemeye başlıyor seni; dağlara dönüyor yüzünü insan ister istemez. <br />
<br />
Yeni hayaller kurmamalı insan, yeni yollar seçmeli kendine yüreğini ferahlatacak..<br />
<br />
Yeni arkadaşlarla tanışmalı, yeni maceralar yaşamalı…<br />
<br />
Hep hayaller dipte kalmamalı bir gün yaparım diye ertelediğimiz ne varsa gerçekleştirmeyi denemeliyiz yaşamın son perdesine gelmeden.<br />
<br />
Her geçen gün, her geçen saat her dakika bizi  ölüme bir gün daha yaklaştırıyor ve zamanın değerli olduğunu hiç bilmiyoruz, Zaman bir nehir, akmakta bütün cömertliğiyle… Ömürse cömertçe akan sudaki bir bardak su gibi az ve kıymetli…<br />
<br />
Belki de, küçücük şeylerle başlamalıyız hayatımıza yön vermeye, örneğin bir kaç durak önce inip otobüsten, yürümeliyiz gideceğimiz yere kadar…  <br />
<br />
Ağlayan birini görünce sebebini sormalı önce, <span style="font-weight: bold;">“ama ağlama, gül” </span>den<span style="font-weight: bold;">memeli</span>. Önce birlikte ağlamalı, sonra yavaş yavaş bardağın dolu tarafını düşünerek her düşüşün kendine özgü fırsatlarını konuşup yine birlikte gülmeli.<br />
<br />
Dikeneleri yüzünden  güle hesap sormamalı, derin bir soluk alıp gülün kokusunu içine hapsetmeli içine tıpkı yüreğindeki yaşama duyduğun aşk gibi…<br />
<br />
Güneşin doğuşunu beklemeli her sabah erkenden uyanıp… Bilmeli ki, her geçen gün yarının bir eksiği olacaktır ömürden kalan… Güneşin enerjisiyle yarınların yaşamına enerji dolmalı.<br />
<br />
Arada bir esen seher yeli tenini okşamalı, saçlarını okşamalı sevgilinin dokunuşları gibi… Sahiplenceksen eğer Can Yücel dediği gibi, taşları, yıldızları rüzgarın dokunuşlarını sahipleneceksin. Bileceksin ki, onlar sen istediğin kadar senin…<br />
<br />
Bir çocuğun ilk adımlarıyla umuda yürüdüğü,<br />
<br />
Bir gencin düşüncelerinde geleceği hayal ettiği,<br />
<br />
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli insan…<br />
<br />
Çalışmadan başarıya, sevgi olmadan sevgiliye,<br />
<br />
Mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli insan…<br />
<br />
Haketmeli insan, önce kendini hak etmeli,<br />
<br />
Harcamakta olduğu ömür sermayesinden.<br />
<br />
Hiç çaresiz kalmamışsan eğer, dermanı olamazsın kimsenin dertlerine..!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ağlamayı bilmiyorsan eğer;<br />
<br />
gözyaşlarını boşluğa akıtırsın,<br />
<br />
Gülmeyi bilmiyorsan eğer;<br />
<br />
gülersin belki ama kuru kuru,<br />
<br />
neşesizdir kahkahaların..!<br />
<br />
(e.d.özatar)</span><br />
<br />
insan bilmeli; hayatın değerli ve kısalığını, “<span style="font-weight: bold;">carpediem”</span> diyebilmeli çoğu kez.<br />
<br />
Hep vermek yada hep almak için..! Sadece anlatacak bir şeyleri olduğunda değil; söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli insan dostlarını ve sevgilisini..!<br />
<br />
soruları olmalı insanın, yanıtlarını bulabilmek için çabalamaktan zevk almalı..!<br />
<br />
insanın dostları, sevgilisi olmalı ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak..!<br />
<br />
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi insanın…<br />
<br />
Yaşam ve yaşamı bahşeden O YÜCE VARLIK tan aldığı kadar… <br />
<br />
Emine Dönüş Özatar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şükür Bağdatlı, Hava Binbaşı ve 1992 Dönemi Mezunumuz Şehit Oldu]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3168</link>
			<pubDate>Sat, 17 Mar 2012 09:47:17 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3168</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><br />
<img src="http://personelmemur.com/wp-content/uploads/2012/03/esh_54775.jpg" border="0" alt="[Resim: esh_54775.jpg]" /><br />
<img src="http://www.olay53.com/images/other/sukur-bagdatli-okan-melikoglu.jpg" border="0" alt="[Resim: sukur-bagdatli-okan-melikoglu.jpg]" /><br />
<span style="font-size: large;">1992 nin en muzip karakteri olarak bilinen,<br />
şakacılığıyla çevresini neşelendiren<br />
Fatsa'lı hemşehrim, ve<br />
kamu yönetimi bölümü mezunumuz<br />
hava binbaşı Şükür Bağdatlı,<br />
Afganistanda helikopter kazasında şehit olmuştur.<br />
kendisine ALLAH'tan rahmet, ailesine sabırlar dileriz.<br />
<br />
SİYASAL FORUM adına<br />
Yrd.Doç.Dr. Ahmet FİDAN</span></div></span></span><br />
<br />
Hava Binbaşı Şükür Bağdatlı'nın acı haberi memleketi Ordu'nun Fatsa ilçesine bağlı Bolaman Beldesi'ndeki baba ocağına ulaştı. Afganistan'daki görev süresinin dolmasına bir ay kalan Bağdatlı'nın şehit düştüğü haberi ailesine Fatsa Kaymakamı Bekir Atmaca ve askeri yetkililer tarafından bildirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖZGEÇMİŞİ</span><br />
<br />
1971 Yılında Ordu'nun Fatsa İlçesi Bolaman Beldesi'nde doğdu.<br />
<br />
1988 de Korgan Lisesi'ni bitirdi, aynı yıl İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazandı.<br />
<br />
Değerli Meslektaşım Tahir BÜYÜKAKIN'ın (Şükür Bağdatlı'nın Sınıf Arkadaşı) 1992 mezuniyet yıllığındaki ifadeleri:<br />
<span style="font-style: italic;">"Şükür'le olan arkadaşlığımız son iki yılda çok daha ilerledi.<br />
Şükür kısa zamanda sevilen ve sayılan birisi oldu. Oldukça nazik ve duygusal bir kişiliğe sahip olan Şükür, derslerinde oldukça başarılıdır. Ders çalışmak için oturduğumuzda hiç kalkmadan 4-5 saat oturma kapasitesine sahip olan arkadaşımızın hastalıklar her zaman problemi olmuştur.<br />
Aynı zamanda usta bir fıkra ve film anlatıcısıdır. <br />
Bazen bozuk olsa da güzel futbol oynar. <br />
Kardeşimle süren arkadaşlığımızın devamlı olması, ömrünün sonuna kadar dosdoğru yol üzere olması ve iki alemde de saadetler bulması temennisiyle"</span><br />
<span style="font-weight: bold;">Tahir Büyükakın (Yrd.Doç.Dr./Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Şehit Binbaşı Şükür Bağdatlı'nın acı haberi baba ocağına ulaştı</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;">Afganistan'ın başkenti Kabil'de meydana gelen ve 12 Türk askerinin şehit olduğu helikopter kazası'nda hayatını kaybeden Hava Binbaşı Şükür Bağdatlı'nın (41) acı haberi memleketi Ordu'nun Fatsa ilçesine bağlı Bolaman Beldesi'ndeki baba ocağına ulaştı.<br />
 <br />
Afganistan'daki görev süresinin dolmasına bir ay kalan Bağdatlı'nın şehit düştüğü haberi ailesine Fatsa Kaymakamı Bekir Atmaca ve askeri yetkililer tarafından bildirildi. <br />
<br />
Evine ambulans ve subayların geldiğini gören anne Emine Dağlı oğlunun şehit olduğunu anlayarak, fenalaştı. Oğlunun şehit habebiriyle yıkılan baba Şükrü Bağdatlı'ya sağlık görevlileri müdahale etti. (A.A.)</span><br />
<br />
Şükür BAĞDATLI, İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi 1992 dönemi mezunumuzdur. Uzun dönem askerliğin ardından mesleğine Türk Silahlı Kuvvetlerinde devam etmiş bir arkadaşımızdır.<br />
En son birkaç yıl önce kendisiyle Fatsada bir restoranda yemek yemiştik. Şükür, 7 kız kardeşinin ardından 8. erkek çocuk olduğu için kendine bu isim verildiğini söylerdi.<br />
Merhuma Allahtan Rahmet diliyorum. Nur içinde yatsın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;"><br />
<img src="http://personelmemur.com/wp-content/uploads/2012/03/esh_54775.jpg" border="0" alt="[Resim: esh_54775.jpg]" /><br />
<img src="http://www.olay53.com/images/other/sukur-bagdatli-okan-melikoglu.jpg" border="0" alt="[Resim: sukur-bagdatli-okan-melikoglu.jpg]" /><br />
<span style="font-size: large;">1992 nin en muzip karakteri olarak bilinen,<br />
şakacılığıyla çevresini neşelendiren<br />
Fatsa'lı hemşehrim, ve<br />
kamu yönetimi bölümü mezunumuz<br />
hava binbaşı Şükür Bağdatlı,<br />
Afganistanda helikopter kazasında şehit olmuştur.<br />
kendisine ALLAH'tan rahmet, ailesine sabırlar dileriz.<br />
<br />
SİYASAL FORUM adına<br />
Yrd.Doç.Dr. Ahmet FİDAN</span></div></span></span><br />
<br />
Hava Binbaşı Şükür Bağdatlı'nın acı haberi memleketi Ordu'nun Fatsa ilçesine bağlı Bolaman Beldesi'ndeki baba ocağına ulaştı. Afganistan'daki görev süresinin dolmasına bir ay kalan Bağdatlı'nın şehit düştüğü haberi ailesine Fatsa Kaymakamı Bekir Atmaca ve askeri yetkililer tarafından bildirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖZGEÇMİŞİ</span><br />
<br />
1971 Yılında Ordu'nun Fatsa İlçesi Bolaman Beldesi'nde doğdu.<br />
<br />
1988 de Korgan Lisesi'ni bitirdi, aynı yıl İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazandı.<br />
<br />
Değerli Meslektaşım Tahir BÜYÜKAKIN'ın (Şükür Bağdatlı'nın Sınıf Arkadaşı) 1992 mezuniyet yıllığındaki ifadeleri:<br />
<span style="font-style: italic;">"Şükür'le olan arkadaşlığımız son iki yılda çok daha ilerledi.<br />
Şükür kısa zamanda sevilen ve sayılan birisi oldu. Oldukça nazik ve duygusal bir kişiliğe sahip olan Şükür, derslerinde oldukça başarılıdır. Ders çalışmak için oturduğumuzda hiç kalkmadan 4-5 saat oturma kapasitesine sahip olan arkadaşımızın hastalıklar her zaman problemi olmuştur.<br />
Aynı zamanda usta bir fıkra ve film anlatıcısıdır. <br />
Bazen bozuk olsa da güzel futbol oynar. <br />
Kardeşimle süren arkadaşlığımızın devamlı olması, ömrünün sonuna kadar dosdoğru yol üzere olması ve iki alemde de saadetler bulması temennisiyle"</span><br />
<span style="font-weight: bold;">Tahir Büyükakın (Yrd.Doç.Dr./Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı)</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Şehit Binbaşı Şükür Bağdatlı'nın acı haberi baba ocağına ulaştı</span><br />
<br />
<span style="font-style: italic;">Afganistan'ın başkenti Kabil'de meydana gelen ve 12 Türk askerinin şehit olduğu helikopter kazası'nda hayatını kaybeden Hava Binbaşı Şükür Bağdatlı'nın (41) acı haberi memleketi Ordu'nun Fatsa ilçesine bağlı Bolaman Beldesi'ndeki baba ocağına ulaştı.<br />
 <br />
Afganistan'daki görev süresinin dolmasına bir ay kalan Bağdatlı'nın şehit düştüğü haberi ailesine Fatsa Kaymakamı Bekir Atmaca ve askeri yetkililer tarafından bildirildi. <br />
<br />
Evine ambulans ve subayların geldiğini gören anne Emine Dağlı oğlunun şehit olduğunu anlayarak, fenalaştı. Oğlunun şehit habebiriyle yıkılan baba Şükrü Bağdatlı'ya sağlık görevlileri müdahale etti. (A.A.)</span><br />
<br />
Şükür BAĞDATLI, İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi 1992 dönemi mezunumuzdur. Uzun dönem askerliğin ardından mesleğine Türk Silahlı Kuvvetlerinde devam etmiş bir arkadaşımızdır.<br />
En son birkaç yıl önce kendisiyle Fatsada bir restoranda yemek yemiştik. Şükür, 7 kız kardeşinin ardından 8. erkek çocuk olduğu için kendine bu isim verildiğini söylerdi.<br />
Merhuma Allahtan Rahmet diliyorum. Nur içinde yatsın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AK Partinin Dördüncü Eğilimi]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3167</link>
			<pubDate>Tue, 13 Mar 2012 22:37:21 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3167</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;">AK Partinin Dördüncü Eğilimi<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;">12 Mart 2012</span></span></span><br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/2012/03/akpartinin-dorduncu-egilimi-bilgiagi-net.jpg" border="0" alt="[Resim: akpartinin-dorduncu-egilimi-bilgiagi-net.jpg]" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #800000;">Son Dönem Türk Siyasal Hayatındaki Muhalefet <br />
Boşluğu ve Dördüncü Eğilim Tanımındaki Değişim<br />
</span></span><br />
Yakın dönem Türk siyasal hayatında Türk halkının siyasal eğilim ve tercihleri konusunda Anavatan Partisi için çoğu zaman ideolojik bir tabana dayanmayan, dört eğilimin partisi olduğu şeklinde değerlendirmelerde bulunulurdu. Bu değerlendirmegenel anlamda yerinde bir söylemdi. ANAP'ın çaptan düşmesi, DYP ile bir araya gelmesi durumunda bile yüzde on barajını geçememesi karşısında  bu değerlendirme 2004 yerel genel seçimlerine kadar anlamsızlaşmıştı.<br />
<br />
Öte yandan, AK Parti, 3 Kasım 2002 merkezi yönetim genel seçimleriden sonra 2004 yerel genel seçiminin ardında bütün Türkiye'nin partisi olma eğilimine girmiş ve bunu devam eden ilk merkezi yönetim 2007 genel seçiminde aldığı sonuçlar ile tescillemişti. Böylece, geçtiğimiz yıllar içinde ANAP için yüklenen misyon tam olarak AK Partiye yüklenmeye başlamıştı. Ne var ki toplum böyle bir misyon yüklese de, yer yer AK Parti de bu misyonu sahiplense de hem toplum bazında hem parti bazında bu tür çoğulcu niteleme tam olarak içselleştirilememiş hatta sahiplenil(e)memişti.<br />
<br />
Ancak, 2009 Genel Yerel Seçimlerinde yeniden aynı tablonun sürdürülmesi, yetmediği gibi, bunun 2010 referandumunda daha da net bir şekilde ortaya çıkması ve devamla, 2011 merkezi yönetim genel seçimleriyle tam olarak tescillenmesi ile dünün ANAP ı bu günün AK Partisi olarak görülmeye başlandı. <span style="font-weight: bold;">Ancak durum o hale geldi ki, dünün ANAP ı bu günün AK Partisinin (başarısının) yanında sönük (bile) kaldı.</span> Çünkü Özal ve prenslerinin tek parti ve devamındaki iktidarı ile Erdoğan ve ekibinin iktidarı arasında kıyaslanmayacak derecede (siyaseten) başarı ve çap farkı vardı. Bu açıdan ANAP ile AK Partinin eğilimleri birleştirmesinde gözle görülür tarz ve/veya durum farkları vardı. Bunları kısaca değerlendirecek olursak;<br />
<br />
1. Olarak; AK Parti'nin oyları her ne kadar ülke nüfusunun yarısından fazlasına ulaşsa bile, AK Parti tam anlamıyla ülke genel politikaları açısından liberal ağırlıklı bir parti olsa bile SOSYAL DEMOKRAT eğilim, partinin demografik içeriğindeki seçmen kitlesine parti yönetimine veya milletvekili rengine yeterince yansımamaktaydı. 2003 ve hatta (28 Şubat'ın da etkisiyle) 2007 genel seçimlerinde iktidar olurken muktedir de olabilmek adına akdedite olmuş adaylarla veya merkeze yakın adaylarla yoluna devam etmiştir. Bu nedenle AK Partideki 4. eğilim sathidir.<br />
<br />
2. CHP'nin (geçen haftaki yazımızda da konu ettiğimiz gibi,) ümit olmaktan çıkması, kayıkçı kavgasından kurtulamaması, partide bulunan gerek iç gerek dış çevrede etki sahibi kişileri alternatif düşüncelere sürükledi. İktidardan uzun dönemde formel veya informel ikbal uman kimi omurgasız (esnek)) sosyal demokratlar AK Parti ile şu ya da bu şekilde eklemlenmeyi başarmış ve bu noktada önemli mesafeler almışlardır. Bu kesimin omurgasız yapıları AK Parti tarafından bilinse de pragmatizm ortak paydasında içselleştirilmiştir.<br />
<br />
3- CHP nin ülke geneli kurumsal muhalefet eksikliği, MHP tarafından tam olarak tamamlanamadığı için, alternatif politikalar veya farklı görüşler adına tek çıkar yol kalıyordu. AK Partinin içeriğinde şimdiye kadar varolan muhafazakar, liberal ve milliyetçi eğilime 4. eğilimin eklenmesiydi. Bu süreç ilk olarak Ertuğrul Günay'la başlamış aynı şekilde Antep'ten Şamil Tayyar ve İzmir'den İlknur Denizli gibi sosyal demokrat çizgiden gelen isimleri listesine katmıştır. Ancak bu yönelim, hiç bir zaman AK Parti içinde sosyal demokrat kitlenin belirgin bir şekilde temsil edildiğini göstermiyordu. Bu günden sonrası için de siyaseten bir ekstrapolasyon yapmak neredeyse imkansız gibi bir durumdur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SONUÇ</span>:<br />
<br />
2012 itibarıyla, AK Parti, bünyesindeki 4. eğilimin eksikliğini malesef hissetmemektedir. Bunda partinin kronikleşmiş yükseliş trendinin etkisi de büyüktür. İşin bir başka önemli boyutu da, AK parti saflarına katılmış olan sosyal demokrat isimlerin, zaman içinde ana bünye içinde hızlı bir şekilde asimile olduklarıdır. hatta bu süreci asimilasyon olarak değil belki de siyaseti öğrenme süreci olarak tanımlamak daha yerinde olacaktır.<br />
<br />
Ne var ki, gerek dünyadaki sosyal demokrasini akıbeti gerekse Türkiyedeki sosyal demokrasinin durumu AK partinin bu eksikliği hissetmemesine neden olmakta. Öte yandan AK Parti de zaten nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan ve siyaseten oy deposu olarak görülen en yoksul kitleleri hedef aldığından dolayı halk nezdinde böyle bir eksiklik hissedilmemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bütün bunları göz önüne aldığımızda düne kadar tanımı yapılan dört eğilim bu gün için eskisi kadar bir anlam taşımamaktadır. Hatta, bunun yerini etnik köken üzerinden yapılan siyaset kombinasyonları almıştır. Bu başkalaşım trendinin 10 yıl sonrası ise gerçek anlamda belirsizdir.<br />
</span><br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;">AK Partinin Dördüncü Eğilimi<br />
</span></span></span><br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: large;"><span style="color: #FF0000;">12 Mart 2012</span></span></span><br />
<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/2012/03/akpartinin-dorduncu-egilimi-bilgiagi-net.jpg" border="0" alt="[Resim: akpartinin-dorduncu-egilimi-bilgiagi-net.jpg]" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #800000;">Son Dönem Türk Siyasal Hayatındaki Muhalefet <br />
Boşluğu ve Dördüncü Eğilim Tanımındaki Değişim<br />
</span></span><br />
Yakın dönem Türk siyasal hayatında Türk halkının siyasal eğilim ve tercihleri konusunda Anavatan Partisi için çoğu zaman ideolojik bir tabana dayanmayan, dört eğilimin partisi olduğu şeklinde değerlendirmelerde bulunulurdu. Bu değerlendirmegenel anlamda yerinde bir söylemdi. ANAP'ın çaptan düşmesi, DYP ile bir araya gelmesi durumunda bile yüzde on barajını geçememesi karşısında  bu değerlendirme 2004 yerel genel seçimlerine kadar anlamsızlaşmıştı.<br />
<br />
Öte yandan, AK Parti, 3 Kasım 2002 merkezi yönetim genel seçimleriden sonra 2004 yerel genel seçiminin ardında bütün Türkiye'nin partisi olma eğilimine girmiş ve bunu devam eden ilk merkezi yönetim 2007 genel seçiminde aldığı sonuçlar ile tescillemişti. Böylece, geçtiğimiz yıllar içinde ANAP için yüklenen misyon tam olarak AK Partiye yüklenmeye başlamıştı. Ne var ki toplum böyle bir misyon yüklese de, yer yer AK Parti de bu misyonu sahiplense de hem toplum bazında hem parti bazında bu tür çoğulcu niteleme tam olarak içselleştirilememiş hatta sahiplenil(e)memişti.<br />
<br />
Ancak, 2009 Genel Yerel Seçimlerinde yeniden aynı tablonun sürdürülmesi, yetmediği gibi, bunun 2010 referandumunda daha da net bir şekilde ortaya çıkması ve devamla, 2011 merkezi yönetim genel seçimleriyle tam olarak tescillenmesi ile dünün ANAP ı bu günün AK Partisi olarak görülmeye başlandı. <span style="font-weight: bold;">Ancak durum o hale geldi ki, dünün ANAP ı bu günün AK Partisinin (başarısının) yanında sönük (bile) kaldı.</span> Çünkü Özal ve prenslerinin tek parti ve devamındaki iktidarı ile Erdoğan ve ekibinin iktidarı arasında kıyaslanmayacak derecede (siyaseten) başarı ve çap farkı vardı. Bu açıdan ANAP ile AK Partinin eğilimleri birleştirmesinde gözle görülür tarz ve/veya durum farkları vardı. Bunları kısaca değerlendirecek olursak;<br />
<br />
1. Olarak; AK Parti'nin oyları her ne kadar ülke nüfusunun yarısından fazlasına ulaşsa bile, AK Parti tam anlamıyla ülke genel politikaları açısından liberal ağırlıklı bir parti olsa bile SOSYAL DEMOKRAT eğilim, partinin demografik içeriğindeki seçmen kitlesine parti yönetimine veya milletvekili rengine yeterince yansımamaktaydı. 2003 ve hatta (28 Şubat'ın da etkisiyle) 2007 genel seçimlerinde iktidar olurken muktedir de olabilmek adına akdedite olmuş adaylarla veya merkeze yakın adaylarla yoluna devam etmiştir. Bu nedenle AK Partideki 4. eğilim sathidir.<br />
<br />
2. CHP'nin (geçen haftaki yazımızda da konu ettiğimiz gibi,) ümit olmaktan çıkması, kayıkçı kavgasından kurtulamaması, partide bulunan gerek iç gerek dış çevrede etki sahibi kişileri alternatif düşüncelere sürükledi. İktidardan uzun dönemde formel veya informel ikbal uman kimi omurgasız (esnek)) sosyal demokratlar AK Parti ile şu ya da bu şekilde eklemlenmeyi başarmış ve bu noktada önemli mesafeler almışlardır. Bu kesimin omurgasız yapıları AK Parti tarafından bilinse de pragmatizm ortak paydasında içselleştirilmiştir.<br />
<br />
3- CHP nin ülke geneli kurumsal muhalefet eksikliği, MHP tarafından tam olarak tamamlanamadığı için, alternatif politikalar veya farklı görüşler adına tek çıkar yol kalıyordu. AK Partinin içeriğinde şimdiye kadar varolan muhafazakar, liberal ve milliyetçi eğilime 4. eğilimin eklenmesiydi. Bu süreç ilk olarak Ertuğrul Günay'la başlamış aynı şekilde Antep'ten Şamil Tayyar ve İzmir'den İlknur Denizli gibi sosyal demokrat çizgiden gelen isimleri listesine katmıştır. Ancak bu yönelim, hiç bir zaman AK Parti içinde sosyal demokrat kitlenin belirgin bir şekilde temsil edildiğini göstermiyordu. Bu günden sonrası için de siyaseten bir ekstrapolasyon yapmak neredeyse imkansız gibi bir durumdur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SONUÇ</span>:<br />
<br />
2012 itibarıyla, AK Parti, bünyesindeki 4. eğilimin eksikliğini malesef hissetmemektedir. Bunda partinin kronikleşmiş yükseliş trendinin etkisi de büyüktür. İşin bir başka önemli boyutu da, AK parti saflarına katılmış olan sosyal demokrat isimlerin, zaman içinde ana bünye içinde hızlı bir şekilde asimile olduklarıdır. hatta bu süreci asimilasyon olarak değil belki de siyaseti öğrenme süreci olarak tanımlamak daha yerinde olacaktır.<br />
<br />
Ne var ki, gerek dünyadaki sosyal demokrasini akıbeti gerekse Türkiyedeki sosyal demokrasinin durumu AK partinin bu eksikliği hissetmemesine neden olmakta. Öte yandan AK Parti de zaten nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan ve siyaseten oy deposu olarak görülen en yoksul kitleleri hedef aldığından dolayı halk nezdinde böyle bir eksiklik hissedilmemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Bütün bunları göz önüne aldığımızda düne kadar tanımı yapılan dört eğilim bu gün için eskisi kadar bir anlam taşımamaktadır. Hatta, bunun yerini etnik köken üzerinden yapılan siyaset kombinasyonları almıştır. Bu başkalaşım trendinin 10 yıl sonrası ise gerçek anlamda belirsizdir.<br />
</span><br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dalga Terapisi]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3166</link>
			<pubDate>Tue, 13 Mar 2012 22:16:23 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3166</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: x-large;"><span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;">Dalga Terapisi</span></span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">04 Mart 2012</span></span><br />
<img src="http://www.resimrehberi.com/files/file/dalga3.jpg" border="0" alt="[Resim: dalga3.jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">Kişisel Gelişimde ve Self Motivasyonda Dalga Terapisi:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Evet.</span> Bir pazar yazısı için ağır bir konu diye düşünebilirsiniz. Haklı olabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hayır.</span> Düşündüğünüz gibi değil. Yıllardır okurlarım bilir ki, pazar yazılarımda arada bir iğne batırsam da, genellikle onları daha mutlu ve daha başarılı kılmak için gayret etmişimdir. O nedenle kişisel gelişimde / self motivasyonda veya kendi kendine motivasyonda "dalga terapisi"ni sizinlepaylaşmak istiyorum. Zira bu terapi yöntemi dünyada belirttiğim şekliyle ilk olarak ortaya konulmakta ve kamuoyuna deklare edilmektedir.<br />
Bu alanda literatür araştırması yaptığınızda konuyla ilgili bir sonuç bulamamış olabilirsiniz. Zaten ben de hayatımın varlık nedeni olarak, dünya varolduğu günden bu yana hep kimsenin düşünmediği, kimsenin bakmadığı kimsenin tenezzül edip ilgilenmediği konulara özgün yöntemlerimle eğilmeyi tercih etmişimdir.<br />
<br />
Şöyle yordamlamayla bir araştırma yaptığınızda, dalga terapisinin şimdiye kadar iki alanda kullanıldığını görürsünüz. Bunlardan birisi, cihaz ile olan dalga terapisi ki, bu selülit tedavisinde kullanılır. Bu bizim büyük ölçüde ilgi alanımızın dışındadır. İkincisi ise, kısmen ilgi alanımız kapsamında olsa da, kişisel gelişimde ya da self motivasyonda dalga terapisi ile bir ilgisi olmayıp daha çok nörolojik veya nöroşirurjik çözümlemelerde kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kişisel Gelişimde Dalga Terapisi İçin Gerekli Malzemeler:</span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Bu terapi için hiç bir malzeme ve para harcamanıza gerek yoktur.</span></span> <span style="font-weight: bold;">Tek yapmanız gereken, ister çok ister az dalgalı bir deniz kenarına (sahile) gitmeniz, ve dalga ile kendiniz arasına makul olan 5.5 insan boyu mesafede konumlanmanızdır. Yani dünya dengesinin de ölçüsü olan altın orana* göre, kendi boy uzunluğunuza göre, boyunuzu altın oranın uzun tarafına sabitlerseniz, siz kısa tarafında olacağınız şekilde altın oranın çizgisinin uzun tarafını iki adam boyu kabul edersek, yaklaşık olarak kendi boyunuza göre, 5.5 insan boyu mesafede konumlanmalısınız.</span> Dalga çok ise ve bu mesafeye kadar denizin suyundan ıslanma ihtimaliniz varsa, yine altın oranı korumanız kaydıyla (altın dikdörtgene göre, iki insan boyu yükseklikte bir yerde konumlanmalısınız. Fiili dalga bitim sınırı ile sizin aranızdaki mesafe dalga ile olan etkileşiminizin maksimum olması açısından önemlidir.<br />
<br />
Son olarak yaklaşık yarım saat olası oturma sürenize göre, oturacağınız yer, rahat ve üşümeyeceğiniz bir zemin veya oturak veya yaygı yoksa bile dış giysi olmalıdır. Burada önemli olan, ilk olarak dalga ile mesafenin iyi ayarlanması, ikinci olarak oturacağınız yerin yarım saatlik süre boyunca sizi rahatsız etmeyecek bir yer olması, üçüncü olarak sizi terapiden alıkoyacak veya terapinizi bölecek eksi dışsallığın olmaması. Bu nedenle, dalga terapisi için sahile yalnız gitmeniz veya bir kaç arkadaşınızla gidecekseniz eğer, onların da bireysel terapi yapacak olması konsantrasyonunuzu bölecek bir dışsallık oluşmaması açısından önemlidir. Son olarak, cep telefonunuzu mutlak surette terapi boyunca tam olarak kapatmanız gerekecektir. Telefonunuzu titreşime almanız, terapi manyetizmasını bozacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Koşullanma Ön Hazırlığı:</span><br />
<br />
Dalga terapisi için önce kendinizi koşullandırmalısınız. Bunun için mutlak surette oturduğunuz yer rahat olmalı, vücut iskelet yapınız mutlak surette oturma vaziyetinde olmalı, mümkünse ayaklar aşağı salınmış değil, bağdaş kurma pozisyonunda olmalısınız. Ellerin konumu farketmez ama tercihen parmak uçları deniz dalgasına bakıyor olması gereklidir. İklim kış ise, kıyafetiniz sizi soğuktan koruyacak kadar kalın, iklim yaz ise, yarım saat boyunca sıcaktan rahatsız olmayacak kadar üzerinizin ince olması gerekir. Kısaca, yarım saat boyunca rahatsız olmamanız gereklidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Koşullanma İçin Zihin Hazırlığı:</span><br />
<br />
Koşullanma için önce beyninizi düşünün. Beyninizin sağ ve sol yarım küresini kendi kendinize optimize etmelisiniz. Sağ yarım kürede üreteceğiniz dalga yüksekliğiniz fazla olursa daha fazla stres ve aneksiyete durumu ortaya çıkacaktır. Sol yarım kürede üreteceğiniz beyin dalgası da kalıcı bir etki bırakmayacaktır. Bunun için beyninizin her iki yarım küresinde başlangıcı sağ yarım küre olarak açacaksınız. Sonra buradaki dalgaları sol yarım küre ile koordineli olarak açacaksınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Koşullanma ve Dalga İle Etkileşim:</span><br />
<br />
Sıra koşullanma evresine geldi. Dalga tam sizin önünüzde olmalı ve başınızı çevirererk değil doğrudan düz olarak dalgayı görmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">UYGULAMA:<br />
<br />
Uygulama Öncesi Varsayımlar:</span><br />
<br />
1. Dalgalar peş peşedir, her dalga yaşamda ayrı olayı  temsil eder.<br />
<br />
2. Her dalganın özelliği bir önceki dalganın özelliğinden farklı olduğu gibi,  her birey için her dalga ayrı olayları yansıtır.<br />
<br />
3. Her an denizde uzun veya kısa, büyük ya da küçük mutlaka dalga olduğu gibi, her bireyin yaşamında uzun veya kısa büyük veya küçük olaylar kaçınılmazdır.<br />
<br />
4. Denizin dalga sıklığı, büyüklüğü, uzunluğu mevsime ve günün saatlerine ve de gelgit olaylarına göre değiştiği gibi, insanların hayatlarında da olayların etkisi, büyüklüğü, süresi insanların karaterine göre farkıldır ve farklı etkilere sahiptir.<br />
<br />
5. Dalga yüksekliğinin ve kırılma noktasından itibaren ilk şokta su yüzeyi alabora olduğu gibi, insan yaşamında da olayın şokunda herşeyin altüst olması olağandır. Bu nedenle dalganın hareketi, uzun dönemde suyun kimyasında fiziksel görünümün dışında bir etkiye sahip değildir. İnsanların yaşamında da varolagelen olaylar, insanların karakterinde veya genetik yapısında uzun süreli bazı değişiklikler olsa da kalıcı etkiye sahip değillerdir.<br />
<br />
6. Dalgaların yönü hep aynıdır, her dalga kıyıdaki mikro kıvrımlara duyarsız olsa da, sahile paralel uzanır. İnsan yaşamında da istisnaları olsa da, esas olarak geçmişteki olaylar gelecekteki olayları etkileyecektir. Bu açıdan kalıcı çözümleme için sadece bu günün verileri yetersizdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Terapinin Fiili Uygulaması:</span><br />
<br />
1. Bakışınızla önce ufuk çizgisinden kıyıya doğru yavaş yavaş dalgaya yaklaşacak şekilde ilerleyin. Bu yolculuk ufuk çizgisinden dalga kırımlarına kadar yaklaşık en az 120 saniye sürmelidir. Bu süre boyunca, denizin düzgün yerlerine koşullanarak, doğanın dengesini ve sukuneti düşünün. Olayların çözümlemesine olağan dönemden itibaren başlayın.<br />
<br />
2. İlk iki dakika sonrası dalga kırım çizgisine bakmaya başlıyorsunuz. Ve bu anda evrende var olan, <span style="font-weight: bold;">YİN ve YANG</span> ı düşünüyorsunuz. Yin Yang, ateş toprak, kara deniz, sıcak soğuk, iyilik kötülük, doğru yanlış vb. birbirine zıt olan varlıkların dünya dengesini sağladığına ilişkin Çin düşünce sistemidir. Her şey zıddıyla bilinir öngörüsü ve inancına göre, karmaşıkların veya sorunların hayatın olağan olguları olduğunu düşünün.<br />
<br />
3. Dalgaya gözünüzü odakladığınızda, dalganın oluşmaya başladığı çizgiden en üst seviyeye kadar beyninizin sağ yarım küresi ile izleyin. Dalganın kırım sorası çizgisi ve köpüklerinin serimine kadarki bölgeyi beyninizin sol yarım küresi ile izleyin. Bu sizin elinizde değil zannetmeyin. Siz dediğim noktaları dediğim gibi beynizin ilgili yarım küresiyle düşünmeye çalışın yeterlidir. Beyin zaten otomatik olarak algı ayrımını yapacaktır.<br />
<br />
Beyninizin sağ yarım küresi aksiyonu, sol yarım küresi onun sonuçlarını ve yatıştırma evresini izleyecektir.<br />
<br />
4. Siz her bir sorununuzu çözmek veya çözümlemek için ayrı bir dalga izlemelisiniz. Her bir olaya ilişkin sürecin ufuk çizgisinden başlayıp, dalga bölgesine ve dalga üst sınırına en son aşama da kırım ve enerji yoğunlaşması ile kırım sonrası serilmeye kadarki yeri veya alanı kapsadığı unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu izleme süreci size yaşamınızda ne kadar eksi dışsallık, (yaşamda sizi olumsuz etkileyecek neler ise onlar) varsa her biri için tekrar edilmelidir. Ve yarım saat boyunca sizi en fazla olumsuz etkilemekte olanlardan başlamak üzere bu faktörlere karşı belirtilen varsayımları dikkate alarak kendi çözümünüzü kendiniz üreteceksiniz.<br />
<br />
Her bir eksi dışsallık için ufuk çizgisinden itibaren dalganın serilme (boşalma sürecine kadar şu düşün zinciri takip edilir:<br />
<br />
5. Ufuk çizgisi, olayların başlama çizgisidir. Çizgiden itibaren düzlük ve dinginlik, gelişme evresindeki önce farkedilmeyen sonra yavaş yavaş farkedilecek olay veya olgulardır.<br />
<br />
6. Dalgaların ilk oluşma çizgisi, olayların başlangıcındaki alt olay parçalarını, bu noktadan dalgaların kıvrımı anındaki en yüksek çizgi ise, olayların gelişim anının alabileceği boyut, kıvrılma anı, olaylardaki bardağı taşıran son noktanın hassasiyetini, kıvrılma anından itibaren ilk sarsıntıdan serilme başlangcına kadarki süreç ise, şok sürecinin boyutlarını, serilme anından itibaren, olayların sukunete erme/kavuşma sürecini temsil eder.<br />
<br />
7. Kişisel hayatımızda veya iş hayatımızda bütün olarak her bir dalga ve süreci defalarca varolagelmekte ve asıl yaşam başarı ve hayattaki motivasyonda önemli olan, dalganın kaynağından kıvrılma anındaki ve ilk şok sürecine kadar geçen zaman diliminin iyi yönetilmesidir. Her bir olay, dalganın doğallığı gibi, bir sürece tabi olduğunu evrenin ve insanların bir yaşı olduğu gibi, olayların da zaman diliminde bir süreç ve ömrü olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
Bu birbirini takip eden süreçlerin birbiriyle başarılı olarak ilintilendirip sıralamayı yapabilmek, hayattaki eksi dışsallıkları artı dışsallığa dönüştürebilmemizin kapısını açacaktır.<br />
<br />
Sevgili pazarcı dostlar, bu pazar da sizlere bizzatihi <span style="font-weight: bold;">kendi yöntemim olan, </span>kendi kendine motivasyonda bilfiil uyguladığım ve her zaman çok iyi sonuçlar aldığım dalga terapisini paylaşmış oldum. Self motivasyonda dalga terapisinin tüm hakları Ahmet Fidan'a aittir. İzinsiz olarak kaynak belirtilmeksizin hiç bir şekilde kısmen veya tamamen kullanılamaz.<br />
<br />
*<span style="font-weight: bold;">Altın Oran:</span> Dünyadaki canlı cansız bütün varlık ve düzenlerin bütün parça ilişkisinde geometrik/fiziksel açıdan en ideal ölçü/oran  birimidir. Platona göre, kozmik fiziğin anahtarı olan altın oran, yıldız şeklinden salyangozun spiraline, bal peteğinden pramide, klasik Osmanlı ve Roma mimarisindeki yapı ölçülerinden insan yüzünden dünya üzerindeki kabe-i muazzama'nın yerleşimine kadarki çoğu alanda varolan ölçüdür. Bu ölçü öyle bir ölçüdür ki, doğru öyle bir noktadan bölünmelidir ki; küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın  bütün doğruya oranına eşit olsun. Bu altın oran, evrenin yaradılışında varken insanlar tarafından ne zaman keşfedildiği bilinmemektedir.<br />
<br />
Pazar kahveniz köpüklü, çözümlemeleriniz başarılı ve köklü olsun. Kalın haftaya dek sağlıcakla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png" border="0" alt="[Resim: ahmet-fidan-pazar-yazisi-www.bilgiagi.net.png]" /><br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: x-large;"><span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;">Dalga Terapisi</span></span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">04 Mart 2012</span></span><br />
<img src="http://www.resimrehberi.com/files/file/dalga3.jpg" border="0" alt="[Resim: dalga3.jpg]" /><br />
<br />
<span style="color: #8B4513;"><span style="font-weight: bold;">Kişisel Gelişimde ve Self Motivasyonda Dalga Terapisi:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Evet.</span> Bir pazar yazısı için ağır bir konu diye düşünebilirsiniz. Haklı olabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hayır.</span> Düşündüğünüz gibi değil. Yıllardır okurlarım bilir ki, pazar yazılarımda arada bir iğne batırsam da, genellikle onları daha mutlu ve daha başarılı kılmak için gayret etmişimdir. O nedenle kişisel gelişimde / self motivasyonda veya kendi kendine motivasyonda "dalga terapisi"ni sizinlepaylaşmak istiyorum. Zira bu terapi yöntemi dünyada belirttiğim şekliyle ilk olarak ortaya konulmakta ve kamuoyuna deklare edilmektedir.<br />
Bu alanda literatür araştırması yaptığınızda konuyla ilgili bir sonuç bulamamış olabilirsiniz. Zaten ben de hayatımın varlık nedeni olarak, dünya varolduğu günden bu yana hep kimsenin düşünmediği, kimsenin bakmadığı kimsenin tenezzül edip ilgilenmediği konulara özgün yöntemlerimle eğilmeyi tercih etmişimdir.<br />
<br />
Şöyle yordamlamayla bir araştırma yaptığınızda, dalga terapisinin şimdiye kadar iki alanda kullanıldığını görürsünüz. Bunlardan birisi, cihaz ile olan dalga terapisi ki, bu selülit tedavisinde kullanılır. Bu bizim büyük ölçüde ilgi alanımızın dışındadır. İkincisi ise, kısmen ilgi alanımız kapsamında olsa da, kişisel gelişimde ya da self motivasyonda dalga terapisi ile bir ilgisi olmayıp daha çok nörolojik veya nöroşirurjik çözümlemelerde kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kişisel Gelişimde Dalga Terapisi İçin Gerekli Malzemeler:</span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Bu terapi için hiç bir malzeme ve para harcamanıza gerek yoktur.</span></span> <span style="font-weight: bold;">Tek yapmanız gereken, ister çok ister az dalgalı bir deniz kenarına (sahile) gitmeniz, ve dalga ile kendiniz arasına makul olan 5.5 insan boyu mesafede konumlanmanızdır. Yani dünya dengesinin de ölçüsü olan altın orana* göre, kendi boy uzunluğunuza göre, boyunuzu altın oranın uzun tarafına sabitlerseniz, siz kısa tarafında olacağınız şekilde altın oranın çizgisinin uzun tarafını iki adam boyu kabul edersek, yaklaşık olarak kendi boyunuza göre, 5.5 insan boyu mesafede konumlanmalısınız.</span> Dalga çok ise ve bu mesafeye kadar denizin suyundan ıslanma ihtimaliniz varsa, yine altın oranı korumanız kaydıyla (altın dikdörtgene göre, iki insan boyu yükseklikte bir yerde konumlanmalısınız. Fiili dalga bitim sınırı ile sizin aranızdaki mesafe dalga ile olan etkileşiminizin maksimum olması açısından önemlidir.<br />
<br />
Son olarak yaklaşık yarım saat olası oturma sürenize göre, oturacağınız yer, rahat ve üşümeyeceğiniz bir zemin veya oturak veya yaygı yoksa bile dış giysi olmalıdır. Burada önemli olan, ilk olarak dalga ile mesafenin iyi ayarlanması, ikinci olarak oturacağınız yerin yarım saatlik süre boyunca sizi rahatsız etmeyecek bir yer olması, üçüncü olarak sizi terapiden alıkoyacak veya terapinizi bölecek eksi dışsallığın olmaması. Bu nedenle, dalga terapisi için sahile yalnız gitmeniz veya bir kaç arkadaşınızla gidecekseniz eğer, onların da bireysel terapi yapacak olması konsantrasyonunuzu bölecek bir dışsallık oluşmaması açısından önemlidir. Son olarak, cep telefonunuzu mutlak surette terapi boyunca tam olarak kapatmanız gerekecektir. Telefonunuzu titreşime almanız, terapi manyetizmasını bozacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Koşullanma Ön Hazırlığı:</span><br />
<br />
Dalga terapisi için önce kendinizi koşullandırmalısınız. Bunun için mutlak surette oturduğunuz yer rahat olmalı, vücut iskelet yapınız mutlak surette oturma vaziyetinde olmalı, mümkünse ayaklar aşağı salınmış değil, bağdaş kurma pozisyonunda olmalısınız. Ellerin konumu farketmez ama tercihen parmak uçları deniz dalgasına bakıyor olması gereklidir. İklim kış ise, kıyafetiniz sizi soğuktan koruyacak kadar kalın, iklim yaz ise, yarım saat boyunca sıcaktan rahatsız olmayacak kadar üzerinizin ince olması gerekir. Kısaca, yarım saat boyunca rahatsız olmamanız gereklidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Koşullanma İçin Zihin Hazırlığı:</span><br />
<br />
Koşullanma için önce beyninizi düşünün. Beyninizin sağ ve sol yarım küresini kendi kendinize optimize etmelisiniz. Sağ yarım kürede üreteceğiniz dalga yüksekliğiniz fazla olursa daha fazla stres ve aneksiyete durumu ortaya çıkacaktır. Sol yarım kürede üreteceğiniz beyin dalgası da kalıcı bir etki bırakmayacaktır. Bunun için beyninizin her iki yarım küresinde başlangıcı sağ yarım küre olarak açacaksınız. Sonra buradaki dalgaları sol yarım küre ile koordineli olarak açacaksınız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Koşullanma ve Dalga İle Etkileşim:</span><br />
<br />
Sıra koşullanma evresine geldi. Dalga tam sizin önünüzde olmalı ve başınızı çevirererk değil doğrudan düz olarak dalgayı görmelisiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">UYGULAMA:<br />
<br />
Uygulama Öncesi Varsayımlar:</span><br />
<br />
1. Dalgalar peş peşedir, her dalga yaşamda ayrı olayı  temsil eder.<br />
<br />
2. Her dalganın özelliği bir önceki dalganın özelliğinden farklı olduğu gibi,  her birey için her dalga ayrı olayları yansıtır.<br />
<br />
3. Her an denizde uzun veya kısa, büyük ya da küçük mutlaka dalga olduğu gibi, her bireyin yaşamında uzun veya kısa büyük veya küçük olaylar kaçınılmazdır.<br />
<br />
4. Denizin dalga sıklığı, büyüklüğü, uzunluğu mevsime ve günün saatlerine ve de gelgit olaylarına göre değiştiği gibi, insanların hayatlarında da olayların etkisi, büyüklüğü, süresi insanların karaterine göre farkıldır ve farklı etkilere sahiptir.<br />
<br />
5. Dalga yüksekliğinin ve kırılma noktasından itibaren ilk şokta su yüzeyi alabora olduğu gibi, insan yaşamında da olayın şokunda herşeyin altüst olması olağandır. Bu nedenle dalganın hareketi, uzun dönemde suyun kimyasında fiziksel görünümün dışında bir etkiye sahip değildir. İnsanların yaşamında da varolagelen olaylar, insanların karakterinde veya genetik yapısında uzun süreli bazı değişiklikler olsa da kalıcı etkiye sahip değillerdir.<br />
<br />
6. Dalgaların yönü hep aynıdır, her dalga kıyıdaki mikro kıvrımlara duyarsız olsa da, sahile paralel uzanır. İnsan yaşamında da istisnaları olsa da, esas olarak geçmişteki olaylar gelecekteki olayları etkileyecektir. Bu açıdan kalıcı çözümleme için sadece bu günün verileri yetersizdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Terapinin Fiili Uygulaması:</span><br />
<br />
1. Bakışınızla önce ufuk çizgisinden kıyıya doğru yavaş yavaş dalgaya yaklaşacak şekilde ilerleyin. Bu yolculuk ufuk çizgisinden dalga kırımlarına kadar yaklaşık en az 120 saniye sürmelidir. Bu süre boyunca, denizin düzgün yerlerine koşullanarak, doğanın dengesini ve sukuneti düşünün. Olayların çözümlemesine olağan dönemden itibaren başlayın.<br />
<br />
2. İlk iki dakika sonrası dalga kırım çizgisine bakmaya başlıyorsunuz. Ve bu anda evrende var olan, <span style="font-weight: bold;">YİN ve YANG</span> ı düşünüyorsunuz. Yin Yang, ateş toprak, kara deniz, sıcak soğuk, iyilik kötülük, doğru yanlış vb. birbirine zıt olan varlıkların dünya dengesini sağladığına ilişkin Çin düşünce sistemidir. Her şey zıddıyla bilinir öngörüsü ve inancına göre, karmaşıkların veya sorunların hayatın olağan olguları olduğunu düşünün.<br />
<br />
3. Dalgaya gözünüzü odakladığınızda, dalganın oluşmaya başladığı çizgiden en üst seviyeye kadar beyninizin sağ yarım küresi ile izleyin. Dalganın kırım sorası çizgisi ve köpüklerinin serimine kadarki bölgeyi beyninizin sol yarım küresi ile izleyin. Bu sizin elinizde değil zannetmeyin. Siz dediğim noktaları dediğim gibi beynizin ilgili yarım küresiyle düşünmeye çalışın yeterlidir. Beyin zaten otomatik olarak algı ayrımını yapacaktır.<br />
<br />
Beyninizin sağ yarım küresi aksiyonu, sol yarım küresi onun sonuçlarını ve yatıştırma evresini izleyecektir.<br />
<br />
4. Siz her bir sorununuzu çözmek veya çözümlemek için ayrı bir dalga izlemelisiniz. Her bir olaya ilişkin sürecin ufuk çizgisinden başlayıp, dalga bölgesine ve dalga üst sınırına en son aşama da kırım ve enerji yoğunlaşması ile kırım sonrası serilmeye kadarki yeri veya alanı kapsadığı unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu izleme süreci size yaşamınızda ne kadar eksi dışsallık, (yaşamda sizi olumsuz etkileyecek neler ise onlar) varsa her biri için tekrar edilmelidir. Ve yarım saat boyunca sizi en fazla olumsuz etkilemekte olanlardan başlamak üzere bu faktörlere karşı belirtilen varsayımları dikkate alarak kendi çözümünüzü kendiniz üreteceksiniz.<br />
<br />
Her bir eksi dışsallık için ufuk çizgisinden itibaren dalganın serilme (boşalma sürecine kadar şu düşün zinciri takip edilir:<br />
<br />
5. Ufuk çizgisi, olayların başlama çizgisidir. Çizgiden itibaren düzlük ve dinginlik, gelişme evresindeki önce farkedilmeyen sonra yavaş yavaş farkedilecek olay veya olgulardır.<br />
<br />
6. Dalgaların ilk oluşma çizgisi, olayların başlangıcındaki alt olay parçalarını, bu noktadan dalgaların kıvrımı anındaki en yüksek çizgi ise, olayların gelişim anının alabileceği boyut, kıvrılma anı, olaylardaki bardağı taşıran son noktanın hassasiyetini, kıvrılma anından itibaren ilk sarsıntıdan serilme başlangcına kadarki süreç ise, şok sürecinin boyutlarını, serilme anından itibaren, olayların sukunete erme/kavuşma sürecini temsil eder.<br />
<br />
7. Kişisel hayatımızda veya iş hayatımızda bütün olarak her bir dalga ve süreci defalarca varolagelmekte ve asıl yaşam başarı ve hayattaki motivasyonda önemli olan, dalganın kaynağından kıvrılma anındaki ve ilk şok sürecine kadar geçen zaman diliminin iyi yönetilmesidir. Her bir olay, dalganın doğallığı gibi, bir sürece tabi olduğunu evrenin ve insanların bir yaşı olduğu gibi, olayların da zaman diliminde bir süreç ve ömrü olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
Bu birbirini takip eden süreçlerin birbiriyle başarılı olarak ilintilendirip sıralamayı yapabilmek, hayattaki eksi dışsallıkları artı dışsallığa dönüştürebilmemizin kapısını açacaktır.<br />
<br />
Sevgili pazarcı dostlar, bu pazar da sizlere bizzatihi <span style="font-weight: bold;">kendi yöntemim olan, </span>kendi kendine motivasyonda bilfiil uyguladığım ve her zaman çok iyi sonuçlar aldığım dalga terapisini paylaşmış oldum. Self motivasyonda dalga terapisinin tüm hakları Ahmet Fidan'a aittir. İzinsiz olarak kaynak belirtilmeksizin hiç bir şekilde kısmen veya tamamen kullanılamaz.<br />
<br />
*<span style="font-weight: bold;">Altın Oran:</span> Dünyadaki canlı cansız bütün varlık ve düzenlerin bütün parça ilişkisinde geometrik/fiziksel açıdan en ideal ölçü/oran  birimidir. Platona göre, kozmik fiziğin anahtarı olan altın oran, yıldız şeklinden salyangozun spiraline, bal peteğinden pramide, klasik Osmanlı ve Roma mimarisindeki yapı ölçülerinden insan yüzünden dünya üzerindeki kabe-i muazzama'nın yerleşimine kadarki çoğu alanda varolan ölçüdür. Bu ölçü öyle bir ölçüdür ki, doğru öyle bir noktadan bölünmelidir ki; küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın  bütün doğruya oranına eşit olsun. Bu altın oran, evrenin yaradılışında varken insanlar tarafından ne zaman keşfedildiği bilinmemektedir.<br />
<br />
Pazar kahveniz köpüklü, çözümlemeleriniz başarılı ve köklü olsun. Kalın haftaya dek sağlıcakla.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Not:</span><br />
<br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[CHP Kongresinin Ardından, 28 Şubat Değerlendirmesi]]></title>
			<link>http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3164</link>
			<pubDate>Thu, 01 Mar 2012 22:47:16 +0000</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.siyasalforum.org/showthread.php?tid=3164</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">CHP Kongresinin Ardından, 28 Şubat Değerlendirmesi</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">28 Şubat 2012</span></span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/chp-ve-altiokcafcaf-yuksel.JPG" border="0" alt="[Resim: chp-ve-altiokcafcaf-yuksel.JPG]" /><br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">28 Şubattan 28 Şubata, Yakın Dönem Türk Siyasal Hayatına Kısa Bir Bakış</span></span><br />
<br />
Aslında bu değerlendirmeyi dün yani 27 Şubat tarihinde yapacaktım. Ama malesef yoğun iş temposu nedeniyle fırsat bulamadım. Kısmet bu MANİDAR güne veya tarihe denk geldi.<br />
<br />
CHP 16. Olağanüstü Kurultayı ve hemen ardından 17. Olağanüstü Kurultayı sona erdi. İstikrarlı bir şekilde sol oylardakiazalma trendi devam ederken, CHP yine politikasını halkı algılama ve kendini tanımlama noktasında revizyona gitmek yerine, kayıkçı kavgası gibi, yine iç hesaplaşmalarla dolu, koltuk mücadeleleriyle dolu bir süreci daha geride bıraktı.<br />
<br />
Görünüşe göre, Kılıçdaroğlu biri yapay biri gerçekçi kümülatif ve realistik olarak baktığımızda aslında her ikisi de yapay olan kurultaylar zincirinden başarıyla çıktı. Bu öyle bir başarı ki, bu zafere uluslararası ilişkilerde ve yönetim bilimi literatüründeki tabirle <span style="font-weight: bold;">"pirus zaferi"</span> denilmektedir. Kaybeden tarafın kaybettiği gibi kazanan tarafın da pire kadar ancak bir avantaj elde ettiği bir zaferdir pirus zaferi.<br />
<br />
Şimdiye kadar belki onlarca makale yazdık. CHP artık bakış açısını, skolastik örgüt yapısını, vizyonunu değiştirmelidir. Bu yönde köklü bir değişim olmadığı sürece CHP patinaj yapmaya devam edecektir. Bu günkü haliyle CHP sektör partisi haline gelmiştir. Yani tok satıcı misali, belli potansiyel bir oy oranına oturup onun üzerinden siyaset yapmakta. Ama CHP bilmiyor ki, üzerinde oturmakta olduğu kronik oy kitlesi kronoljik olarak her bir jenerasyonda yüzde on oranında erimektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana artık bir sonraki jenerasyonda CHP nin oyu tek rakamlı sayılara bile inebilecektir. Felaket tellalı gibi bunları ortaya koymuyorum. Ben sadece her zamanki gibi, fütürist bir yazar kimliğimle 2020-2025 yıllarındaki fotoğrafı okuyorum. Tabi şimdi diyeceklerdir, ohooo, hele o tarihleri bir görelim de kim öle kim kala... Doğru ya, Türkiye'de politika gelecek nesiller değil gelecek seçimler üzerine oturmakta. Bu kadar uzun erimli bir projeksiyon yapsa yapsa ishal yapar.<br />
<br />
CHP ve Mustafa Sarıgül'ün bizzat kendisi el birliğiyle MUSTAFA SARIGÜL'ü harcamış ve bu konuda şahsımın ümitli olduğu son kişi de gerek kendisi gerekse yüce partisi tarafından kurban edilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Güzel Yanlarını Görmeye Çalışırsak:</span><br />
<br />
CHP Cumhuriyetimizin yadigarı bir partidir. CHP bütün partilerin anası bir partidir. CHP bütün partilerin duayenidir. CHP bu gün için liberal ve sosyal demokrat kitlenin can simididir. Hatta son zamanlarda levantenlerin tek umududur. CHP kim ne derse desin demokrasiyi bütüncül olarak işleten bir partidir. Ama ne gariptir ki, bütün süreç demokratik olarak işlerken, son noktada parti lideri şimdiye kadar hep FAŞİZAN ve ZORBA bir darbeyle demokratik süreçleri ve açılım ve atılımları, aykırı sesleri yerle bir etmektedir. Son GURULTAYLAR pardon KURULTAYLAR zincirinde Kılıçdaroğlu aynı hemleyi özellikle Mersin Milletvekili Gök ve ekip arkadaşlarına karşı yapmış ve Gök ve Ekibi refüze edilmiştir.<br />
<br />
Teknik anlamda, gurultaylar son derece güzel hazırlanmıştı. Yağ yakıt ve enformasyon ikmali son derece başarılıydı. Hizmet kıtası tam teşekküllü çalıştı ve en azından sandalyelerin havada uçuşmadığı bir gurultayı geride bıraktık. TRT televizyonu da tarafsız bir kuruluş olduğundan dolayı gurultayı canlı olarak tam zamanlı olarak yayınladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">CHP Den 28 Şubat'a Yönelirsek:</span><br />
<br />
Sol veya demokratik sol iktidar, 28 Şubat sürecinde koalisyon hükumeti içinde olmasına rağmen, kamuoyu da dahil olmak üzere büyük bir kitleyi istediği noktaya kadar taşımıştı. Ne var ki, her yükselişin bir şımarma dönemi mutlaka olur ve o şımarıklık çöküşün ilk adımlarıdır. Bu da o dönem için, refah Partisi'nin ve AK Partinin kapatılması, Erdoğan'ın bir şiir yüzünden hapse atılması, bütün dünyaya maskara olduğumuz Cumhurbaşkanlığı seçim süreci, (Abdullah Gül'ün seçilmemesi için yapılan zoraki hukuku dolanmalar) yine o dönemde derin devletin yaptığı faciaların ört bas edilemez hale gelmesi halkı fazlasıyla germiş ve halk ta teveccühünü çok doğal olarak MASUMDAN YANA KULLANARAK birinci, ikinci (yerel),  ücüncü referandum ve dördüncü genel seçimlerle masumdan yana olan tavrını sürdürmüştür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Aynı Nakarat Hep Aynı Aynı Olmasın!</span><br />
<br />
Dün 28 Şubat sürecinde fazlasıyla şımaran sol ve demokratik sol kesim ve liderleri nasıl ki bu şımarıklıklarının cezasını KONTRERGENEKON darbesiyle ki bu halk darbesiyle bir diğer tabirle halk ihtilaliyle çekmişlerdir, bu gün için de aynı durum söz konusu olabilir. O halde lafımız iktidaradır ve aynı şekilde sürecin tersinden yürümekte olduğu KONTRERGENEKON psikozunu yönetenleredir.<br />
<br />
Bu günkü süreçte, özellikle iktidar partisi akl-ı selimle hareket edip bir zamanlar mağdur oldukları hali unutmayıp karşı cephenin mağdur edilmemesi için dikkatli olmalıdır. Aksi takdirde, dün lehlerine olan mağdura yönelik hak koruması, yarın aleyhlerine dönebilir. Bu konuda gerek parti gerekse cemaat(ler) hassas olmalıdır. Bu konuyu bu kadar irdelemek bile yeterlidir zira özellikle iktidar partisinin milletvekili içeriği son derece sofistike ve aydın bir zümreden oluşmaktadır. Belki de Cumhuriyet döneminin en sofistike ve en eğitimli iktidar kadrosuna sahibiz. Araştırılması gereken bir konu. Bu nedenle iktidar bu cümlelerimden tafsilatlı olarak açılım yapacaktır. Yapmalıdır da. Yani bu satırlarım anlayanlar için çok şey ifade etmektedir.<br />
<br />
Günümüzün aydın, geleceğimizin ümit dolu ve güçlü, dünyada da sözü geçen ulus olma dilek veya temennilerimizle. Esen kalın efendim.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Not:</span><br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.bilgiagi.net/wp-content/uploads/yazar//dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png" border="0" alt="[Resim: dr-ahmet-fidan-wwwbilgiaginet_yeni.png]" /><br />
<span style="color: #0000CD;"><span style="font-size: x-large;"><span style="font-weight: bold;">CHP Kongresinin Ardından, 28 Şubat Değerlendirmesi</span></span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">28 Şubat 2012</span></span></span><br />
<br />
<img src="http://www.ahmetfidan.com/wp-content/uploads/chp-ve-altiokcafcaf-yuksel.JPG" border="0" alt="[Resim: chp-ve-altiokcafcaf-yuksel.JPG]" /><br />
<br />
<span style="color: #800000;"><span style="font-weight: bold;">28 Şubattan 28 Şubata, Yakın Dönem Türk Siyasal Hayatına Kısa Bir Bakış</span></span><br />
<br />
Aslında bu değerlendirmeyi dün yani 27 Şubat tarihinde yapacaktım. Ama malesef yoğun iş temposu nedeniyle fırsat bulamadım. Kısmet bu MANİDAR güne veya tarihe denk geldi.<br />
<br />
CHP 16. Olağanüstü Kurultayı ve hemen ardından 17. Olağanüstü Kurultayı sona erdi. İstikrarlı bir şekilde sol oylardakiazalma trendi devam ederken, CHP yine politikasını halkı algılama ve kendini tanımlama noktasında revizyona gitmek yerine, kayıkçı kavgası gibi, yine iç hesaplaşmalarla dolu, koltuk mücadeleleriyle dolu bir süreci daha geride bıraktı.<br />
<br />
Görünüşe göre, Kılıçdaroğlu biri yapay biri gerçekçi kümülatif ve realistik olarak baktığımızda aslında her ikisi de yapay olan kurultaylar zincirinden başarıyla çıktı. Bu öyle bir başarı ki, bu zafere uluslararası ilişkilerde ve yönetim bilimi literatüründeki tabirle <span style="font-weight: bold;">"pirus zaferi"</span> denilmektedir. Kaybeden tarafın kaybettiği gibi kazanan tarafın da pire kadar ancak bir avantaj elde ettiği bir zaferdir pirus zaferi.<br />
<br />
Şimdiye kadar belki onlarca makale yazdık. CHP artık bakış açısını, skolastik örgüt yapısını, vizyonunu değiştirmelidir. Bu yönde köklü bir değişim olmadığı sürece CHP patinaj yapmaya devam edecektir. Bu günkü haliyle CHP sektör partisi haline gelmiştir. Yani tok satıcı misali, belli potansiyel bir oy oranına oturup onun üzerinden siyaset yapmakta. Ama CHP bilmiyor ki, üzerinde oturmakta olduğu kronik oy kitlesi kronoljik olarak her bir jenerasyonda yüzde on oranında erimektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana artık bir sonraki jenerasyonda CHP nin oyu tek rakamlı sayılara bile inebilecektir. Felaket tellalı gibi bunları ortaya koymuyorum. Ben sadece her zamanki gibi, fütürist bir yazar kimliğimle 2020-2025 yıllarındaki fotoğrafı okuyorum. Tabi şimdi diyeceklerdir, ohooo, hele o tarihleri bir görelim de kim öle kim kala... Doğru ya, Türkiye'de politika gelecek nesiller değil gelecek seçimler üzerine oturmakta. Bu kadar uzun erimli bir projeksiyon yapsa yapsa ishal yapar.<br />
<br />
CHP ve Mustafa Sarıgül'ün bizzat kendisi el birliğiyle MUSTAFA SARIGÜL'ü harcamış ve bu konuda şahsımın ümitli olduğu son kişi de gerek kendisi gerekse yüce partisi tarafından kurban edilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Güzel Yanlarını Görmeye Çalışırsak:</span><br />
<br />
CHP Cumhuriyetimizin yadigarı bir partidir. CHP bütün partilerin anası bir partidir. CHP bütün partilerin duayenidir. CHP bu gün için liberal ve sosyal demokrat kitlenin can simididir. Hatta son zamanlarda levantenlerin tek umududur. CHP kim ne derse desin demokrasiyi bütüncül olarak işleten bir partidir. Ama ne gariptir ki, bütün süreç demokratik olarak işlerken, son noktada parti lideri şimdiye kadar hep FAŞİZAN ve ZORBA bir darbeyle demokratik süreçleri ve açılım ve atılımları, aykırı sesleri yerle bir etmektedir. Son GURULTAYLAR pardon KURULTAYLAR zincirinde Kılıçdaroğlu aynı hemleyi özellikle Mersin Milletvekili Gök ve ekip arkadaşlarına karşı yapmış ve Gök ve Ekibi refüze edilmiştir.<br />
<br />
Teknik anlamda, gurultaylar son derece güzel hazırlanmıştı. Yağ yakıt ve enformasyon ikmali son derece başarılıydı. Hizmet kıtası tam teşekküllü çalıştı ve en azından sandalyelerin havada uçuşmadığı bir gurultayı geride bıraktık. TRT televizyonu da tarafsız bir kuruluş olduğundan dolayı gurultayı canlı olarak tam zamanlı olarak yayınladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">CHP Den 28 Şubat'a Yönelirsek:</span><br />
<br />
Sol veya demokratik sol iktidar, 28 Şubat sürecinde koalisyon hükumeti içinde olmasına rağmen, kamuoyu da dahil olmak üzere büyük bir kitleyi istediği noktaya kadar taşımıştı. Ne var ki, her yükselişin bir şımarma dönemi mutlaka olur ve o şımarıklık çöküşün ilk adımlarıdır. Bu da o dönem için, refah Partisi'nin ve AK Partinin kapatılması, Erdoğan'ın bir şiir yüzünden hapse atılması, bütün dünyaya maskara olduğumuz Cumhurbaşkanlığı seçim süreci, (Abdullah Gül'ün seçilmemesi için yapılan zoraki hukuku dolanmalar) yine o dönemde derin devletin yaptığı faciaların ört bas edilemez hale gelmesi halkı fazlasıyla germiş ve halk ta teveccühünü çok doğal olarak MASUMDAN YANA KULLANARAK birinci, ikinci (yerel),  ücüncü referandum ve dördüncü genel seçimlerle masumdan yana olan tavrını sürdürmüştür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Aynı Nakarat Hep Aynı Aynı Olmasın!</span><br />
<br />
Dün 28 Şubat sürecinde fazlasıyla şımaran sol ve demokratik sol kesim ve liderleri nasıl ki bu şımarıklıklarının cezasını KONTRERGENEKON darbesiyle ki bu halk darbesiyle bir diğer tabirle halk ihtilaliyle çekmişlerdir, bu gün için de aynı durum söz konusu olabilir. O halde lafımız iktidaradır ve aynı şekilde sürecin tersinden yürümekte olduğu KONTRERGENEKON psikozunu yönetenleredir.<br />
<br />
Bu günkü süreçte, özellikle iktidar partisi akl-ı selimle hareket edip bir zamanlar mağdur oldukları hali unutmayıp karşı cephenin mağdur edilmemesi için dikkatli olmalıdır. Aksi takdirde, dün lehlerine olan mağdura yönelik hak koruması, yarın aleyhlerine dönebilir. Bu konuda gerek parti gerekse cemaat(ler) hassas olmalıdır. Bu konuyu bu kadar irdelemek bile yeterlidir zira özellikle iktidar partisinin milletvekili içeriği son derece sofistike ve aydın bir zümreden oluşmaktadır. Belki de Cumhuriyet döneminin en sofistike ve en eğitimli iktidar kadrosuna sahibiz. Araştırılması gereken bir konu. Bu nedenle iktidar bu cümlelerimden tafsilatlı olarak açılım yapacaktır. Yapmalıdır da. Yani bu satırlarım anlayanlar için çok şey ifade etmektedir.<br />
<br />
Günümüzün aydın, geleceğimizin ümit dolu ve güçlü, dünyada da sözü geçen ulus olma dilek veya temennilerimizle. Esen kalın efendim.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
Not:</span><br />
Bu yazı, <a href="http://www.bilgiagi.net" target="_blank">http://www.bilgiagi.net</a>, <a href="http://www.timeturk.com" target="_blank">http://www.timeturk.com</a>, <a href="http://www.bilgievreni.com" target="_blank">http://www.bilgievreni.com</a>, <a href="http://www.kamudanhaber.com" target="_blank">http://www.kamudanhaber.com</a>, <a href="http://www.siyasalforum.org" target="_blank">http://www.siyasalforum.org</a>, <a href="http://www.gazetecanik.com" target="_blank">http://www.gazetecanik.com</a>, <a href="http://www.gercekgazete.web.tr" target="_blank">http://www.gercekgazete.web.tr</a>, ile, Gazete Canik, Gerçek, vb. kağıt bası gazetelerde yayınlanmaktadır. Yazarın izni olmaksızın başka hiçbir yayın organında kaynak veya dipnot göstermeksizin kısmen veya tamamen alınamaz, çoğaltılamaz.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
